Realizm (Gerçekçilik) Akımı Hakkında Detaylı Bilgiler

Realizm Nedir? Ne Zaman ve Nerede Ortaya Çıkmıştır? Temsilcileri Kimlerdir?

Realizm akımı 19. yüzyılda Romantizmin aşırı duygusallığına tepki olarak Fransa’da doğmuştur. İlk büyük temsilcileri Fransız olmasına rağmen daha çok Fransa dışında taraftar bulmuştur.

Bu yüzyılda fen bilimlerindeki ve sosyal bilimlerdeki gelişmeler; olguların duygu, hayal ve metafizikle değil, maddi gerçeklerle açıklanması gereksinimini doğurmuştur. Bu nedenle sanatçılar, bir bilim adamı gibi davranarak gerçekleri olduğu gibi dile getirmişlerdir.

1857 yılında Gustave Flaubert’in “Madame Bovary” adlı romanıyla, realizmin, romantizm karşısında üstünlük sağladığı kabul edilmektedir.

Realizm Akımının Temel Özellikleri

Realizmde, duygu ve hayaller yerini, toplum ve insan gerçeklerine bırakır. Olaylara kalbin penceresinden değil aklın perspektifinden bakılır.

Konular gerçek hayattan alınır. Olay ve kişiler yaşanan ve yaşayan kişilerin benzerleridir. Hayali kahramanlar ve olaylar kurgulamak yerine gerçek yaşamda karşılaşılabilecek karakterlere yer verilir.

Kişilerin ruhî durumlarını etkileyen, onların kişiliklerini çizen çevre ve ortamın tanıtılmasına önem verilir.

Betimlemeler, yazarın gözüyle değil, kahramanın gözüyle yapılır. Yazar olayları aktarırken aradan çekilir ve kahramanlar kendilerini romanın sınırları içinde ifade eder.

Yazar, his ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır.

Eserlerde, olağanüstü olay ve kişilere yer verilmez. Masal tekniğinden ve şiirsel dilden uzak durulur. Bunun yerine modern anlatım tarzları benimsenir.

Söz oyunlarından uzak kalınarak dolambaçsız ve yalın bir anlatım tercih edilir. Ancak bu durum edebi anlayıştan uzak durulduğu anlamına gelmez. Sanatçı söz sanatlarını yerli yerinde ve abartıya kaçmadan kullanır.

Bu akıma göre, sanatın amacı sanat yapmaktır. Toplumsal bir amaç güdülmez.

Yaşanan ve gözlenen gerçekler bütün çıplaklığıyla anlatılmıştır.

İnsanın kişiliğinin oluşumunda çevrenin belirleyici etkisi olduğuna inanılarak çevre tasvirine büyük önem verilmiştir.

Eğitme amacı güdülmemiş; gözlem, araştırma ve belgelere dayanılarak yaşananlar anlatılmıştır.

Biçim güzelliğine önem verilmiş, dil ve anlatımda süsten kaçınılmıştır.

Sanatçılar eserlerinde kişiliğini gizlemiştir.

Tasvire verilen büyük önemin yanında realistler, roman, hikaye ve tiyatrolarının vakasındaki dramı ve vakanın eserin bütünlüğü içindeki fonksiyonunu en aza indirmeye çalışırlar.

Sanatçılar “Sanat, sanat içindir.” ilkesi ile yazarlar. Realizme göre sanatçı, ahlâk dersi ve öğüt vermez.

Realizme göre; sanatçı, his ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtmalıdır.

Realist eserlerde biçim güzelliği de en az konu kadar önemlidir. Üslup, süsten uzak, yapmacıksız ve kusursuz; dil seçkin olmalıdır.

Realizmde kişinin iç ve dış yapısını anlatan betimlemelere de yer verilir.

Daha çok roman ve hikâye türünde kendini göstermiştir.

Realist sanatçı eserinde hayata ayna tutar. Zaten realizm akımı için ayna benzetmesi sıkça yapılır.

Dünya Edebiyatında Realizmin Temsilcileri

Honore de Balzac

Stendhal

Gustave Flaubert

Tolstoy

Dostoyevski

Anton Çehov

Ernest Hemingway

Charles Dickens

Jack London

Mark Twain

Türk Edebiyatında Realizm Akımından Etkilenen Sanatçılar ve Eserleri

Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası)

Samipaşazade Sezai (Sergüzeşt)

Nabizade Nazım (Karabibik)

Halit Ziya Uşaklıgil (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Kiralık Konak, Yaban…)

Memduh Şevket Esendal  (Ayaşlı ve Kiracıları)

Reşat Nuri Güntekin (Çalıkuşu)

Refik Halit Karay (Nilgün, Sürgün)

Sait Faik Abasıyanık  (Semaver, Sarnıç)

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Ali Suavi Yani Sarıklı İhtilalci Kimdir, Eserleri Nelerdir?

 

Haydar Ergülen Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının İmgesel Şiir Ustası

 

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir