Ziya Gökalp Türk Milliyetçiliğinin Fikir Babası ve İlk Türk Sosyoloğu

Ziya Gökalp’in yaşamı, fikirleri, sanat anlayışı ve eserleri

Ziya Gökalp, Milli Edebiyat Döneminde yaşayan bir fikir ve sanat adamıdır. Sanat yaşamına şiir ile başlasa da onun asıl başarısı Türkçülük fikrinin bilimsel temellerini atmış olmasıdır. Zaten kendisine “Türkçülüğün babası” lakabı da bu nedenle verilmiştir.

Ziya Gökalp’in fikirleri cumhuriyetin kuruluşunda etkili olmuştur. Zira Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda 6 temel ilke belirlenmiş ve bu ilkelerden birine de “milliyetçilik” denmiştir. Milliyetçiliğin fikir ve hareket temelleri ise Ziya Gökalp’e dayanır.

Ziya Gökalp’in Yaşamı

23 Mart 1876’da Diyarbakır’da doğdu. Asıl adı Mehmet Ziya’dır. İlk gençlik yıllarında dini eğitim aldı. 18 yaşında iken intihara teşebbüs etti. Ancak kafasına sıktığı kurşun kafatası kemiğini geçmedi ve şair kurtuldu. Aylarca komada kaldı. Tedavi süreci zorlu geçti ve doktorunun olağanüstü çabası yaşama tutunmasında etkili oldu. Milliyetçi fikirleri de ilk defa bu tedavi sırasında doktorundan (Abdullah Cevdet’ten) öğrendiği ifade edilmektedir.

İyileştikten sonra İstanbul’a gitti ve orada İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. 1 yıl Diyarbakır’a sürgün edildi. Diyarbakır’da iken aktif olarak siyasete girdi ve başta Diyarbakır Telgrafhanesi’nin işgali olmak üzere pek çok eyleme katıldı. Burada Peyman gazetesini çıkararak fikirlerini yaymaya çalıştır.

1912 yılında Meclis-i Mebusan’da milletvekili oldu ve yeniden İstanbul’a gitti.

İstanbul’da iken Türk Yurdu ve Türk Ocağı gibi yayın organlarında yazılar yazdı. Kısa sürede şöhreti geniş bir alana yayıldı.

İstanbul Üniversitesinde sosyoloji dersleri verdi.

1919’da İngilizler İstanbul’u işgal edince halkı örgütleyip isyan çıkarmasından korkulduğu için bir grup aydınla birlikte Malta adasına sürgün edildi. Sürgünde zorlu şartlarda 2 yıl geçirdi. Ardından yeniden Diyarbakır’a döndü ve “Yeni Mecmua” adlı bir dergi çıkardı.

Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Diyarbakır milletvekili seçildi. Bir süre de tercüme bürosunun başında bulundu.

Ziya Gökalp 1924’te İstanbul’da vefat etti.

Ziya Gökalp ilk Türk sosyoloğu kabul edilir

Ziya Gökalp İstanbul’da bulunduğu sırada İstanbul Üniversitesinde bağımsız bir sosyoloji kürsüsü kurmuştur. O güne kadar sosyoloji ile ilgili konular başka bilim dallarının alt birimleri içinde inceleniyordu. İlk defa Ziya Gökalp ile birlikte sosyoloji bir bilim olarak bağımsız biçimde ele alındı. Bundan ötürü Ziya Gökalp’e “ilk Türk sosyoloğu” unvanı verildi.

Ziya Göalp’e bu lakabı kazandıran husus sadece sosyolojiyi ilk defa öne çıkarması değildir. Sosyolojik olayları bilimsel ve tarafsız bir gözle incelemesi ve bu bilim dalında metodolojik çalışmaya önem vermesi de bu lakabın alınmasında etkili olmuştur.

Türkçülük akımının ilkelerini sistemli olarak ortaya koyan ilk düşünce adamıdır

“Türkçülüğün Esasları” adlı başyapıtında Türkçülüğü sistemleştirir. 
ll. Meşrutiyet yıllarında İslam birliği ve Osmanlıcılık düşüncelerine karşı savunduğu Turancılık görüşünden vazgeçerek, uygarlıkta Batılılaşmayı, ekonomide devletçiliği, dilde özleşmeyi öngören bir milliyetçilik anlayışının fikir babalığını yapmıştır.

Dil, din, iktisat, hukuk, siyaset ve güzel sanatlarda Türkçülüğü gerçekleştirme yollarını göstermek için edebiyatı araç olarak kullanır ve pek çok türde eser verir.

Ziya Gökalp’in dil ve sanat anlayışı

Dili sadedir, süsten uzaktır. Türkçe’nin yalınlaşması ve ulusal bilincin geliştirilmesi için uğraşmıştır.

Türkçe karşılıkları olan Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaların dilden atılmasını, halk diline yerleşmiş olanların da kabul edilmesi gerektiğini belirtir.

Milli veznimizin hece vezni olduğunu söyler. Şiirlerini hece vezni ile yazmıştır.

Sanatı, özellikle de şiiri düşüncelerini yaymak için bir araç olarak kullanmıştır. Bu yüzden şiirlerinde düşüncelerini dile getirmiştir. Şiirleri lirik ifadeler bakımından yetersiz olsa da düşünce yönü güçlü olan didaktik eserlerdir.

Edebiyatı şuur ve şiir devri olmak üzere iki bölüme ayırır, kendi yaşadığı dönemi “şuur devri” olarak tanımlar.

Makaleler, didaktik şiirler, manzum destanlar ve masallar yazmıştır. Özellikle manzum destanları ile masalları son derece başarılıdır. Kendi döneminde bu ürünlerin halk folkloru açısından önemi anlaşılamamıştır. Ancak sonraki dönemlerde bu eserlerini hak ettiği değeri görmüştür.

Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem ile birlikte Genç Kalemler dergisinde yazılar yazan Ziya Gökalp burada “Yeni Lisan” adı verilen dilde sadeleşme akımının öncülerinden biri olmuştur.

Ziya Gökalp’in eserlerinde işlenen konular

“Yeni Hayat” adlı şiir kitabında gelecekteki devletin esaslarını yeniden belirler. Din, vatan, ilim, medeniyet, lisan, vazife gibi sosyal kavramları tartışır.

Ziya Gökalp’in düşüncelerinin temelinde Türk toplumunun ahlaki ve kültürel değerleriyle Batı’dan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası vardır. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” şeklinde özetlediği bu yaklaşımın kültürel ögesi Türkçülük, ahlaki ögesi de İslamcılık olmuştur.

Ziya Gökalp’in eserleri

Şiir

Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık, Doğru Yol, Şaki İbrahim Destanı

Mektup

Malta Mektupları

İnceleme Yazıları

Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyeti Tarihi

Makale

Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Eylemsiler (Fiilimsiler) Hakkında Detaylı Bilgiler

 

5 Soruda Dadaizm (Kuralsızlık) Edebi Akımı Hakkında Her Şey

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir