Servetifünun Edebiyatının (Edebiyatıcedide) Genel Özellikleri

Servetifünun edebiyatı nasıl ortaya çıkmıştır ve belirleyici özellikleri nelerdir?

Servetifünun edebiyatı ağır bir dille eser veren sanatçıların oluşturduğu edebi gelenek olup “salon edebiyatı” olarak da isimlendirilmektedir. Bu ismin alınma sebebi halktan kopuk olmaları ve sadece kendi dar çevrelerinde sanat yapmalarıdır.

Toplum sorunlarına yer vermemeleri ve anlaşılmaz bir üslup tercih etmeleri sert eleştiriler almalarına neden olmuştur. Ahmet Mithat Efendi bu hususta çok ağır eleştirilerde bulunmuş ve Servetifünuncular için “Dekadanlar” ifadesini kullanmıştır.

Servetifünun kelime olarak “bilimler hazinesi” anlamına gelir ve bir dergi adıdır. Derginin ilk sahibi Ahmet İhsan’dır. Derginin başına Tevfik Fikret’in getirilmesi ile Servetifünun bir edebiyat dergisi niteliği taşımıştır. Zaten Servetifünun edebiyatının başlangıcı da Tevfik Fikret’in derginin başına getirilmesi olarak kabul edilmektedir.

Servetifünun edebiyatının ortaya çıkışı ve dönemin sosyal şartları

Servetifünün, ll. Abdülhamit’in baskıcı döneminde oluşmuş ve yine bu dönemde sona ermiştir. Bu baskı döneminde Tanzimat’ın ve I. Meşrutiyet’in özgürlük ortamı yok olmuş, Osmanlı İmparatorluğu dıştaki başarısızlıkları örtbas etmek için içteki özgürlükleri kaldırmış, tüm eleştirileri yasaklamış, aydınları ve yurtseverleri kontrol altına almaya çalışmıştır.

Servet-i Fünun edebiyatı, diğer ismiyle Edebiyat-ı Cedide, II. Abdülhamit döneminde, Servet-i Fünun dergisi Recaizade Mahmut Ekrem’in çıkardığı bir derginin adıdır. Bu derginin çevresinde toplanan sanatçıların, Batı edebiyatı yolunda meydana getirdikleri bir edebiyat hareketidir.

1895 yılında Muallim Naci ve Recaizâde Mahmut Ekrem arasında “Kafiye göz için midir, kulak için mi?” tartışması başlar. Muallim Naci ve onun gibi düşünenler, yazılarını “Malumat” adlı gazetede yayımlarken Recaizade Mahmut Ekrem bu konudaki fikirlerini ve yeni edebiyatı savunduğu yazılarını “Servet-i Fünün” dergisinde yayımlar. Böylece dergi, Recaizade Mahmut Ekrem’in çabasıyla yeni edebiyatı savunanların bir araya geldiği bir yayın organı halini alır. Derginin başına Tevfik Fikret getirilir. Ardından Edebiyat-ı Cedide, edebiyatı için başlangıç olur.

Yazıları sansürlenen, sürekli baskılara maruz kalan, sürgün ya da hapisle cezalandırılma korkusu yaşayan dönemin aydın ve yazarları; siyasal, toplumsal sorunları dile getirmekten uzak durmuş, bireysel konulara ve edebiyatla ilgili tartışmalara yönelmişlerdir.

Servet-i Fünun dergisi, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan yaptığı Edebiyat ve Hukuk adlı bir çevirinin yayımlanması üzerine kapatılmış, böylece Edebiyatıcedide Topluluğu da dağılmıştır.

Servetifünun Edebiyatının Genel Özellikleri

Sosyal konulardan çok, bireysel duygu ve yaşantılara yer verilmiş “Sanat, sanat içindir.” anlayışına bağlı kalınmıştır.

Fransız edebiyatı örnek alınmıştır.

Geniş bir halk topluluğuna değil, yalnızca aydın bir zümreye seslenen bir salon edebiyatı oluşturulmuştur.

Eserlerde sosyal sorunlardan çok bireysel konulara yönelme görülür.

Süslü ve sanatlı bir anlatım benimsenmiştir. Arapça, Farsça yeni kelimeler ve ilginç terkipler kullanılmıştır.

Şiirde beyit biriminin bütünlüğü kırılmıştır ve şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır.

Aruzun değişik kalıplarını bir şiirde kullanma, konuya ve üsluba uygun kalıp seçme hakimdir.

Servet-i Fünun Dönemi sanatçıları Tanzimat’ın I. Dönem sanatçılarının eserlerinde işledikleri kanun, hak, adalet gibi kavramları ele almazlar. Daha çok üslup ve şekil üzerinde dururlar.

Kimi zaman unutulan kelimeleri sözlükten bulup çıkararak ya da Fransızcadan gelen sözcükleri kullanarak dili ağırlaştırır ve süslü bir üslup oluştururlar.

Roman ve hikayelerde konular İstanbul’la sınırlandırılmış, olaylar kapalı mekanlarda geçmiştir.

Şiirde parnasizm, sembolizm; nesirde realizm, natüralizm akımları benimsenmiştir.

Tiyatro, hemen hemen hiç eser verilmemiştir. Öykülerde kahramanlar, aydın kesimden seçilmiştir.

Aruz hariç Divan edebiyatı tümüyle reddedilmiştir.

Bu dönemde, edebiyat tarihi ve felsefe alanında çalışmalar yoktur.

Roman ve öyküde çok başarılı örnekler verilmişler.

Duygu ve hayal unsurları gerçeklere tercih edilmiştir.

Bu dönemde dergiler önemli yer tutmuştur. Servet-i Fünun dergisinin yanında Malumat, Mektep gibi edebiyat ve sanat konularında öğretici konulara yer veren önemli dergiler yayımlanmıştır.

Servetifünun Edebiyatında Öykü ve Roman

Bu dönem edebiyatının asıl başarısı hikâye ve romanda ortaya çıkmıştır. Bu dönemde teknik açıdan gerekli olgunluğa ulaşmıştır.
Dil son derece ağır ve süslüdür.

Realizmin ve natüralizmin etkisiyle gerçek yaşama bağlı kalınmış, gözleme önem verilmiştir.

Romanlardaki kişiler ve olaylar çoğunlukla İstanbul’dan ve aydın çevreden seçilmiş; öykülerde az çok halktan kişilere ve bunların sorunlarına yer verilmiştir.

Romanda aydın çevre, hikâyede ise halk ve halkın sorunları işlenmiştir.

Yazarlar, gözlemleriyle ortaya koydukları kişilerin, özellikle ruhsal durumlarını incelemiş; çevreyle kişiler arasında bağlantı kurmuşlardır.

Romanlarda bağlaçlarla bağlanan, Fransızcanın söz dizimine uygun, oldukça uzun, devrik ve eksiltili cümleler, ara sözlü ve ara cümleli cümleler kullanılmıştır.

Bireysel acılar, düş kırıklıkları, aşk gibi konular üzerinde durulmuştur.

Romanlar, teknik bakımdan güçlüdür. Tanzimat romanında olduğu gibi olayın akışı kesilerek bilgi verilmemiştir.

Sanatçılar, eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdir.

Romanlarda ağır, sanatlı bir dil; öykülerde daha yalın bir dil kullanılmıştır.

Servetifünun Edebiyatında Tiyatro

Servetifünuncuların hemen hemen hiç başarılı bir eser veremedikleri tür tiyatrodur.

Sanata değer veren Servet-i Fünuncular, kendi görüşlerini yansıtan oyunların bu dönemde oynanmasına izin verilmeyeceğini bildikleri için tiyatro eseri yazmazlar.

Bu dönem sanatçılarının tiyatroya ilgi duymamalarında iki olayın büyük etkisi vardır:

  • Tiyatroya destek veren Ahmet Vefik Paşa’nın görevden alınması 
  • Ahmet Mithat Efendi’nin yazdığı ‘Çerkez Özdenler’ adlı piyesin oynanması nedeniyle Gedik Paşa Tiyatrosunun yıktırılması

Tiyatroyla en çok ilgilenen Hüseyin Suat Yalçın olmuştur. “Şehbal” ve “Deva-yı Aşk” gibi oyunları vardır. Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf ve Cenap Şehabettin’in de oyunları vardır.

Servetifünun Edebiyatında Şiir

Bu dönem sanatçıları sanat için sanat anlayışına yönelmişlerdir. Parnasizmin etkisi şiirde Kendini hemen beli eder.

Parça güzelliğinin yerini bütün güzelliği almıştır.

Kafiye kulak için anlayışı benimsenmiştir. Bu konuda Recaizdade Mahmut Ekrem’in görüşleri benimsenmiştir.

Nazım nesre yaklaştırılmıştır. Özellikle Tevfik Fikret şiir ile olay anlatma geleneği başlatarak bu anlayışa öncülük etmiştir.

Aruz ölçüsünü Türkçe’nin söyleyiş ahengini bozmadan başarıyla kullanırlar. Hece ölçüsüyle yalnız Tefik Fikret çocuk şiirleri yazmıştır. (Şermin kitabında)

Serbest müstezat sıkça kullanılmıştır. Serbest müstezattaki gelişmeler sonraki dönemlerde serbest şiirin yerleşmesine zemin hazılamıştır.

Divan edebiyatı nazım şekilleri terk edilmiş; Batı’dan sone, terzarima gibi nazım şekilleri alınmıştır.

Şiirde konu bütünlüğü sağlanmıştır.

Divan şiirindeki beyit bütünlüğü yerine Servetifünuncular konu bütünlüğü sağlarlar.

Politik baskılardan dolayı siyasi ve politik konulardan eser verilmiş, çoğunlukla aşk, doğa, düş kırıklığı, karamsarlık gibi bireysel konular işlenmiştir. Toplumsal konular sadece Tevfik Fikret’in şiirlerinde görülür.

Süslü, sanatlı, Arapça ve Farsça sözcüklerin bol olduğu ağır bir dil kullanılmıştır. Dilde sadeleşme hareketi durmuştur.

Sembolizm ve parnasizm akımları etkisiyle şiirde yeni bir duygu, yeni bir hayal, yeni bir estetik anlayışı meydana getirmiştir. Sembolizmin etkisiyle şiirde musikiye önem verilmiştir.

Mensur şiirin ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir. (Halit Ziya Mensur Şiirler, Mezardan Sesler)

Servetifünun akımının temsilcileri

Servetifünun akımının bazı temsilcileri edebi topluluk dağıldıktan sonra başka edebi geleneklere bağlanarak sanat yaşamlarına devam etmişlerdir. Halit Ziya Uşaklıgil gibi bazı yazarlar ise eserlerinin dilini sonraki yıllarda bizzat kendileri sadeleştirmişlerdir.

Servetifünun edebiyatının en meşhur temsilcileri şunlardır:

  • Tevfik Fikret
  • Halit Ziya Uşaklıgil
  • Cenap Şahabettin
  • Mehmet Rauf
  • Hüseyin Cahit Yalçın
  • Ahmet Reşit Rey
  • Ahmet Hikmet Müftüoğlu
  • Süleyman Nazif
  • Hüseyin Siret Özsever
  • Faik Ali Ozansoy
  • Ali Ekrem Bolayır
  • İsmail Safa

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Yazım Kuralları Hakkında 10 Maddede Önemli Bilgiler

 

Halide Edip Adıvar Milli Mücadele Döneminin Öncü Kadın Yazarı

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir