|
Yazım (İmla) Kuralları
BÜYÜK HARFLERİN KULLANILIŞI
Büyük harfler, aşağıda belirtilmiş olan yerlerde kullanılır:
1) Cümlelerin ilk sözcüğünün başında büyük harf kullanılır:
Az zamanda çok işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. (Atatürk)
2) Her çeşit özel adların başında kullanılır:
a) Kişi adları: Ahmet, Yücel, Ali, Serap, Gülşen, Hümeyra…
b) Soyadları: Berberoğlu, Çamlıbel, Kanık, Ilgaz…
c) Hayvanlara verilen adlar: Boncuk, Fındık, Duman, Samur…
d) Ulus adları: Türk, Alman, İtalyan, Arap…
ç) Devlet ve ülke adları: Türkiye, Fransa, İtalya, Almanya, Libya, Suriye…
e) Kent, köy, sokak adları: Ankara, İzmir, Çankaya, Kaynaklar, Çevre Sokağı…
f) Coğrafya ile ilgili kıta, bölge, ova, dağ, deniz, göl, akarsu, orman adları(Birden çok sözcükten oluşanlarda her sözcük büyük harfle başlatılır.): Afrika, Asya, Ilgaz, Toros, Gülek Geçidi, Fırat, Kızılırmak, Çubuk Barajı, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu…
g) Kurum ve kuruluş adları (Birden çok sözcükten oluşup da ayrı yazılanlarda her sözcük büyük harfle başlatılır.) : Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ege Üniversitesi, Eşrefpaşa Hastanesi, Türkiye Ziraat Bankası, Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü, İzmir Valiliği…
ğ) Yapı, kitap ve benzeri yapıt adları: Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, İzmir Palas, Doğruluk Apartmanı, Selimiye Camisi, Kiralık Konak (roman), Suda Halkalar (şiir kitabı), Yolcu Defteri (gezi notları), Vatan İsterse (resim), Laokon (bir yontu), Türk Dili (dergi), Göl Saatleri (şiir kitabı), Fena Halde Leman (roman)…
h) Dil adları: Türkçe, İngilizce, Latince, Almanca…
ı) Din, mezhep, tarikat adları: İslamlık, Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm, Sünnilik, Protestanlık, Katoliklik, Şiilik…
UYARI: Yazımı devletçe benimsenmiş kimi yer adlarında olduğu gibi kişi ad ve soyadlarının nüfus cüzdanlarındaki yazılışı, yazım kurallarına uymasa da değiştirilmeden kullanılır.
3) Ulus, din, dil, mezhep, kişi vb. adlarından türemiş sözcükler: Türklük, Türkçü, Türkçülük, Atatürkçülük, Musevilik, Hıristiyanlık, Katoliklik, Afrikalı, İranlı, Peçenekler, Avrupalılar, Amerikalılar…
4) Özel adlara bağlı saygı sözcükleri, sanlar, meslek adları büyük harfle başlatılır: Hamdi Bey, Bayan Filiz Koray, Bay Yalçın Çıtak, Doktor İrfan Bulut, Mareşal Fevzi Çakmak, Profesör Coşkun Ülkü, Mimar Sinan, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Koca Yusuf, Nasrettin Hoca, Naciye Sultan, Gül Hanım…
5) Kitaplarda bölüm, dergi ve gazetelerde yazı ve haber başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlatılır. Bu yazıların “ve, de, ile, ya, ya da, ki” bağlaçları ve “mi” eki küçük harfle yazılır: Kavimler Göçü, Anadolu’da Linyit Yatakları, Konutların ve İşyerlerinin Elektrik ile Isıtılması Sorunu,E–5 Karayolundaki Dünkü Trafik Kazası…
UYARI: Ancak, bu başlıkların bütün sözcükleri büyük harflerle yazılırsa bu bağlaçlar ve “mi” eki de büyük harfle yazılır: TAVŞAN İLE KAPLUMBAĞA, MAİ VE SİYAH…
6) Mektuplarda ve konuşma metinlerinde hitap sözcükleri ve zarf üzerine yazılan her sözcük büyük harfle başlatılır: Sevgili Kardeşim, Sayın Büyüğüm, Aziz Dinleyicilerim…
7) Özel ad yerini tutan sözcükler ve üzerine dikkat çekilecek önemli kavramlar büyük harfle başlatılabilir: Başkanlık taslayan Özkan konuşmasını bitirdikten sonra bir üye Başkan’ın görüşlerini eleştirdi.
GEZEGENLERLE DÜNYA, GÜNEŞ VE AY ADLARININ YAZIMI
1) Gezegenler, burçlar, gökcisimleri evrende tek varlıklar oldukları için adları büyük harfle başlatılarak yazılır: Utarit, Zühre, Merih, Büyükayı, Küçükayı, Samanyolu, Ülker…
2) Dünya, güneş, ay da gökbilim konusu oldukları zaman evrende tek bir varlık niteliği ile belirir; bu nedenle özel adlar gibi büyük harfle başlatılır: Ay Dünya’nın, Dünya da Güneş’in çevresinde döner…
Ancak bu adlar genel kavram bildirdikleri zaman küçük harfle yazılır: Bu oda güneş (güneş ışığı) alır. Bu gece ay (ay ışığı) var. O adamın dünyada (insanlar arasında) bir eşi yoktur…
GÜN VE AY ADLARININ YAZIMI
1) Belirli bir gün ya da tarih bildirmeyen gün ve ay adları küçük harflerle yazılır: Her Cuma çarşıya gider. Yazlığa haziran başında gider, eylülde döneriz.
2) Belirli bir gün ve ay amaçlandığı zaman, gün ve ay adları büyük harfle başlatılır: 1919 Aralık ayı, Atatürk’ün Ankara’ya gelişi ile anılır. 3 Kasım Perşembe günü…
Tarihler aşağıdaki biçimlerde yazılabilir:
12 Kasım 2008
12.XI.2008
12.11.2008
12 /11/ 2008
12 – 11 – 2008
BİLEŞİK SÖZCÜKLERİN YAZIMI
Bileşik sözcükler bir ad ya da sıfat tamlamasının, çekimsiz ya da belli bir çekimde iki eylemin, kısa bir cümlenin kalıplaşması gibi çok değişik biçimlerde oluşur. Hangi biçimde olursa olsun bileşik sözlük anlamca bir bütündür, tek bir kavramı karşılar. Aynı zamanda biçimce bir bütündür, sözcükleri arasına çekim ekleri, yapım ekleri ya da başka bir sözlük sokulamaz: kuşpalazı (bir hastalık adı),katırtırnağı (bir bitki),niçin (ne için, soru belirteci), gecekondu (geceleyin izinsiz yapılmış ev),Gümüşhacıköy (yer adı),imambayıldı (bir yemek adı),gelivermek (çabuk gelmek)…
Türkçe bileşik sözcüklerde anlam birliği başlıca üç yolla oluşmaktadır:
1)anlam
2)ses
3)tür değişmesi
1) Anlam Değişmesi:
Bileşik sözcüklerin oluşumunda anlam değişmesi aşağıdaki derecelerde görülür:
a.Bileşiği oluşturan öğelerin hepsinin anlamı kaymış olabilir: aslanağzı, hanımeli, dalkavuk, devetabanı, kadınbudu, suçiçeği, vezirparmağı, kuzukulağı, Sarıkanat (balık)…
b.Birinci sözcüğün anlamı kaymıştır: adamotu, ketenhelva, ketenkuşu, dülgerbalığı, incehastalık…
c.İkinci sözcüğün anlamı kaymıştır: karatavuk(bir kuş),rüzgârgülü, suoku(bir bitki), basımevi (bir işyeri)…
2) Ses değişimi yoluyla bir bütün oluşturan bileşik sözlüklerde ise öğeler ses yitimine uğrar: niçin (ne için),nasıl (ne asıl),cumartesi (cuma ertesi),kaynana (kayın ana),****en (sekiz on),doksan (dokuz on)…
3) Sözcük türü değişimi yoluyla oluşan bileşik sözcüklerde, öğelerin türleri değişir; eylem soylu sözcükler ad, sıfat olabilir: dedikodu, imambayıldı, albastı, bilirkişi, uyurgezer, kaçgöç, ateşkes, vurdumduymaz, kaptıkaçtı, ağaçkakan, mirasyedi, gecekondu…
Bileşik sözcüklerde ünlü uyumu kuralına uyulma koşulu bulunmadığı daha önce belirtilmişti. Bu sözcüklerin yapısını ünsüz uyumu kuralları da etkilemez: başgedikli, dişbudak, itburnu, tespihböceği, düzlemkare, katırtırnağı…
Bu örneklerde, sert “ş,t,h” harflerinin yanına gelen yumuşak “b,g” harfleri; yumuşak “m,r” harflerinin yanına gelen “k,t” sert harfleri değişmemiştir.
BİLEŞİK SÖZCÜK VE DEYİM
Bileşik sözcük, deyimden ayrı bir kalıplaşmadır. Deyimlerde de sözcükler, kendi anlamlarını az çok yitirirse de, deyim, dikkat çekici bir anlatım bildirmek amacıyla oluşmuş kalıp sözlerdir: etekleri tutuşmak, kulağı delik, kös dinlemiş, yılan hikâyesi, burun kıvırmak, başına buyruk, pabuç pahalı, çenesi düşük gibi.
Kimi deyimler, sözcükleri arasına ek alabilirler, çekime girerler: Etekleri tutuştu... Anam ağladı… Başını dinle…
Deyimleri oluşturan sözcükler birbirinden ayrı yazılır.
BİLEŞİK YA DA BİRKAÇ SÖZCÜKLÜ ÖZEL ADLARIN YAZIMI
Kişi, kurum, yer adları birkaç sözcükten oluşmuş bulunabilir.
1) Birkaç sözcükten oluşan adlar ve soyadları bitişik yazılır. Adlar:
Gündoğdu, Gültekin,Hüdaverdi,İlknur,Yurd anur…
Soyadları: Berker, Çetinkaya, Enginay, Ulucan, Karafakıoğlu…
(Ad ve soyadları birbirinden ayrı yazılır. Adların ve soyadların yazımı, nüfus cüzdanındaki biçimlerine bağlıdır.)
2) İl, ilçe, bucak ve köy adlarının yazımında, devletçe belirlenmiş biçimlere uyulur. Bunlarda da uygulanan yöntem, birkaç sözcükten oluşan adların bitişik yazılması yöntemidir: Acıpayam,Eskişehir,Gaziantep,K ahramanmaraş,Şanlıurfa,Akdağma deni,Kocamustafapaşa,Kadıhanı, Eskipazar,Şebinkarahisar…
3) Kavramı kendi başına bildiremeyip ancak bir tür adı ile tamamlanan özel yer adlarında, tür adı ayrı olmak üzere, her iki sözcük de büyük harfle başlatılır:
Ağrı Dağı,Eğridir Gölü,Van Gölü,Gülek Geçidi,Konya Ovası,Manavgat Çayı,Kuruca Geçit,Sakarya Irmağı,Çukur Mahalle,Kader Sokağı…
4) Bunlar gibi, deniz, dağ, köy, göl, su, ırmak adlarıyla tamamlanıp kalıplaşmış ve ileriden beri bitişik yazılagelmiş özel yer adları da vardır: Akdeniz,Karadeniz,Kızılırmak,G öksu,Uludağ,Kavaklıdere,Halıde re,Pamukova,Sivrihisar,
Kadifekale…
5) Bir tür adı ile oluşan tarihsel olay adlarının her sözcüğü ayrı yazılır ve her sözcük büyük harfle başlatılır:
Kurtuluş Savaşı,Lozan Antlaşması,Başkumandanlık Meydan Savaşı,Haçlı Seferleri,Kavimler Göçü…
6) Bir özel adla tür adından kurulan devlet, kurum adları da ayrı yazılır ve her sözcüğü büyük harfle başlatılır:
Türkiye Cumhuriyeti,Atatürk Barajı,Osmanlı İmparatorluğu,Selçuklu Devleti,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,Çalışma Bakanlığı,Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü,Türkiye Kömür İşletmesi,Türk Standartlar Enstitüsü…
7) Bir özel ad ve bir tür adı ile yapılmış olan tür adlarında, tür gösteren ikinci sözcük küçük harfle yazılır:
Ankara keçisi,Van kedisi,Amasya elması,Oltu taşı,Mustafabey armudu…
8) Bir olayı, bir kişiyi yaşatmak için bir yere, kuruma verilmiş olan özel adlar, aslına uygun olarak ve büyük harflerle başlatılarak yazılır:
Namık Kemal Okulu,Gazi Osman Paşa Mahallesi,Şehit Adem Yavuz Sokağı,İsmet İnönü Meydanı…
BİLEŞİK EYLEMLERİN YAZIMI
Etmek, olmak, eylemek, yardımcı fiilleriyle kurulan bileşik eylemler şu durumlarda bitişik yazılır:
1) Ad soylu sözcükte, yardımcı eylemle birleşmesi sonucu olarak, bir ses doğarsa, iki sözcük bitişik yazılır: affetmek(af etmek),hissetmek(his etmek),hazzetmek, halleylemek, zannetmek, affolunmak…
2) Yardımcı eylemle birleşmesinden dolayı, ad soylu sözcüğün ikinci hecesindeki ünlü (i,ı,u,ü) düşerse, iki sözcük bitişik yazılır: emir-emretmek, sabır-sabreylemek, keşif-keşfolunmak, hüküm-hükmeylemek, akis-akseylemek, devir-devretmek…
3) Aralarına –a-,-e-,-ı-,-i- ulaç ekleri alarak, iki eylemden oluşan bileşik eylemler bitişik yazılır: bakakalmak, konuşabilmek, alıvermek, düşeyazmak…
Uyarı: Yukarıdaki durumlar dışında, bir eylemle birlikte kullanılan kalıplaşmış söz birimleri ayrı yazılır: söz atmak, kötülük etmek, iyi olmak, ant içmek, arz etmek, açıklama yapmak, suç atmak, demeç vermek, hesap açmak, terk etmek, fark etmek…
TERİMLERİN YAZIMI
1) İki ya da üç sözcükten yapılan ve bileşik sözcük niteliği gösteren terimler bitişik yazılır: güzelavratotu, üçgül, iğneyapraklı, taçyaprağı, uyurgezer, mercanotu, mercanbalığı, atardamar, toplardamar…
2) Bir terimi niteleyen sözcük ayrı yazılır: uçan memeliler, sözcük vurgusu, ayaklı koşma, açık eğretileme, dere alabalığı, en küçük ortakkat, bitişik taçyapraklı…
Ancak niteleyen sözcük nitelenenle bütünleşerek bir terim oluşturuyorsa bitişik yazılır: yabaniıspanak, yabaniakdiken, beyazpeynir…
PEKİŞTİRMELİ SÖZCÜKLERİN YAZIMI
Türkçede pekiştirmeli sıfat ve belirteçler, ilk hecelerine getirilen m,p,r,s ünsüzlerinden kurulu pekiştirme heceleriyle birleştirilerek yazılır:
Açık-apaçık, uzun-upuzun, ince-ipince, sarı-sapsarı, mor-mosmor, temiz-tertemiz,
tamam-tastamam, beyaz-bembeyaz, doğru-dosdoğru, dik-dimdik, yeşil-yemyeşil…
İki heceli pekiştirme sıfat ve belirteçleri de bitişik yazılır: gündüz-güpegündüz, düz-düpedüz, yalnız-yapayalnız…
İKİLEMELERİN YAZIMI
Aynı sözcüğün yinelenmesi, anlamları yakın ya da karşıt, sesçe benzer sözcüklerin yan yana kullanılmasıyla oluşan sözcük kümelerine ikileme denir: Sözcüğün, ilk ünsüzünün yerine ya da ilk ünlüsünün başına m getirilerek oluşturulan sözcüğün, asıl sözcükten sonra yinelenmesiyle de ikileme kurulur. İkilemelerde her sözcük ayrı yazılır: yavaş yavaş, aşağı yukarı, az çok, ev bark, doğru dürüst, kırık dökük, paldır küldür, dolap molap…
İkilemeleri oluşturan sözcüklerin biri ya da ikisi çeşitli ekler alabilir:irili ufaklı,büyüklü küçüklü,el ele,göz göze,daldan dala,dilden dile,oldum olası,pisi pisine,ucu ucuna…
SAYILARIN YAZIMI
Sayılar genel olarak rakamlarla gösterilir; ancak, kimi durumlarda yazı ile yazılır. Bu konudaki başlıca kullanışlar aşağıda açıklanmıştır:
1) Deneme ve anlatı türü yazılarda, özel mektuplarda, kesinliği bulunmayan küçük sayılar yazı ile gösterilir: “Ailesinden on beş yaşında ayrıldı.”, “İki yıldır silah altında.”, “Kırk yıl özlem çekip…”
2) Bilimsel yazılarda, kesinlik aranan konularda sayılar rakamla gösterilir: Türkiye’nin yüzölçümü 780 576 km2 dir.
3) Çok sıfırlı, büyük yazıların ana sayılarından sonraki basamaklar yazı ile gösterilebilir:
2 milyar,8 trilyon… gibi.
4) Yazıya geçirilmiş sayıların her rakamını ve basamağını gösteren sözcük ayrı yazılır: Yüz yirmi beş, üç milyon altı yüz elli beş, bin iki yüz on iki gibi.
Ancak belgit(senet),alındı(makbuz) gibi belgelerde, sayıların rakamlar yanında, yazı ile de yazılması gerekir. Bu belgelerde sayı sözcükleri, değişiklik yapılmasını önlemek için bitişik yazılabilir: yüzyirmibeşbinüçyüzelli gibi.
5) Rakamla yazılmış bir sayıya gelen ekler, kesme ile ayrılır:64’te,1987’de,11.55’te ,12’ye çeyrek var.
Ev, apartman ve daire numaralarıyla kitapların sayfa numaraları, tarihler, yıllar ve saatler, özel bir amaç olmadıkça yazı ile gösterilmez.
YABANCI SÖZCÜKLERİN YAZIMI
Yabancı sözcükler, Türkçede söylendikleri gibi yazılır. Ancak şu özelliklere dikkat edilir:
1) Başında iki ünsüz bulunan yabancı sözcüklerin ya da sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin yazımında ünsüzler arasına ünlü konulmaz: fren, kristal, program, staj, lüks, film, militarizm, şart, aşk, mest…
Sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin bu ünsüzleri arasında ünlü vardır: ritim, cisim, ilim…
2) Yabancı sözcüklerin iç sesindeki “g”ler, “ğ”’ye çevrilmez: biyografi, daktilograf, dogmatizm, diyagram, kardiyografi, magma, program (proğram değil)…
Bununla birlikte, yerleşmiş kimi eski sözcüklerde iç sesteki g’lerin ğ’ye döndüğü görülür: coğrafya, fotoğraf gibi.
Yabancı sözcüklerin sonunda bulunan “g”ler de, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi korunur: arkeolog, biyolog, diyalog, katalog, jeolog, monolog, pedagog, sinagog, ürolog, Türkolog…
3) Yabancı sözcüklerde, yan yana bulunan ünlüler arasına genellikle v,y ünsüzleri girmez: arkeolog, ideal, realizm, jeolog, meteoroloji…
Şu var ki kimi yabancı dillerden alınan sözcüklerdeki “io, ia” ünlüleri arasına “y” özellikle Fransızca sözcüklerdeki oi diftongunun söylenişi olan “ua” arasına “v” harfi konur: biyoloji, biyografi, bibliyografi, diyagram, diyaliz, konservatuvar, kruvazör, laboratuar…
YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI
Özel adların, kendilerine özgü yazımlarını korumak gerekir. Ancak, bütün dünya aynı yazıyı kullanmadığı için, her ulusun dilinde geçen özel adları kendi abecesiyle(alfabesiyle) yazmak olanağı yoktur. Bu durumda:
1) Latin abecesi kullanan uluslarla ilgili özel adların özgün yazımları, gerekli görülen durumlarda korunur: Shakespeare, New Orleans, Newton, Edward, Chateaubriand, Greenwich, Bordeaux, Descartes, Mary… Yabancı adların yazımında harfler üzerindeki işaretler, olanaklar ölçüsünde korunur: Moliére, Mérimée…
Ancak, bu özel adların okunuşları, metinde geçtiği ilk yerde, ayraç içinde gösterilir: Shakespeare (Şekspir) gibi. Bu adların okunuşlarını gösteren sözcüklerin baş harfleri de büyük yazılır.
2) Latin harfleri kullanan ülkelerden dilimize, asıllarından başka türlü söylenişle girmiş olan özel adlar, bu söylenişe göre yazılır: Marsilya(aslı Marseille), Londra(London), Münih (München),İsviçre(Suisse),İsve ç(Sweden),Cenevre(Genéve),İrla nda(Ireland),Napolyon (Napoléon)…
3) Latin abecesinden başka bir abece kullanan uluslardan alınan özel adlar, Türkçede söylendiği gibi yazılır: Konfüçyüs, Bağdat, Rimski, Korsakof, Tolstoy, Pekin…
4) Yabancı adlardan gelip anlamca genelleşerek terim niteliği kazanmış adlar, Türkçede söylendiği gibi ve küçük harflerle yazılır: amper, giyotin, volt, vat, kolonya, röntgen, jilet, kanarya…
ARAPÇA VE FARSÇA TAMLAMALARIN YAZIMI
Türkçede bugün kitap, kurum adı, tarih, hukuk ve din terimi olarak kimi Arapça ve Farsça tamlamalar bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalarda bunlar yazılırken en çok uygulanan biçimler aşağıda gösterilmiştir:
1) a. Arapça ad ve sıfat tamlamalarında, belirtilen ve belirten, iki çizgi arasındaki(harf-i tarif adlı) –ul,-el,-il ile birbirine bağlanır: şeyh-ül-İslam, emir-ül-ümera, hikmet-ül-avam, fevk-al-beşer, liecel-il-maslaha…
b.Bu tamlamalarda harf-i tarifteki l harfi, Arapçada huruf-u şemsiye denen d,n,r,s,ş,t,z önünde, bu harflere dönüşür: tezkiret-üş-şuara, Ettuhfet-üz-Zekiye, Keşf-üz-Zunun, Divanü Lugat-it-Türk, Tac-üt-Tevarih, Dürr-ün-Nizam, fakr-üd-dem…
c.Tamlamalar Tezkiretü’ş-Şuara, Tecü’t-Tevarih, Divanü Lugati’t-Türk, biçimlerinde ya da Tezkiret-al-Şuara, Tec-al-Tevarih, Divanü Lugat-al-Türk biçimlerinde de yazılabilir.(-el,-al’lı yazımlar, daha çok yabancı Türkologlarca kullanılmaktadır.)
ç.Arapça tamlamalı kimi adlar, kalıplaşmış olarak bitişik yazılır: Abdülkadir, Darülfünun, daüssıla, Seyfettin, Darüşşafaka…
2) a.Farsça ad ve sıfat tamlamalarında da belirtilen ad önce, belirtilen sözcük sonra gelir. İkisi arasına “-” imi ile i (ı,yi, yı, u,ü) harfi eklenir: eshab-ı kiram, fidye-i necat, Kitap-ı Mukaddes, ferda-yı işret, sevda-yı şebabet…
b.Farsça kimi tamlamalar kalıplaşmıştır; bitişik yazılır: Babıâli, Nuruosmaniye, hakkıhuzur, hattıhareket, hüsnüniyet…
c.“Olmayan” anlamlı gayr-i’nin belirtilen olarak kullanıldığı Farsça tamlamalarda,“i”nin çizgi ile ayrılmaması yaygınlaşmıştır: gayri ahlaki, gayri kanuni, gayri ihtiyari…(Bu kalıplaşmış sözler gittikçe kullanıştan düşmektedir.)
3) Eski metinlerde Arapça ya da Farsça iki sözcük arasında kullanılan ve bağlacı, birinci sözcüğün son harfi ünsüzse ü,u diye okunur ve ayrı yazılır: Gül ü Bülbül, Süheyl ü Nevbahar, sulh u sükûn…
Birinci sözcüğün son harfi ünlü ise, o zaman ve bağlacı vü, vu diye okunur ve ayrı yazılır: kaza vü kader, hanende vü sazende, hafi vü celi, memlu vü meşbu…
“İLE” SÖZCÜĞÜNÜN EK OLARAK YAZIMI
“İle” sözcüğü aşağıdaki durumlarda kendinden önceki sözcüğe bitişik olarak yazılabilir:
1) Ünsüzle biten bir sözcükle bitişik yazılırsa; başındaki –i sesi düşer.-e sesi de bitiştiği sözcüğün ünlüsüne kalınlık-incelik yönünden uyar: el-le, taş-la, toprak-la, odun-la, ip-le,
ekmek- le…
2) Ünlüyle biten bir sözcükle birleştirilirse başındaki –i sesi yerine –y sesi gelir;-e sesi de sözcüğün ünlüsüne uyar: eli-yle, üzüntü-yle, sopa-yla, ordusu-yla, kürkü-yle, kitabı-yla,
atı-yla, arabası-yla…
EKEYLEMLERİN YAZIMI
Ekeylem denen ve imek eylemine bağlanan idi, imiş, ise sözcükleri:
1) Bağlandıkları sözcükten ayrı yazılabilir. Bu durumda kendi ünlülerini korur: hasta idi, kötü imiş, duruyor ise…
2) Sözcüklere çoklukla bitişik yazılır. Bu durumlarda; idi, imiş, ise sözcükleri:
a) Ünsüzle biten bir sözcükle birleştirilirse, başlarındaki –i sesi düşer: kalan hecesinin ünlüsü sözcüğün ünlüsüne kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönlerinden uyar: temiz-di,
kalın- dı, yoğun-du, üzgün-müş, olgun-muş, güzel-se, kalır-sa, olur-sa…
b) Ünlü ile biten bir sözcükle birleştirilirse, başlarındaki –i sesi yerine –y sesi gelir ve kalan hecesindeki ünlü, baştaki sözcüğün ünlüsüne yine kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönlerinden uyar: geldi-ydi, gördü-ydü, hasta-ymış, boyalı-ymış, Samsunlu-ymuş, belli-yse, bağlı-ysa, üzüntülü-yse…
“Mİ” SORU EKİNİN YAZIMI
“mi” soru eki kendisinden önceki sözcükten ayrı yazılır;ekin ünlüsü önceki sözcüğün ünlüsüne kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönünden uyar:İyi mi?,Hasta mı?, Uygun mu?, Düzgün mü?...
Ekeylem çekimlerinde mi ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik yazılır ve ünlüleri sözcüğün ünlüsüne uyar: İyi misiniz? , Hasta mıydı? , Geliyor musun? , Oluyor muymuş?...
“DE” BAĞLACININ YAZIMI
Başlıca görevi, birlikte kullanıldığı sözcüğün kavramını daha öncekine katmak olan “de” bağlacı, kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır; ünlüsü kendinden önceki sözcüğün ünlüsüne kalınlık-incelik yönünden uyar; ancak bağlacın başındaki ünsüz değişmez: Ben de görüyorum.
Ondan da isterim. Defter de gerek kitap da…
De bağlacı; adların durumunu bildiren –de eki ile karıştırılmamalıdır. De bağlacı, bir sözcük olduğu için ayrı yazılır; ek olan –de ise bitişik yazılır ve bitiştiği sözcüğe ünsüz ve ünlü bakımlarından uyar: ev-de, yol-da, beşik-te, sokak-ta…
“Kİ” BAĞLACININ YAZIMI
Sözcükleri,cümleleri birbirine bağlayan ki bağlacının ünsüzü ve ünlüsü değişmez;bu bağlaç,ayrı yazılır:”İnsan ki canlıların en enginidir,akıl yolundan ayrılmamalıdır.”
“Dün bir fırtına vardı ki anlatılamaz.”
.
|