
08.12.08
|
|
|
Kurucu Üye
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
|
|
|
Destanlar Hakkında Genel Bilgiler
.
DESTANLAR
Destan nedir?
“Destanlar bir ulusun yaşamını yakından ilgilendiren savaş göç gibi tarih ve toplum olaylarını anlatan uzun manzumelerdir. Ulusların duyuş, düşünüş, görüş ve inanışlarını tarihin çok eski çağlarında, mitoslarla destanlar yan yana ya da art arda doğar. Destanların oluşmasında söylencelerin ve söylence çağlarının büyük etkisi olur. Destanlar içinde zengin mitoloji öğeleri bulunur. Destanlar gerek tarih, gerek düşünce ve sanat bakımından büyük değerler taşırlar”
“Destan (Dâsıtan) kelimesi Farsçadır.(Şehname’nin başkahramanlarından Rüstem’in babası Zal’ın bir başka ismi de Dâsıtan’dır.)Eski Yunanlılar, ozanların sazla terennüm ettikleri bu türlü şiirlere Epos (söz) derlerdi. Bundan ötürü, Batı dillerin de destana benzeri şiirlere koçaklama da denilir.”
“Destanlar epik bir karakter taşır. Epik sözcüğü Grekçe “Epos” sözcüğünden gelmektedir. Kahramanlıkları, kahramanları konu yapan uzunca manzumelere epik şiir denir. Destani şiir, hamasi şiir, kahramanlık şiiri de aynı anlamdadır. Bu şiirlerin ana öğesi kahramanlıktır. Yapma, doğal destanlar, yiğitlik, yurt sevgisi, inanç ve insanlık temalarını işleyen şiirler genellikle epik şiir adını alır. Dünya edebiyatında “İlyada, Enide, Henriade”en önemli epik şiirlerdir.”
Destanların Oluşum Dönemleri
I.Dönem: “Milletin ortak şuurunda ve hayal gücünde iz bırakmış birtakım olaylar içinde yüceltilmiş kahramanlar bu olay ve kahramanlara her dönemde yeni olay ve kişiler etkilenir ve o çağın tarihi özellikleri ile benzerlikler gösterir.
2.Dönem: “Olayların yeni nesillere aktarılması işi gerçekleştirilir. Sözlü olarak başlayan bu gelenek şairlerin çalgıları eşliğinde söylediği şiirler bütününe dönüşür. Tabii ki şairler de efsaneler zincirine kendilerince öz ve biçim yönünde yeni eklemeler yapar.
3.Dönem: “Bu sözlü geleneği güçlü bir şair şiirler bütünü halinde derler. Böylece destan bütünlüğünü kazanmış olur.”
Destanların Genel Özellikleri
Destanlar köklü bir geçmişi olan ulusların ilk çağlarını bize bir takım mitolojik menkıbeler halinde anlatırlar. Bunlar gerçek olmasalar hatta gerçeğe uymasalar bile ulusların kendi geçmişlerini hakkında neler bilip neler düşündüklerini haber vermek açısından önemlidirler. Destanların genel özellikleri şunlardır:
Destanlarda toplumda derin izler bırakmış olaylar anlatılır.
Destan kişileri seçkindir ve sayıları çoktur.
Olaylar ve kişiler olağanüstü nitelikler gösterir.
Ulusal dil ve nazım biçimleriyle söylenirler.
Destan Çeşitleri
* Doğal Destanlar
“Doğal destanlar üç aşamadan oluşur. Birinci aşamada toplumu etkileyen önemli bir olay ya da durum, bir şair tarafından manzum destan olarak anlatır. Zamanla söyleneni unutulur. Destan, dilden dile söylenerek halk dilinde yaşamını sürdürür. Her söyleyen kendinden bir parça ekleyerek destanı anonim durumuna getirir. Destanı ilk söyleyen unutulur. Bu ikinci aşamadır. Üçüncü aşamada ise şair, halk dilinde söylenen destanın çeşitli varyantlarını toplayarak yeniden düzenler ve biçimli duruma getirir.
* Yapma Destanlar
Bir tarihsel olayın bir şair tarafından destan kurallarına uygun bir biçimde yazılmasından yapma destanlar oluşur. Yapıları ve öğeleri açılarından doğal destana benzerler ancak doğal destanlar “ortak yaratı” ürünü olduğu halde, yapma destanlar “bireysel yaratı” ürünleridir. Bu destanlarda söylence öğeleri sınırlıdır. İtalyan şairi Tarquito Tasso (1544–1595)’nun Haçlı seferi’ni anlatan “Kurtarılmış Kudüs” adlı destanı ile Vergilius’un Aeneis’i Dante’nin İlahi Komedisi, Milton’un Yitirilmiş Cennet’i yapma destanlardır.
Türk Destanları
Türk destanları bir şair tarafından yazılmadığı gibi, bir folklorcu tarafından da destancı halk şiirleri ağzından derlenerek belgesel kimlik kazanmamıştır. Söz konusu destanların ve işlenen konuları içeren, yazılı belgeler, bulgular ve kaynakları bilmekteyiz. Yararlandığımız kaynakların başında Çin, İran, Arap kaynaklarını sayabiliriz. Bu arada Türkçe kaynaklardan da bilgi edinmekteyiz. Türk destanları tarihsel sürece uygun olarak İslamiyet’ten önceki Türk destanları ve İslamiyet dönemi Türk destanları olmak üzere ikiye ayrılır.
İslamiyet Öncesi Türk Destanları
İslamiyet ‘ten önceki Türk destanlarının orijinal tam metinlerini elimize geçmemiştir. Ele geçen malzemede (tabiat kültü) devresinin izlerini taşıyan, gün, ay, yıldız, gök, dağ, deniz, gibi isimlere “bozkurt ışık, ağaç, güneş ya da taşı” nevinden motiflerin bulunması bunun en canlı delilidir.
İslamiyet’ten Önceki Türk Destanları şunlardır:
“Saka Destanları: Alp Er Tunga Destanı, Şu Destanı
Hun (Kun) destanları: Oğuz Kağan Destanı, Atilla Destanı, Siyenpi Destanı
Göktürk Destanları: Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı
Uygur Destanı: Türeyiş Destanı, Göç Destanı
Diğer Destanlar: Bozkurt Destanı (Ural Batır),El Dönemi Destanı(Çeştani Bey)
İslamiyet Dönemi Türk Destanları
Türklerin Müslüman oluşları ile beliren ilk menkıbeler ve destan motifleri Karahanlılar çağında görülür. Bunların en tanınmışı: Satuk Buğra Han menkıbeleridir. Burada Satuk Buğra Han’ın Türk boyları ile birlikte mucizeli bir tarzda nasıl İslam olduğu ve Allah’tan gelen bir Kudret ile “kâfir”leri nasıl alt ettiği anlatılmaktadır. Satuk Buğra Han’ın olağanüstü kişiliği etrafında toplanan bu motifler aynı zamanda Kırgız Türklerinin ünlü destanı Manas’a da Allah vergisi mucizeyi bir kudretle İslamlık uğruna kılıç sallamaktadır. Bu destan Kırım’dan Doğu Türkistan’a kadar Orta Asya’da ve Çin Türkler arasında yaygındır.”
“İslamiyet’ten sonra Türkistan’da çıkıp Anadolu’ya yayılan bir başka destan kolu dini tasavvufi menkıbelerdir. Bu menkıbelerde eski destanlardaki cenkçiler, bengler, yerlerini ermişlere, evliyalara bırakmışlardır. Bunların başkahramanı 12. yüzyılın Türkistanlı meşhur sofi Ahmet Yesevi’dir. Çoğu manzume halindeki bu kerametli menkıbeleri terennüm eden saz şairleri de değişmiş ozanların yerini dervişler ve abdallar tutmaya başlamıştır.
.
|