Garipçiler (Birinci Yeni) Akımı Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey

Garip Akımının Ortaya Çıkışı, Temsilcileri ve Sanat Anlayışları

1920-1940’Iı yıllar, yeni bir devletin kuruluşunun getirdiği kültürel paradoksun kendisini belirgin bir biçimde hissettirdiği yıllardır. Bu dönemde, edebi ve estetik bakımdan birbirinden farklı anlayışlar yan yana görülür. Eski ile yeni arasında ses yükü, imge yapısı ve söyleyiş biçimi açısından özgün köprüler kuran bu ilk dönem sanatkarların karşısında tutunabilmenin tek yolu vardır: Kendi edebi hareketini kurmak.

Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu’nun başlattıkları, l. Yeni Hareketi Türk şiirinde köklü değişikliklerin öncüsü olmuştur.

Bu üç arkadaş şiirlerinden yaptıkları seçmeyi 1941’de “Garip” adlı bir kitapta toplamışlardır.

Bu harekete “Garip Akımı” da denmiştir.

Şiiri, Söz söyleme sanatı olarak tarif eden bu anlayış, Ahmet Haşim’in: “Şiir sözden ziyade musikiye yakın mutavassıt bir lisandır.” görüşüne tepki niteliğindedir.

Garip şiiri; geleneksel Türk şiirine tepki olarak doğmuş, Türk şiirinde bir çağı kapayıp bir çağ açmıştır.

Topluluğun kuramcısı Orhan Veli’dir. Ancak edebiyat dünyasında kabul edilmesinde en büyük pay eleştirmen Nurullah Ataç’ındır.

Nurullah Ataç, Garip şiirini modern Türk şiiri olarak kabul etmiş, Garipçilerle aynı çizgide olmayan şairleri çağ dışı olarak ilan etmiştir.

Garipçilerin (Birinci Yeni Hareketi) Özellikleri

Valery, Picasso, Rimbaud gibi Batılı sanatçıların sanat anlayışlarından etkilenirler.

Günlük konuşma diliyle akla dayalı şiirler yazılması gerektiğini söyler ve bunu savunurlar.

Şiirde anlamı ön plana çıkarmış, şiiri sanatlı söyleyişten uzaklaştırmışlardır.

Şiirde her türlü kurala ve belirli kalıplara, ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkarlar.

Kuralsızlığı kural edinmişlerdir.

Günlük yaşamda karşımıza çıkan olaylar ve insanlar şiire girmiş; şairler yaşama sevincini tema olarak işlemişlerdir. En basit şey bile şiirin konusu olabilir. ( Bu şairler, o güne kadar işlenmeyen konuları işlemişlerdir.

Sıradan insanları, küçük adamı konu edinmişlerdir.

Nükteli söyleyişlerle şaşırtmalardan ve tekerlemelerden yararlanmışlardır.

Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmezler. Nazım Hikmet’in başlattığı serbest şiir anlayışını benimserler.

Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullanırlar, sürrealizm akımını takip edip ondan etkilenirler.

Şiirin konusunun her şey olabileceğini savunduklarından şiirde günlük (sıradan) konuları işlerler. İşledikleri konular günlük hayatta her zaman karşılaşabileceğimiz insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.

Biçim kaygısı, gerçek şiirin önünde engeldir.

Şair duygularını ve düşünceleri hiçbir ölçüye vurmadan, olduğu gibi yazmalıdır.

Şiirde her tür sözcük kullanılabilir.

Sokak dilinden alınan sözcükler, şiirin değerini azaltmaz.

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşının Şairi Kimdir, Eserleri Nelerdir?

Ahmet Rasim İlk Fıkra Yazarı Kimdir, Eserler Nelerdir?

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir