Şiir Türleri Hakkında En Detaylı Bilgiler ve Şiir Örnekleri

Şiir türleri üzerine ayrıntılı açıklamalar

Konularına göre 6 farklı şiir türü vardır. Bu şiir türleri pastoral şiir, lirik şiir, epik şiir, satirik şiir, didaktik şiir ve dramatik şiir olarak sıralanabilir. Ancak bu şiir türlerini kesin çizgilerle birbirinden ayırmanın çoğu zaman mümkün olmadığını belirtmek gerekir. Çünkü lirik bir şiir yer pastoral özellikler gösterebilir veya epik bir şiir didaktik ifadeler barındırabilir. Bu tarzda geçişler tüm şiir türleri arasında olabilir.

Bir şiirin türü belirlenirken işlenen konular içinde en vurgulu biçimde ifade edilen konuya göre bir tespit yapılır. Buna göre şiir türleri şöyle sıralanabilir:

Şiir türleri 1

Pastoral şiir

Pastoral şiir, doğa güzelliklerini, köy ve çoban hayatını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. Fransızca bir sözcük olan “pastoral“ sözcüğü “çobanlara ait” anlamına gelir.

Kır ve doğa güzelliklerini, çobanların doğadaki yaşayışını anlatan şiirlerdir.

Bu tür şiirlerde okuyucuda doğaya karşı bir imrenme uyandırma amaçlanır.

Özentiden, süsten uzak bir dil kullanılır.

Batıda doğayı anlatan pastoral şiirlere idil, karşılıklı konuşma biçimindeki pastoral şiirlere de eglog denir.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki koşuklar, halk edebiyatındaki koşma ve semailer, divan edebiyatındaki gazeller, bazı kasidelerin nesib bölümleri pastoral şiire örnektir.

Yunan edebiyatında Theokritos Latin edebiyatında Vergilius pastoral şiir örneği veren en büyük şairlerdir.

Türk edebiyatında ilk pastoral şiir Abdülhak Hamit Tarhan’ın “Sahra” adlı eseridir.

Edebiyatımızda Yahya Kemal Kemalettin Kamu, Ahmet Kutsi Tecer, Faruk Nafiz Çamlıbel bu türün en güzel örneklerini vermiştir.

Pastoral şiir örneği

BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.

Bu dağların en eski âşinasıdır soyum,

Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.

Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların

Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,

Her gün aynı pınardan doldurur destimizi

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla…

 

Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni;

Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.

Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;

Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,

Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı;

Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:

 

Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,

Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;

Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,

“Suna”mın başka köye gelin gittiği akşam.

 

Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,

Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.

-Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,

Diye hıçkırır kaval:

Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,

Daima eğeceksin, başkalarına boyun;

Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,

Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı

Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an!

Mademki kara bahtın adını koydu: Çoban!

 

Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,

Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden

Anlattı uzun uzun.

Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun

Nadir duyabildiği taze bir heyecanla…

Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla

Bingöl yaylarının mavi dumanlarına,

Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına!

(Kemalettin Kamu)

 

Şiir türleri 2

Satirik şiir

Toplumun ya da kişilerin olumsuz yanlarını, gülünçlüklerini alaylı ve iğneli bir dille eleştiren ahlaki, siyasi ve bireysel yaklaşımlar içeren şiirlerdir.

Satirik şiirlerde didaktik özellikler de görüldüğünden bu şiir türü didaktik şiir içinde de incelenebilir.

Satirik şiirlere divan edebiyatında hiciv, halk edebiyatında taşlama yeni edebiyatımızda ise yergi adı verilir.

Edebiyatımızda Şeyhi ( Harname), Bağdatlı Ruhi, Nef’i (Sihamı Kaza), Ziya Paşa, Seyrani, Orhan Veli bu tür şiirin en güzel örneklerini vermiştir.

Satirik şiir örneği

TAŞLAMA

Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda seyran beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için insan beğenmez

Âlemi tan eder yanına varsan
Seni de yanıltır mesele sorsan
Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
Meclise gelir de erkân beğenmez

Her çeşit insandan birkaç eşi var
Mektepten kovulmuş günah işi var
Rabbi yesirde dört yanlışı var
Tahsil etmek için irfan beğenmez

Ellerin evinde çul fîraş olur
Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
Bayramdan bayrama bir tıraş olur
Gider berbere de dükkân beğenmez

Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
İnsanlar içine çıkmayan hödük
Bir elife dili dönmeyen sürtük
Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

Yayladan yaylaya konup göçer de
Arpayı buğdayı ekip biçer de
Mısır yaprağın kıyıp içer de
Tütünü bulunca duman beğenmez

Bir odası vardır gayet küçücek
Kendi aklı sıra keyf yetirecek
Bir çanağı yoktur ayran içecek
Kahveyi bulunca fincan beğenmez

Seyranî söyledi bu doğru sözü
Haddeden çekilmiş doğrudur özü
Şehre gelin gitse bir köylü kızı
Lal ü güher ister mercan beğenmez

(Seyrani)

 

Şiir türleri 3

Lirik şiir

Duygu ve düşüncelerin coşkulu bir dille anlatıldığı şiir türüdür. Lirik şiir, duygusal bir özelliği olan şiirleri karşılar. Eski Yunan şairleri, eserlerini “lir” adı verilen telli bir saz eşliğinde söylerdi. Bunun etkisiyle daha sonraları içe doğan türlü duyguları anlatan şiirlere “lirik şiir’ denmiştir.

Lirik şiir bilgiden çok duyguya hitap eder. Aşk, hasret, ayrılık, özlem vb konuları işler.

Tanzimat Dönemi’nde rebab adı verilen bir sazdan dolayı bu tür şiirlere “rebabi” adı verilmiştir. Yeni gelişen Türk edebiyatında ise türlü nazım şekillerinde yazılmıştır.

Dünya edebiyatında en çok işlenen ve sevilen bir tür olan lirik şiir Batı edebiyatında Rönesans devrim şairlerinin (Petrarca, Ronsard) daha sonra da ilke olarak içe dönüklüğü benimseyen romantik şairlerin (Lamartine, Hugo, Goethe, Schiller) duygusal ve öznel nitelik gösteren şiirleri bu türün başarılı örnekleridir.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki koşuklar, halk edebiyatındaki güzellemeler, divan edebiyatındaki gazeller, şarkılar, murabbalar lirik şiire örnektir.

Türk şiirinde; Yunus Emre, Fuzülî, Nedim, Karacaoğlan, Yahya Kemal, Ahmet Haşim lirik şiirleriyle ünlü şairlerimizdir.

Halk edebiyatında semai, koşma (güzelleme); Divan edebiyatında gazel, şarkı lirik şiiri örnekleridir.

Lirik şiir örneği

MİHRİBAN

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamıştın,çözülmüyor mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor mihriban

Yar,deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor mihriban

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut cizilmiyor mihriban

Boşa bağlanmış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım karabahtım tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor mihriban

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban

(Abdurrahim Karakoç)

 

Şiir türleri 4

Epik şiir

Bir toplumun yaşantısını ilgilendiren ve onu derinden etkileyen bazı toplumsal ve tarihi olayları ve bu olayların olağanüstü yönleri, kahramanlıkları, savaş, yiğitlik, göç, kuraklık, deprem gibi konuları ele alınır.

Hamasi şiir olarak da adlandırılır.

Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırma amaçlanır. Hikâye edercesine anlatan şiirlerdir. Yunanca epope (destan) sözcüğünden doğmuştur.

Epik şiirlerin ilk örnekleri destanlardır. Bu nedenle epik şiire “destan” da denilebilir.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki destanlar, halk edebiyatındaki destanlar, koçakIamalar, divan edebiyatındaki gazavatnâmeler epik şiire örnektir.

Günümüzde bu şiirler, eski destanların niteliğini taşımamaktadır.

Divan edebiyatında kasideler, halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı gibi türler epik özellikler gösterir.

Dadaloğlu, Köroğlu halk edebiyatında; Orhan Şaik Gökyay, Fazıl Hüsnü Dağlarca, M. Akif Ersoy, Nazım Hikmet gibi şairler ise Batı etkisinde gelmiş Türk edebiyatı epik şiir örnekleri vermiştir.

Nâzım Hikmet’in “Kuvayımillîye Destanı”, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Üç Şehitler Destanı” örnek gösterilebilir.

Epik şiir örneği

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;

Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

 

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?

Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

 

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden….

Senin de destanını okuyalım ezberden…

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

 

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…

Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

 

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…

Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?

Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

 

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;

Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

 

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

 

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın

Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

 

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan

Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!

Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan….

 

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

 

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!

Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!

Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…

 

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?

Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

(Arif Nihat Asya)

 

Şiir türleri 5

Dramatik şiir

Genellikle trajik, komik, korkunç olayları anlatır. Anlattıkları konuyu okuyucunun gözünde canlandırır.

Bu şiirin konusu olaydır.

Konuyu tiyatro gibi canlandıran bu şiirler Eski Yunan’daki tragedyalar ile başlamıştır. Günümüzde ise manzum tiyatrolarla varlığını sürdürmektedir.

Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve oyunculara ezberletilirdi. Bu durum dram türünün çıkışına kadar sürmüş bundan sonra da tiyatro metinleri düzyazı şeklinde yazılmaya başlanmıştır.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki sagular, halk edebiyatındaki ağıtlar, divan edebiyatındaki mersiyeler dramatik şiire örnektir.

Dramatik şiir, tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Önceleri “trajedi” ve “komedi” olmak üzere iki tür olan bu şiire daha sonraları “dram” da eklenmiştir.

Trajedilerde, hayatın acıklı yönleri insanlara aktarılırken aynı zamanda ahlâklı olmak gibi mesajlar da verilmeye çalışılıyordu. Kötü ifadeler kullanılmıyor. Sahnede kötü olaylar canlandırılmıyor, bunlar sonradan haberciler tarafından seyirciye haber veriliyordu. Kahramanlar seçkin, soylu kişilerdir.

Komediler ise hayatın gülünç yanlarını konu edinen manzum tiyatrolardı. Bu oyunlarda trajedi gibi soyluluk, seçkin olmak, gerçekleri yansıtmak gibi özellikleri yoktur. Kahramanları her sınıfta olabilir.

Dramatik şiir örneği

ELEKTRA

Bütün bildiklerimi anlatayım sana;
Ağlamaktan vazgeçmezsen, senі
Gün ışığı girmеz bir yere kapataсaklar
Yurttan uzak bir mahzende yaşayacakѕın
O zаmаn bol bol аğlаrsın gerçek talihsizliğine
Düşün bunları fеlakеt gеlip çatınсa
Benі kabahatlі görme, aklını bаşınа devşir

(Soрhokles)

 

Şiir türleri 6

Didaktik şiir

Duygu ve düşünceden çok fikirlerin ön plana çıkarıldığı öğretici şiirlerdir. Bilim, sanat, zanaat, felsefe, ahlak, din ve benzeri konuların temel ilke ve kurallarını öğretmek için söylenir.

Düşünce ve bilgilendirmenin amaçlandığı, öğretmeye yönelik, hayal ve duygunun ikinci planda kaldığı şiir türüdür.

Kafiye ve ölçülerden dolayı akılda kolay kaldığından bilgiler bu şiir türüyle verilmiştir.

Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig, Aşık Paşa’nın Garibname, Nabi’nin Hayriye adlı eserleri bu türün önemli örnekleridir.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki bir şiir türü olmamasına rağmen savlar, halk edebiyatındaki öğretici nitelik taşıyan kimi destanlar, tasavvuf edebiyatındaki nutuklar, divan edebiyatındaki rubailer, tuyuğlar, terkib-i bent ve terci-i bentler, kimi mesneviler günümüz edebiyatındaki manzum hikâyeler ve fabllar didaktik şiire örnektir.

Eski Yunan edebiyatında Hesiodos, bu türün ilk örneklerini vermiştir.

Fransız Boileau ünlü didaktik şairlerdendir.

Tanzimat Edebiyatı’ndan sonra Ziya Paşa “Terkib-i Bend”, Tevfik Fikret “Haluk’un Defteri ve Şermin” Mehmet Akif’in Süleymaniye Kürsüsünde, Asım adlı eserleri bu tarzda yazılmış ünlü eserlerdir.

Didaktik şiir örneği

DİNLE SANA BİR NASİHAT EDEYİM

Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan, gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yad ellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle
El iki söylerse, sen birin söyle
Elinden geldikçe sen eylik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asilzadelerden hiç kemlik gelmez
Sen eyilik et de o zayi olmaz
Darılıp da başa kakıcı olma

El âriftir, yokla kendi kendini
Dağıdırlar duzağını, fendini
Alçaklarda otur, gözet kendini
Katı yükseklerden uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size lâyık olan onu dinlemek
Sev seni seveni, zay etme emek
Sevenin sözünden geçici olma

Karac’oğlan söyler sözün, başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hacil düşürür
Kötülerle konup göçücü olma

(Karacaoğlan)

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Halk Edebiyatının Genel Özellikleri

 

Necip Fazıl Kısakürek ya da Kaldırımlar şairi

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir