Peyami Safa ya da Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun Yazarı

Peyami Safa kimdir, sanat anlayışı nasıldır ve eserleri nelerdir?

Peyami Safa Türk edebiyatının en usta roman yazarlarından biri kabul edilir. Modern roman tekniklerini ilk defa kullanan yazar Türk edebiyatına klasik düzeyde pek çok eser kazandırmıştır.

1889 yılında İstanbul’da doğan yazar, İsmail Safa’nın oğludur. İsmail Safa kendi döneminde tanınıp sevilen bir şairdir. Yani Peyami Safa gözünü açar açmaz kendisini bir edebiyat ortamı içinde bulmuştur.

Parasızlık ve küçük yaşta yakalandığı kemik veremi hastalığı yüzünden, düzgün bir eğitim hayatı olmasa da kendini yetiştirmeyi bilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı sırasında öğretmenlik yapan Peyami Safa, ağabeyi ile birlikte 20. Asır gazetesini kurdu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren roman yazmaya başlayan Peyami Safa, hem ele aldığı konular hem de roman tekniğiyle dönemine damgasını vurmuş bir sanatçıdır.

Peyami Safa’nın sanat anlayışı

Romanlarında kendi hayatından izlere yer veren sanatçı ruhsal sorunları olan insanların iç dünyalarını yansıtmaya çalışmıştır. İnsanın varlık sebebi, görünenin arkasında var olan gerçeği bulmak gibi bir çaba içine girmiştir.

Eserleri geçim kaygısıyla yazdığı piyasa malı metinler ve kültür birikimini yansıttığı asıl metinler olmak üzere iki grupta ele alınabilir.

Para kaygısıyla yazdığı eserlerde Server Bedii takma adını almıştır. Bu eserler Cingöz Recai serisi başta olmak üzere çoğu polisye, kıskançlık, sahtekarlık, aşk gibi adlarla ifade edilecek eserlerdir. Asıl eserler ise edebiyatımıza damga vurduğu eserlerdir. Bu eserler bilinç akışı tekniği, iç diyalog, ispitizim, anlatıcının rolü ve psikonalitik durumlara yer vermiştir.

Asrın Hikâyeleri adıyla öyküler yazarak, 43 yıl sürecek gazetecilik ve yazarlık hayatına başladı.

Son Telgraf, Tasvir-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde görev aldı.

Safa; romanlarında, insanın ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında anlatım tekniklerinde denemelerinde okurlar tarafından, başarılı bulunmuştur.

Peyami Safa Türk edebiyatında bilinç akışı tekniğini başarıyla kullanan ilk yazardır. Matmazel Noralya’nın Koltuğu adlı eser bu tekniğin uygulandığı ilk roman kabul edilmektedir.

Peyami Safa’nın romanlarında Doğu-Batı çatışması

Kültür tarihimizde her zaman önemini koruyan konulardan biri olan Doğu-Batı çatışmasını Peyami Safa ustaca işlemeyi bilmiştir.

Peyami Safa’nın olgunluk dönemi romanlarında, yanlış Batılılaşmanın toplumun çeşitli kesimlerinde yaptığı yıkıntı anlatılır. Özellikle Fatih-Harbiye romanı bu kültürel çatışmaların en iyi anlatıldığı romanıdır.

Sözde Kızlar adlı eserinde ise batılılaşma fikrinin toplumsal çöküntüye ne düzeyde sebep olduğu üzerinde durmuştur.

Peyami Safa’nın otobiyografik romanı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

 “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” romanında; yoksulluk, sahipsizlik ve hastalık kuruntuları içinde acı çeken insanın ruh derinliklerine ayna tutulur.

Bu romanın kahramanı olan genç aslında Peyami Safa’nın kendisidir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ndaki kahramanın ismi hiç geçmez. Kahramanın adının verilmeden olayların anlatıldığı ilk roman Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’dur.

Peyami Safa’nın eserlerinde kullanılan dil

Fıkra, roman, hikâye ve makale türünde eserler veren Peyami Safa, her tür için ayrı bir dil kullanmıştır. Hatta romanlarının konusu değiştiğinde dil de değişikliğe uğramıştır.

Türkçeyi çok iyi kullanan yazarlarımızdandır. Canlı bir anlatımı vardır. Okuyucu, kendini adeta romanın içinde hisseder.

Romanlarında kulağa hoş gelmeyen kelimelere rastlanmaz.

İşlediği konuya hâkimdir. Üslubu kuvvetli olan yazarın eserlerini ören zengin fikirleri vardır.

Doğu ile Batı uygarlığı, ahlak çöküntüleri, varlığın sırları gibi konular üzerinde durur. Maddeden ziyade ruhu, inancı ve manevi değerleri ön planda tutar.

Eşya ile roman karakterlerinin ruh halleri arasında bir ilişki kurmak, onun önemli özelliklerindedir.

Peyami Safa eserlerinde olaydan çok ruh çözümlemelerine önem vermiş Lale Devri’nden beri bir türlü yoluna girmeyen yanlış Batılılaşmanın yol açtığı bunalımları, bocalamaları, ahlak çöküntüsünü, kuşaklar ve sosyal çevreler arasındaki çatışmaları ele almıştır.

Sanatçı her şeyin kaynağını maddeye indirgeyen anlayışın karşısında durmuş, ruhun inceliklerine dayalı manevi değerleri ön plana çıkarmıştır. Bu yönüyle metafizik veya soyut roman geleneği denilebilecek bir tarza yönelmiştir. Ancak söz konusu soyutluk sadece fikir düzeyindedir ve romanların kurgusu son derece canlıdır.

Romanlarında, Doğu-Batı sorunlarını karakterlerde somutlaştırarak işlemiştir. Edebiyat dünyasında çok yönlü bir yazar olarak dikkati çekmiştir. Edebiyat, sanat, psikoloji, felsefe üzerine birçok makale de yazan yazar; güçlü ve polemikleri seven bir kişiliğe sahipti. Nazım Hikmet, Nurullah Ataç, Sabiha Sertel, Aziz Nesin ve Zekeriya Sertel ile kalem kavgaları yaparak, Türk basınında büyük yankılar uyandırmıştır.

Çok sevdiği oğlu Merve’yi askerlik yaparken kaybetmesi, yazarı çok sarsmış bu olaydan birkaç ay sonra ölmüştür (1961).

Peyami Safa’nın Eserleri

Roman

Gençliğimiz, Şimşek, Sözde Kızlar, Mahşer, Bir Akşamdı, Canan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih Harbiye, Bir Tereddüdün Romanı, Biz İnsanlar, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız.

Öykü

Bir Mekteplinin Hatıraları, Aşk Oyunları, Süngülerin Gölgesinde, Ateş Böcekleri, Karanlıklar Kralı İstanbul Hikâyeleri.

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Aşık Ömer hayatı, sanatı ve eserleri hakkında detaylı bilgiler

 

Fuzuli Divan Edebiyatının Aşk ve Istırap Şairidir 

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir