Ömer Seyfettin Türk Öykücülüğünün İlk Büyük Ustası

Ömer Seyfettin kimdir?

Ömer Seyfettin Türk edebiyatında modern anlamda ilk büyük öykücü kabul edilir. Öykü türünü meslek edinen yazar, dil ve edebiyat üzerine görüşleri ile de Türk edebiyatını derinden etkilemiştir.

11 Mart 1884 Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu. Askeri okulu bitirdikten sonra birkaç yıl askerlik yaptı. Bir yıl kadar Yunanlılara esir kaldı. Bu esaret dönemi Türk kültürüne ve diline olan bakış açısını büyük ölçüde değiştirdi.

Yurda dönünce önce bir süre Türk Sözü dergisini çıkarıp yönetti. Ardından İstanbul Kabataş Lisesinde öğretmenlik yaptı. Ölünceye kadar bu görevi sürdürdü ve genç kuşaklara edebiyat üzerine bilgi verdi. Ömer Seyfettin 6 Mart 1920’de İstanbul’da vefat etti.

Ömer Seyfettin vefat ettikten sonra cenazesini almaya kimse gelmedi. Bu nedenle hastane yönetimi kendisini “kimsesiz bir vatandaş” olarak kabul etti ve cesedini kadavra olarak kullanılmak üzere tıp fakültesi öğretmenleri ile öğrencilerine teslim etti. Durum anlaşılana kadar usta yazarın başı bedeninden kesilmişti ve vücudunun birçok uzvu üzerine çalışma yapılmıştı.

Ömer Seyfettin’in cenazesinin başına gelen bu olaydan sonra yazar hakkında “cenazesi kadavra yapılmış öykücü” ifadesi de kullanılmaya başlandı. Ancak onun cenazesinin başına gelen hiç kuşkusuz ki bir toplumun sanatçılarına verdiği (daha doğrusu vermediği) değeri göstermesi bakımından da son derece ilginçtir.

Ömer Seyfettin Milli Edebiyat Akımını başlatan yazardır

Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem ile birlikte Milli Edebiyat akımının öncüsü olmuştur. 1911’de “Genç Kalemler” dergisinde yayımlandığı “Yeni Lisan” makalesiyle halkın konuştuğu ve anladığı yalın Türkçenin savunucusu olmuştur. Bu makale Türk edebiyatında Milli Edebiyat geleneğinin başlangıcı kabul edilmektedir.

Ömer Seyfettin bu makalesinde şu görüşlere yer vermiştir:

  • Dilimizde bulunan Arapça ve Farsça kelimeler atılmalı bunlar yerine Türkçe olanlar kullanılmalıdır.
  • Eğer yabancı kökenli bir sözcük Türkçeye mal olmuşsa kullanılmaya devam edebilir. (Bilimle ilgili kelimeler bu kategoride değerlendirilmeldir.)
  • Dilin kuralları Türkçe dil bilgisi kurallarına göre oluşturulmalı, yabancı dil kuralları ölçüt alınmamalıdır.
  • Diğer Türk şivelerinden kelime alınmamalı, Türkiye Türkçesinin olanaklarından yararlanılmalıdır.
  • Tüm Anadolu Türklerinin ortak bir okuma ve yazma dili olmalıdır. Bu konuda İstanbul Türkçesi ortak dil kabul edilmelidir.

Ömer Seyfettin ayrıca yazarların sadece İstanbul ile sınırlı kalmamalarını ve Anadolu’ya yönelerek halkın sorunlarını ve kültürünü yansıtmaları gerektiğini de ifade etmiştir.

Ömer Seyfettin’in öykücülüğü

Serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşan Maupassant tarzı da denen olay öykücülüğünü, edebiyatımıza kazandırmış ve çağdaş Türk öykücülüğünün kurucusu olmuştur.

Hikayelerinin konularını çoğunlukla sosyal hayattan alır. Bundaki amacı milli bilinci uyandırıp kuvvetlendirmek, aynı zamanda mizah yoluyla toplumun aksayan yönlerini eleştirerek kalkınmayı sağlamaktır.

Hikâyelerini yazarken çocukluk ve askerlik anılarından, tarihten, halk fıkralarından, menkıbe ve efsanelerden yararlanır.

Öykülerde Türk folklorunun bütün kaynaklarından (destan, masal, halk hikayesi) yararlanmıştır. Özellikle milli duyguları coşturucu tarihi hikâyeleri başarılı bulunmuştur. Çocukluğunun geçtiği Balkanlarda Türklere yapılan zulmü iyi bildiği için bu konuları da öykülerine ustaca taşımıştır.

Tarihi kahramanları işleyerek Türk toplumuna moral vermeyi amaçlamıştır.

Konularını öyküye dönüştürürken yergiye, polemiğe, komik durumlara ve toplumsal yorumlara da yer verir.

Hikâyeleri beklenmedik bir sonla biter. Buradaki amaç okurları şaşırtarak öykünün etkisini artırmaktır.

Sosyal eleştiriye yönelen hikâyelerinde psikolojik bir derinliğe rastlanmaz.

Dili sade ve süsten uzaktır. Günümüzde de öyküleri okunup anlaşılabilmektedir.

Sade bir Türkçe ile yazan ve milli konuları işleyen Ömer Seyfettin, realist Türk hikâyeciliğinin en önemli sanatçılarından biridir.

Hayatı boyunca Türk edebiyatının millileşmesi için çalışmış, bu amaçla yazdığı hikayeleriyle tanınmıştır.

Ömer Seyfettin’in öykü dışında eser verdiği bazı türler

Hikâyeleri dışında şiirleri de vardır. Aruzla başladığı şiirlerinden daha sonra heceyle koşma tarzı şiirlere geçmiştir. Fakat şairliği, öykücülüğü kadar iyi değildir.

İlyada ve Kalevela adlı destanları Türkçeye çevirmiştir.

Yazarın 1912 yılında yazdığı Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset adlı makalesi büyük yankı uyandırmış ve uzun süre edebi tartışmaların konusu olmuştur.

Roman denemeleri de yapmasına rağmen bu konuda başarıl değildir. Romanları daha çok “uzun öykü” tarzında kaleme alınmıştır.

Ömer Seyfettin’in eserleri

Hikâye

Eski Kahramanlar, Yüksek Ökçeler, Beyaz Lale, Harem, ilk Düşen Ak, Bomba, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler, Forsa, Falaka, And, Kaşağı, Başını Vermeyen Şehit, Balkon, Asilzadeler, Topuz, Diyet, Pembe İncili Kaftan.

Roman

Ashab-ı Kehfimiz, Efruz Bey, Harem, Açık Hava Mektebi

Tiyatro

Mahcupluk İmtihanı

Deneme

Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset, Dil Konusunda Yazılar, Sanat ve Edebiyat Yazıları, Olup Bitenler, Türklük ve Türkçecilik Yazıları.

Şiir

Ömer Seyfettin’in Şiirleri

(Eser sanatçının vefatından sonra Fevziye Abdullah Tansel tarafından derlenerek yayımlanmıştır.)

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Soruda Münazara Türü Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey

 

Parnasizm Akımının Ortaya Çıkışı, Temel İlkeleri ve Önemli Temsilcileri

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir