20 Maddede Milli Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminin en önemli üslup ve içerik özellikleri

Milli Edebiyat Dönemi divan edebiyatı denilen geleneksel edebi anlayışı yıkarak ulusal kaynaklara yönelen bir anlayıştır. Türk edebiyatının modern çizgilere kavuşmasında en büyük katkıyı sunan edebiyat dönemi olarak kabul edilir.

Milli Edebiyat Döneminin işlediği konular ile tercih edilen sanat anlayışı Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatını da derinden etkilemiştir. Günümüzde dahi Milli Edebiyat Döneminin etkileri güçlü biçimde varlığını sürdürmektedir.

Milli Edebiyat Döneminin en belirleyici 20 özelliği

  1. Batı taklitçiliğinden kaçınarak millî konuları ele alıp modern ve milli bir edebiyat ortaya koymak başta gelen amaçlarıdır.
  2. Dilde sadeleşmeyi savunan sanatçılar Türkçe karşılıkları olan Arapça, Farsça kelime ve tamlamaları mümkün olduğunca kullanmamaya çalışırlar.
  3. Yazı dilinde İstanbul Türkçesini esas almışlardır. Türkiye Türkçesine diğer Türk lehçelerinden sözcük alınmasına karşı çıkmışlardır.
  4. Dil birliği ulus-devlet anlayışının temeli olarak görülmüştür. Dile verdikleri önem Cumhuriyet rejiminin de dil konusunda çalışmalar yapmasına zemin hazırlamıştır.
  5. Şiirde ulusal ölçümüz olan hece ölçüsünün kullanımı yaygınlaşmalıdır. Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul aruz ölçüsü ile şiirler yazmışlardır.
  6. Bu dönemde roman ve hikayede olduğu gibi şiirde de dil sadeleşir ve İstanbul ağzı esas alır.
  7. Hikaye ve romanımız dil, üslup ve teknik açıdan Batı roman ve hikayesine yaklaşır. Batı edebiyatına özgü teknikler ilk defa bu dönemde romanlarda etkili biçimde kullanılmaya başlanır.
  8. Bu dönemde halkın yaşamı ve sorunlarının yanı sıra bireysel konular da işlenmiştir. Bireysel temalar verilirken kişinin yaşadığı sosyal ortamın da tasvirinin verilmesine özen gösterilmiştir.
  9. Ulusal kaynaklara dönülmüş, ulusal bilinci uyandıracak tarzda eserler verilmiştir.
  10. Halk edebiyatının kaynaklarına yönelim başlamış, bu alanda çalışmalar yapılmış ne Doğu ne Batı taklit edilmiştir. Koşma, semai, mâni, türkü gibi şiir biçimleri kullanılmıştır.
  11. Milli edebiyat sanatçıları tarih bilincini aşılmak için eserlerinde bazen tarihi gerçeklere de değinmişlerdir. Edebi çalışmalarını sürdürürken tarih araştırmaları yapan sanatçılar da vardır (Fuat Köprülü, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin…)
  12. Sanat toplum içindir, anlayışı savunulmuştur. Ancak eserler katı bir öğretici tarzda kaleme alınmamış estetik kaygılar da hesaba katılmıştır.
  13. Bu akımın sanatçıları Türk kültürünü ve tarihini incelenmemiş bir hazine olarak görürler ve bu sebepten eserlerde millî konulara yönelirler.
  14. Millî Edebiyat Döneminde ulusal tarih, yurt ve toplum sorunları konu edinilmiştir.
  15. Gezi yazısı türünde başarılı eserler verilmiştir. Yurt dışındaki yerler de gezi yazılarına konu olsa da asıl dikkat çekilen yerler Anadolu coğrafyasıdır.
  16. Bu döneme kadar İstanbul dışına çıkmayan sanatçılar Anadolu’ya açılmıştır. Anadolu halkının kültürü ve yaşayışı eserlerin ana teması haline gelmiş ve Anadolu’nun geri kalmışlığı realist bir bakış açısı ile dile getirilmiştir.
  17. İlk devlet tiyatrosu olan Darül Bedai Osmani bu dönemde kurulmuştur ancak tiyatro diğer edebi dönemlerde olduğu kadar gelişmemiştir. Bunun nedeni o dönemde meydana gelen Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşının yıkıcı etkileridir.
  18. Yakup Kadri, Reşat Nuri, Refik Halit ve Halide Edip gibi sanatçıların öncülüğünde Memleket Edebiyatı anlayışı doğmuştur.
  19. Türkçülük hareketi bu dönemde hızlanmış ve Milli Edebiyat adı ilk kez “Genç Kalemler” dergisinde kullanılmıştır.
  20. Milli Edebiyata manzumeleri ve düşüncesiyle yön veren kişi Ziya Gökalp’tır. Milli edebiyat anlayışının sanat anlayışını temsil eden kişi ise Ömer Seyfettin’dir. Tarih ve edebiyat tarihi alanındaki en önemli isim ise Fecr-i Ati’nin dağılmasından sonra Millî Edebiyatçılara katılan Fuat Köprülü’dür.

Milli Edebiyat Dönemini ortaya çıkaran siyasi ve sosyal şartlar

1860’lardan sonra benimsenen ve özellikle II. Abdülhamit tarafından da desteklenen “Osmanlıcılık” ideolojisi, Balkan Savaşı’ndan sonra imparatorluk sınırları içinde patlak veren bağımsızlık mücadeleleri sonucu, geçerliliğini kaybetmiştir.

1908’den sonra Müslüman toplumları birleştirmek ve kalkındırmak, Hristiyan devletler karşısında bir denge unsuru durumuna getirmek amacını güden “İslamcılık” ideolojisinin yanında, önce edebiyat ve fikir adamlarınca ortaya atılan, sonradan siyasi nitelik kazanan “Milliyetçilik” akımı da gelişme göstermiştir. Milliyetçilik hareketi, kısa bir süre sonra “Türkçülük” adı altında, yayın organlarının ve derneklerin (Türk Derneği, Türk Yurdu ve aynı adlarla çıkardıkları dergiler, Halka Doğru vb.) kurulmasıyla siyasi yönden teşkilat kurmaya başlamıştır.

Selanik’te 1911 yılında Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem gibi genç sanatçıların Genç Kalemler adlı bir dergi çıkarmaları ve Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan” adlı makalesi, bu yeni hareketin de adı olur. Ziya Gökalp, Fuat Köprülü, Halide Edip Adıvar, Hamdullah Suphi Bey gibi fikir adamlarının da çalışmaları ile “Millî Edebiyat akımı” doğar.

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Haber Yazıları Hakkında Bilinmesi Gereken Tüm Detaylar

 

Necati Cumalı Tütün Zamanı Romanın Yazarı Kimdir?

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir