Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Divan Edebiyatının Genel Özellikleri Hakkında Ayrıntılı Bilgiler

Divan edebiyatının biçim, anlam ve zihniyet özellikleri

Divan edebiyatı yüzyıllarca Türk dünyasını derinden etkilemiş bir edebiyat akımıdır. Bu edebi gelenek Arap ve Fars edebiyatlarından etkilense de Türklerin de kendilerine has bir divan geleneği oluşmuştur. Hatta 16. ve 17. yüzyılda yetişen şairler Arap ve Fars edebiyatını aşan eserler vermişlerdir.

Arap ve Fars kültürünün etkisiyle gelişen edebiyata Divan edebiyatı denir. Öz ve biçim olarak ortak temaları ve belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “divan” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı bu adı almıştır. Bu edebiyata “Klasik Türk edebiyatı”; saray, medrese, konak çevresinde toplanan aydın bir topluluğun edebiyatı olduğu için de “Havas edebiyatı”, “Yüksek Zümre edebiyatı”, “Saray edebiyatı” gibi isimler de verilmiştir. 

Bu yazımızda divan edebiyatının en önemli özelliklerini sizlerle paylaşacağız. Maddelerimiz içinde divan edebiyatının nazım şekilleri, işlenen konular ve sanat anlayışı gibi unsurlara yer verilmiştir.

İşte divan edebiyatının en önemli özellikleri

Divan edebiyatının tarihsel özellikleri

On üçüncü yüzyılda ilk ürünler verilmiş, on dokuzuncu yüzyılda gücünü kaybetmiştir. İlk divan şairi 13. yüzyılda din dışı konularda yazan Hoca Dehhânî’dir. Divan edebiyatının son büyük temsilcisi ise Şeyh Galip’tir. Ancak divan edebiyatı Cumhuriyet döneminde de pek çok şairi etkilemiştir. Günümüzde de ölçü, uyak ve nazım şekli açısından divan edebiyatı örneklerine rastlanmasa da şiirde hâlâ Divan edebiyatının imgelerinden faydalanan şairler vardır.

Türk edebiyatçıları, söz ve terimler için Türkçenin yetmediği durumlarda Arapça ve Farsçaya başvurmuşlardır. Bunun sonucu olarak Türkler arasında bilim dili, Arapçanın; edebiyat dili de Farsçanın etkisiyle gelişmiştir. Böylece ortak bir düşünce ve beğeninin ürünü olan Divan edebiyatı doğmuştur. Bu edebiyat temelde bir nazım edebiyatıdır. Ancak bazı sanatçılar (Baki, Fuzuli, Nedim, Edirneli Nazmi…) Türkçenin her yönüyle bir sanat dili olduğunu ve Arapça ile Farsçadan geri kalmadığını ifade etmişlerdir.

Saray çevresinde gelişen aydın zümre edebiyatıdır. İstanbul merkezli bir edebiyat olarak bilinir. İstanbul dışında yetişmiş tek büyük sanatçı Fuzuli’dir. Osmanlı devletinin başkentinde ve saray çevresinde kök salmış bir edebiyattır.

Divan edebiyatı varlığını 19. yüzyıla kadar sürdürmüş, Batılılaşma hareketinin başlamasıyla son bulmuştur. Tanzimat döneminde Ziya Paşa, Namık Kemal gibi şairler Divan edebiyatı nazım şekillerini kullanmışlar; Yahya Kemal, Mehmet Akif gibi Cumhuriyet dönemi şairlerinde de Divan şiiri etkisi görülmüştür.

Divan edebiyatının şekil özellikleri

Şiirlere konuya göre değil, şiirin biçim özelliklerine göre ad verilmiştir. Yani konu ne olursa olsun şiirlerin adları gazel, kaside, rubai, mesnevi… olarak adlandırılır. Şiirlerin adı olmadığı için bu dönemin şiirleri redife veya kafiyeye göre isim verilmiştir. (kerem kasidesi, su kasidesi gibi…)

Şiirler beyit birimiyle yazılmıştır. Ancak dörtlük ve bent gibi nazım birimlerine de yer verilmiştir.

Şiirde parça güzelliğine önem verilmiştir, konu bütünlüğü yoktur. Yani her birim kendi içinde değerlendirilir. Konu bütünlüğünü esas alan eserler ilk defa Tanzimat dönemin görülmeye başlar.

Ölçü olarak aruz kullanılmıştır. Divan sanatçıları hece ölçüsünün sanatsal olmadığını ifade ederek bu vezni küçümsemiştir. Ancak bazı şairler (Nedim gibi) hece ölçüsü ile de şiirler yazmışlardır.

Uyak, göz için yapılmıştır. Uyağın ilk defa kulak için kullanılabileceği görüşü Tanzimat’ın ikinci döneminde Recaizade Mahmut Ekrem ile birlikte yerleşmiş bir uygulamadır.

Genellikle zengin ve tam uyak kullanılmıştır. Söyleyiş zenginliği açısından redife de çok önem verilmiştir.

Nesir anlamında sade, orta, süslü nesir olmak üzere üç türde eserler verilmiştir.

Divan edebiyatının içerik ile ilgili özellikleri

Daha çok aşk, sevgili, içki, din ve kadercilik gibi konular işlenmiştir. İşlenen konular bireyseldir. Toplumsal sorunlara neredeyse hiç yer verilmemiştir.

Şairlerin bir kısmı aşk, şarap gibi bireysel konuları ele alırken, bir kısmı tasavvufî konularda yazmıştır. Ancak tasavvuf divan edebiyatında kullanılan bir motif olmasında rağmen divan edebiyatının temel felsefesi değildir.

Divan edebiyatının sanat anlayışı

Divan edebiyatında sanat yapmak amaç edinilmiş, bol bol söz sanatlarına yer verilmiştir. Bu nedenle belli bir edebiyat eğitimi almayan kişilerin bu şiirleri tam olarak anlaması oldukça güçtür.

Nazım ve nesir olmak üzere iki koldan gelişmiş ancak asıl önemli ürünleri şiir alanında verilmiştir. Divan edebiyatı şiir üzerine kurlu bir edebiyattır. Şiirde en fazla rağbet gören nazım biçimi ise gazeldir.

Klasik Türk şiiri belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra şairler, yazdıkları şiirlerde bireysel duyguları dile getirmişler; ahenk ve söyleyiş güzelliğine önem vermişler.

Nesre fazla önem verilmemiş, nesir dili ağırlaştırılmış, yabancı sözcük, tamlama ve dil kurallarıyla örülmüştür. Nesir dili, şiir diline göre çok ağırdır. Ancak bazı edebi türlerde özellikle eğitici eserlerde dil kısmen sadedir.

Şairler şiirlerde mazmun adı verilen kalıplaşmış sözleri kullanmışlardır. Gül, mum, selvi, pervane, mey gibi mazmunlar belli kavramları karşılayan semboller olarak öne çıkmıştır.

Yazıya dayalı bir edebiyattır. Aynı dönemde Anadolu halkı arasında revaçta olan Halk edebiyatı ezbere yani söze dayanırken divan edebiyatı yazılı kaynaklara dayanır.

Bu edebiyat hayattan kopuk, soyuttur. Duygu, düşünceden önce gelir. Toplumcu değil, bireyseldir.

Bilimsel ve tarihî nitelikteki eserler sade ve orta nesir türünde verilirken süslü nesir daha çok sanatsal nitelikteki eserlerde kullanılmıştır.

Nesirde de seci adı verilen iç kafiye kullanılmıştır. Seci düzyazıda kullanılan kafiye demektir. Düzyazıda ayrıca aliterasyon ve asonans türünde sese dayalı sanatlara da yer verilmiştir.

Divan edebiyatını şiir ve düz yazı alanında besleyen kaynaklar şunlardır: Kur’an ve hadisler, dinsel bilimler (tefsir, kelam, fıkıh), İslam tarihi, tasavvuf, peygamber ve evliya hikâyeleri, musiki, Türk ulusal kültürü ve yerli malzeme…

Dil; Arapça, Farsça, Türkçe karışımı olan Osmanlıcadır. Oldukça ağır bir dildir.

Divan edebiyatının önemli temsilcileri

Hoca Dehhani

Ahmet Paşa

Necati

Bâki

Fuzûlî

Taşlıcalı Yahya

Nef’i

Nâbi

Şeyhülislam Yahya

Nedim

Şeyh Galip

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Edip Cansever İkinci Yeni Şiirinin Önemli Temsilcilerindendir

 

Mevlâna hem Türk hem de dünya edebiyatının en büyük şairlerindendir

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir