Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Mevlâna hem Türk hem de dünya edebiyatının en büyük şairlerindendir

Mevlâna hakkında bilinmesi gereken her şey

Mevlâna tüm dünyada tanınan ve yüzyıllardan beri edebiyat sanatına yön veren büyük şair ve düşünürdür.

On üçüncü yüzyıl sanatçısıdır. Büyük bir mutasavvıf, şair, bilgin, düşünür olan sanatçının asıl adı Muhammed, lakabı Celalleddin-i Rumi ‘dir. Rum diyarı o dönemlerde Anadolu için kullanılan bir tabirdir. Büyük sanatçı Konya’da yaşamış ve orada vefat etmiştir.

Sanatçı, şiirlerinde Şems, Şems-ı Tebrizi, Hâmüş ifadelerini de mahlas olarak sıkça kullanmıştır.

Tasavvuf düşüncesine bağlı bir sanatçıdır. Onun tasavvuf anlayışı hoşgörü temeline dayanan bir sistemdir ve tüm insanlara sevgiyle yaklaşılmasını esas alır.

Mevlâna’nın düşünce ve inanç sistemi

Mevlâna inanç sistemiyle evrensel bir etki uyandırmıştır. İnsan sevgisi, insanları nasıl ve kim olduğuna bakmaksızın kucaklayan anlayışı ile asırlardır yaşamaktadır. Şiirlerinde bu inanç sistemi her yönüyle gözlenir.

Eserlerini Farsça kaleme almıştır, dili son derece ağır ve sanatlıdır. Türkçe yazmasa da Türk olduğunu söyler. Bazı şiirlerinde Türkçe ifadelere de yer vermiştir. Şiirlerinde geçen bu Türkçe ifadeler daha sonra bir araya getirilerek kitap haline getirilmiştir. Ancak Mevlana’nın Türkçe müstakil eser yazmadığını ifade etmek gerekir.

Sanatı adeta mabede (mezar) sokan sanatçı, sanatı bir tür ibadet saymıştır. Onun şiir yazma amacı sanat yapmak değil hak bildiği yolu insanlara tanıtmaktır. Şiirlerinde geçen tüm mecazlar ve semboller tasavvuf düşüncesini dile getirmek için birer araç olarak kullanılmaktadır.

Yapıtlarında tasavvuf düşüncesini işleyen sanatçının hayatındaki dönüm noktalarından biri Şems-i Tebrîzî ile tanışmasıdır. Şems onun için bir arkadaştan öte anlamlar taşır. Ona göre Şems hakikatin ve sevginin tecelli etmesidir.

Mevlâna, eserlerinde dinî ve tasavvufî konuları ele almış, şiirlerini Farsçayla yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerinde engin bir derinlik vardır. Yaşamını: “Hamdım, piştim, yandım.” sözleri ile özetleyen Mevlâna, 1273’te yaşamını yitirmiştir. Ölüm gününü “Şeb-i arus” (düğün gecesi) olarak nitelendirmiştir. Çünkü ona göre inançlı bir kişinin ölümü bir son değil yaratıcısı ile kavuşmasıdır.

Mevlâna’dan sonra oğlu ve öğrencileri kendi adına Mevlevilik tarikatını kurmuştur. Bu tarikat Selçuklu ve Osmanlı döneminde geniş kitleleri etkilemiştir.

Mevlâna, Anadolu’da adeta bir medeniyetin temelini kurmuş, bir fikir, düşünüş, inanış, kültür ve sanat çığırının kaynağı olmuştur Ayrıca geçmişten günümüze hoşgörünün de sembolü olmuştur. 

Hümanist görüşlerinden dolayı UNESCO adlı kuruluş 2007 yılını Mevlâna ve Hoşgörü Yılı olarak kabul etmiş ve tüm dünyada Mevlâna’nın düşünceleri paylaşılmıştır.

Mevlâna’nın eserleri

Mesnevi

Oldukça uzun olan bu eserde mesnevi tarzında ders verici öyküler anlatılmaktadır. Öykülerin büyük bir kısmı fabl şeklindedir.

Divan-ı Kebir

Sanat yönüyle en güçlü eseridir. Bu eserde sanatçı en güzel şiirlerini bir araya getirmiştir.

Mektubat

145 mektuptan oluşan bu eser en güzel düz yazı örneklerine yer vermiştir.

Mecalis-i Seba

Mevlâna’nın 7 vaazından oluşan dini-didaktik bir eserdir.

Fihi Ma Fih

Tasavvuf ve felsefe içerikli bu eser düz yazı türünde yazılmıştır.

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Hoca Dehhani, Türk divan edebiyatının ilk büyük temsilcisi

 

Behçet Necatigil hakkında bilinmesi gereken her şey

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir