Tarık Buğra Küçük Ağa Romanının Yazarı Kimdir, Eserleri Nelerdir?

Tarık Buğra’nın yaşamı, sanat anlayışı ve eserleri

Tarık Buğra Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en başarılı yazarlarından biri olup roman, öykü, deneme ve tiyatro gibi pek çok farklı türde eser vermiştir.

Tarık Buğra modern edebiyat tekniklerini kullanmasına rağmen geleneksel edebiyattan beslenmeyi ihmal etmemiş ve geniş kitlelerin ilgisini çekmiştir. Günümüzde dahi en fazla okunan yazarlardan biri olma özelliğini korumaktadır.

Tarık Buğra’nın yaşamı

Konya’nın Akşehir ilçesinde doğmuş ve ilk tahsilini burada almıştır. Liseyi İstanbul’da yatılı olarak okuyan yazar, önce tıp fakültesine girdi. Bu bölümü beğenmeyen sanatçı bir süre hukuk fakültesine devam etti. Aradığı şeyin hukuk fakültesinde de olmadığına karar veren yazar edebiyat fakültesine girdi ve bu bölümden de mezun olamadı. Çünkü son sınıftayken mezuniyet tezini vermemişti.

Okulu bıraktıktan sonra çeşitli gazetelerde çalıştı ve aktif olarak edebi çalışmalarda bulundu.

Tarihi ve toplumu farklı bakış açıları değerlendirdiği için sık sık eleştirilere maruz kaldı.

Yazar, 1994 yılında vefat ettiğinde tüm Türkiye’de tanınan meşhur bir sanatçı olmuştu ve pek çok eseri yabancı dillere çevrilmişti.

Tarık Buğra günümüzde edebiyat otoriteleri tarafından Türk edebiyatının büyük yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir ve doğum yeri olan Akşehir’de heykeli dikilmiştir.

Tarık Buğra’nın sanat anlayışı

Olayları gerçekçi bir bakış açısıyla herhangi bir ideolojinin etkisine girmeden olduğu gibi aktarmaya dikkat eder.

Eserlerinde ele aldığı, ortaya çıkardığı karakterlerin arkasında bir zihniyetin varlığı hissettirir. Bundan dolayı da toplumdan uzak yapay karakterler yerine canlı tip ve karakterler yaratmıştır.

Topluma karşı sorumluluklarının bilincinde olan Tarık Buğra toplumun bilinçaltında biriken sorunlarını eserlerinde ele almıştır.

Eşyanın ve olayların iç yüzünü araştırmış, kişilerini yakın çevresiyle ailesi ve komşuluk ilişkileriyle duygu ve düşünceleriyle ele alır. Olaydan çok atmosfer hikayecisi olan sanatçının eserlerinde yarım kalmış mutlulukların hüznü egemendir.

Sanatı klasik sanat anlayışının dışında olan sanatçıya göre sanatın gayesi insanı yüceltmektir.

Eserlerinde toplumsal çatışmaları psikolojik açıdan değerlendirir.

Şiirsel bir anlatımla çevre, kişi ve olayların soyut derinliğine iner.

Konularını daha çok yakın tarihten ve sosyal yaşamdan alır.

Sanat sanat içindir anlayışıyla hareket etmiştir. Toplum için sanat açısını ele almıştır.

Bir roman yazarının bir bilim adamı kadar objektif olması gerektiğini savunmuş “fildişi kule”ye övgüler yağdırmıştır. Tarık Buğra’ya göre fildişi kule sanatı kendi kural ve nitelikleri özellikle de varoluş nedeni çerçevesinde bağımsız olarak tutabilmek olduğunu savunur.

Sanatçı şive taklitlerine çok az yer vermiş, kültür Türkçesini esas almıştır.

Soyut, tahlilci hikâye anlayışına uyan sanatçının hikaye ve romanlarında çevre ve olay tasvirleri gözlemciliğe dayanmaz, o çevre ve olayların izlenimlerini vermeye çalışır ki bu yüzden de gözlemci değil izlenimci bir yazardır.

Eserlerinde açık ve düz cümleleri tercih etmiş, “ve” bağlacını çok sık kullanmıştır.

Söylemek istediklerini olduğu gibi vermez, okuyucunun kafa yormasını ister.

Önceleri hikâye yazan Tarık Buğra, sonraları romana yönelir. Eserlerini akıcı ve sürükleyici bir Türkçeyle yazar.

İnsanın psikolojik yapısına yönelmiş, ülkenin kalkınmasında insanın gücünün büyük rolü olduğunu belirtmiştir. Eserlerinde sanat, insanlık sevgisi ve aşk iç içedir. Gerçeği dışta değil içte aramıştır.

Yazar, değişen hayat şartlarını, toplum düzeninin değişmesiyle nesiller arasında meydana gelen farklılıkları anlatır. Duygu ve düşüncede meydana gelen dalgalanmaların, davranışlarda görülen yabancılaşmanın üzerinde durur. Yazara göre dış görünüşün tasviri sadece eserin iskeletini verildiğinden eserde bu görünüşe kaynak olan iç gerçek de ele alınmalıdır.

Tarık Buğra’nın bazı eserlerinin konusu

Tarık Buğra, ilk romanı Siyah Kehribar‘da insandan hareket ederek çağın aydın ve sanatçı insanının yaşamda umduğunu bulamayışını, içine düştüğü çıkmazı, başkaldırılarını ele alır.

Osmanlı devletinin kuruluş sürecini Osmancık adlı eserinde anlatmıştır.

 Serbest Fırka hareketinin toplumda ne tür etkiler yarattığını Yağmur Beklerken adlı eserinde işlemiştir.

Kurtuluş Savaşı’nı Küçük Ağa adlı romanında farklı bir bakış açısı ile kaleme almış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sancılarını ise Küçük Ağa Ankara’da ve Firavun İmanı eserlerinde işlemiştir.

Tarık Buğra’nın eserleri

Roman

Siyah Kehribar, Küçük Ağa, Küçük Ağa Ankara’da, İbiş’in Rüyası, Firavun İmanı, Dönemeçte, Gençliğim Eyvah, Yalnızlar, Yağmur Beklerken, Osmancık, Dünyanın En Pis Sokağı

Hikâye

Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında, Hikâyeler

Fıkra-Deneme

Gençlik Türküsü, Politika Dışı, Düşman Kazanmak Sanatı

Tiyatro

Akümülatörlü Radyo, Ayakta Durmak İstiyorum, Yüzlerce Çiçek Birden Açtı

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Otobiyografi Nedir, Özellikleri Nelerdir, Önemli Yazarları Kimlerdir?

 

Fütürizm (Gelecekçilik) Edebi Akımı Hakkında 7 Önemli Bilgi

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir