Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri

Edebiyat sanatının genel özellikleri ile edebiyatın güzel sanatlar içindeki yeri

Edebiyat, yaşama dair her şeyin etkili bir dille anlatıldığı sanat dalıdır. Temel malzemesi dil olan edebiyat hem hayatın gerçeklerine hem de yazarın duygu ve düşüncelerine yani kurmacaya dayanır.

Edebiyat söze dayanan fonetik bir sanat dalı olmasına rağmen diğer sanat dallarının özünü de oluşturduğundan aynı zamanda görsel ve ritmik bir sanat dalı olarak da kabul edilebilir.

İnsanlık tarihinin en eski üç sanat dalı vardır: Dans, resim ve edebiyat.

Aslında bu üç sanat dalına bakıldığında bunların birbirinden çok da kopuk olmadıkları hemen fark edilecektir. Çünkü sanatın amacı yaşamı daha anlamlı kılmak ve insanlara estetik bir haz vererek onları her manada olgunlaştırmaktır.

Güzel sanatlar denince ne anlamalıyız?

Güzel sanatlar, fayda değeri hesaba katılmadan sadece estetik bir güzellik meydana getirmek amacı güdülen uğraşı alanıdır.

İnsanın hayatını biyolojik olarak sürdürebilmesi açısından sanatsız yaşayabileceği kabul edilebilir bir yargıdır fakat bu tez hiçbir zaman tam olarak uygulanmamış, insanoğlunun varlığını sürdürdüğü her alanda ve zamanda günümüzde adına sanat dediğimiz bir etkinliğin de olduğu sanat tarihçilerinin ortak görüşüdür.

İnsanın olduğu her yerde sanattan bir parça bulmak mümkündür. Çünkü insan, doğası gereği estetik olanı beğenir. Kendisini ifade ederken farklı yollar kullanabilir. Kimisi resimle, müzikle, dansla, heykelle kimisi de şiirle, romanla, hikâyeyle yani edebiyat vasıtasıyla kendisini ifade eder.

Günümüze gelene kadar Afrika, Fransa, İspanya vs. ülkelerde eski zamanlardan kalan ilkel resimler, kabartmalar, anıtlar, taş aletlerle oyulmuş tahtalar birer sanat eseri kabul edilir. Ayrıca Mısır, Yunan ve Latin dönemlerinden günümüze kalan tapınaklar, kiliseler, piramitler de birer sanat eseridir. Bunların yanında Beethoven, Chopin gibi müzik üstadlarının besteleri; Balzac, Dostoyevski gibi yazarların romanları; Moliere, Cornaille gibi sanatçıların oyunları da birer sanat şaheseridir.

Sanat eserlerinin başlıca özellikleri

Sanat eseri estetik bir değer taşır. Yani güzel olmak ve hoşa gitmek sanat eserinin başat özelliklerinden biridir.

Sanat eseri, insanın kendini anlatma biçimlerinden biridir ve üretenin yorumunu içerir. Bir şeyi olduğu gibi taklit etme yoluyla sanat eseri ortaya çıkmaz. Sanat eseri taklitten beslenebilir ancak salt taklit bir ürün edebi sanat niteliği taşımaz.

Sanat eserinin kendi anlamından öte, onu okuyanların, dinleyenlerin vs. ona yüklediği, ona kazandırdığı bir anlam vardır. Çünkü sanat eseri çok katmanlı bir yapıya sahiptir ve onu değerlendiren her insan ondan farklı bir katmana bakarak haz alır.

Sanat eseri öğretmez, açıklamaz; sezdirerek duyumsatır, yaşatır; hatırlatarak düşündürür.

Sanat eserinin malzemesi değişkendir; bu malzemeyi sanatçının kişisel beğenisi belirler. Edebiyat söz konusu olduğunda temel malzeme dildir. Ancak dilin günlük yaşamdan farklılaşmış ve sanat haline gelmiş biçimi edebiyat sanatının malzemesi kabul edilir.

Sanat eserlerinde genel olarak güzellik, etkileyicilik, evrensellik, yaratıcılık, öğreticilik (öğreticilik olmazsa olmaz bir nitelik değildir) nitelikleri bulunur.

Sanat eserleri üretildikleri ortamın kültürel, tarihi, sosyal vs. dokusundan bağımsız değildir; bunlardan izler taşır.

Sanat eserleri böyle yaratıcılık, evrensellik gibi benzer nitelikler taşısalar da bazı açılardan birbirinden ayrılır. Çünkü insanın kendi çevresini ifade ederken yani sanatı oluştururken kullandığı malzeme, teknik, hitap ettiği duyular değişir. İşte güzel sanatları bunlara göre sınıflandırır.

Sanat dallarının sınıflandırılması ve edebiyatın sanat sınıflandırmaları içindeki yeri

Sanat tarihçileri sanat dallarını şu başlıklar altında toplamışlardır:

Fonetik sanatlar

Sese dayanan sanatlardır. Bu sanatlar içinde en bilineni müziktir. Ancak edebiyat da fonetik bir sanat sayılır. Ayrıca opera da bir tiyatro türü olmasına rağmen fonetik bir sanat kabul edilmektedir.

Plastik sanatlar

Görselliğe dayanan sanatlardır. Mimari, heykel ve resim bu tarz sanatlardandır.

Edebiyatta ölçü, kafiye ve nazım birimi söz konusu olduğunda plastik sanatların verilerinden faydalanıldığı ifade edilebilir.

Ritmik sanatlar

Harekete dayanan sanatlardır. Dans bu türdeki sanatların en bilinenidir.

Dramatik sanatlar

Sahnede canlandırma esasına dayanan sanatlardır. Tiyatro ve sinema eserleri bu türde sanatlar kabul edilir. Ancak bu sanatların senaryoları birer edebi metin olduğu için edebiyat da dramatik sanatlardan biri kabul edilir.

Genel taksime bakıldığı zaman edebiyatın tüm sanat dalları ile ilişkili olduğu kolaylıkla söylenebilir. Ancak edebiyatın her şeyden önce “fonetik bir sanat olduğu ve dil ile oluşturulduğunu” göz önünde bulundurmak gerekir.

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Nefi Divan Edebiyatının En Büyük Hiciv Ustası

Turgut Uyar İkinci Yeni Akımının Sembolist Şairi

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir