Trendyol 336*280
Kapatmak İçin Tıklayınız

Go Back   EdebiyatDenizi.Com - Edebi ve Düşünsel Ufkunuz > EDEBİYAT > Edebiyat Akımları
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Loading

Reklam Alanı
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Reklam Alanı
  #1  
Alt 12.02.09
DenizYıLdızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurucu Üye
-------------------
DenizYıLdızı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üye Numarası : 21
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Bulunduğu Yer : İZMİR
Mesaj Sayısı : 2.577
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
Tecrübe : DenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond repute
Klasizm

.


KLASİSİZM / KLASİZM



Klasisizm, 17. yüzyılda monarşinin egemen olduğu dönemde ortaya çıkmıştır. Şairin ya da yazarın yaratma evrenini belirli ölçülerde kurallara dayandırmayı amaçlayan bu akımın düşünsel yapısı monarşiktir. Siyasi yapı olarak monarşiyi, dinsel yapı olarak da Hıristiyanlığı temel alarak kaynağını eski Yunan ve Latin edebiyatına dayandırır.

Klasisizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısaca klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasisizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasisizm bir bakıma aristokrasinin ürünüdür.

13. Louis döneminde mutlak monarşi düzeninin egemen olduğu yıllarda siyasal alanda olduğu gibi edebiyatta da yaratı özgürlüğü ve kuralsızlık bir yana atılarak yazarların yaratılarına yön verecek birtakım kurallar konmuştur. Bu kurallar yeni bir aydın tipinin doğmasına neden olmuştur. Tek yönetim biçiminin monarşi, tek inancın ise Hıristiyanlık olduğu düşüncesine sıkı sıkı bağlanan bu aydın ve sanatçılar Latin ve Yunan edebiyatı geleneklerine de bağlı kalırlar. Bu kurallar içinde oluşan, seçkin çevrelere yönelik edebiyata “Klasik Edebiyat”, bu edebiyatın oluşturucularına da “Klasikçiler” adı verilir. "1660 ekolü" olarak da bilinir.

Klasikler arasında sayabileceğimiz ilk adlar arasında “Rene Descartes (Dekart)” gelir. Klasik edebiyatın ilkelerini tiyatroya uygulayan “Pierre Corneille”dir. Ağlatı şairlerinden “Jean Racine”, güldürü alanında “Moliere”, öğretici şiirler alanında La Fontaine gelir. İngiltere'de etkisini çok kısa sürdürmesine rağmen “John Drydon ve Alexander Pope”u etkilemiştir.

Alman edebiyatında klasikçilerin kurallarına sıkı sıkı bağlı kalarak ürün veren yazarlara pek rastlanmaz. Bunun en önemli nedeni savaşlar nedeniyle Almanya'nın Rönesans devrini yaşayamamasıdır. Aydınlanma çağı olarak adlandırılan 18. yüzyıl sonlarına doğru Alman edebiyatının yapısı büyük değişime uğramış olmasına rağmen eski Yunan etkisini sürdüren yazarların adı klasikçilerin arasında anılır olmuştur. Goethe, Gotthold Ephraim Lessing, Friedrich von Schiller bu yazarlardan sadece üçüdür. Ancak bu yazarlar terimsel anlamıyla Klasisizm akımını sürdürememiş Çoşumculuğun yollarını açmışlardır. İtalyan edebiyatında ise Klasisizmin etkileri ancak 18. yüzyılda başlamış Goldoni, Prens Vittorio Alfieri, Giuseppe Parini bu akımın içinde yer almıştır. Rusya'da bu akımın güçlü yazarı diyebileceğimiz bir isim yoktur.

Klasik yazar kavramı Fransa'da 18. yüzyıl boyunca yavaş yavaş ortaya çıkmıştır; bu dönemde yeni edebiyat nesli, dil arılığı bakımından olduğu kadar sanat mükemmelliği açısından da 17. yüzyıl yazarlarını örnek aldı. Ama klasisizmin ayırıcı özelliklerini büyük bir açıklıkla ortaya çıkaran, romantik tartışmalardır. Dar anlamıyla klasik terimi, eserleri 1660 yıllarında yayımlanmaya başlayan şu yazarlara uygulanmıştır:

La Fontaine, Moliere, Boileau, Racine.

Bu yazarlar, bir bildirge çevresinde toplanan gerçek bir okul meydana getirmeden zevk ve ilke birliğiyle birleştiler. Eski yazarların örneksenmesi; doğruluk ve doğallık kaygısı; benzersiz veya olağanüstüden ve bunun sonucunda kişisel lirizmden nefret etme; hemen yalnız ahlaki incelemeyle uğraşma; hayal ve duygululuğun akıl aracılığıyla düzene konması; çeşitli türlere hâkim olan kurallara serbestçe uyma; açıklık ve uyum peşinde koşma temel ilkeleri oldu.

Boileau, Malherbe'den beri yavaş yavaş oluşan Art Poetique (Şiir Sanatı) 1674 adlı eserde ortaya koyduğu ilkeyle, birkaç yazar hariç La Bruyere ve Fenelon'a kadar yüzyılın bütün edebiyatını etkiledi ve çeşitli mizaçların getirdiği küçük ayrıntıları hesaba kattı.

Bugün, XVII. yy. yazarları ve Voltaire gibi 14. Louis devri edebiyat anlayışın benimsediklerini öne süren XVIII. yüzyıl yazarları klasik terimiyle belirtilmektedir.


Fransız klasisizminin büyüleyici çekiciliği Fransız edebiyatının XVII. yy. sonundan itibaren yabancı edebiyatları büyük ölçüde etkilenmesine yol açtı. Ama Fransız klasisizminin örneksenmesi sonucu doğan eserler çoğunlukla başarısızdır; çünkü bu eserler her ülkenin milli yetenekleriyle ilgili geleneklere aykırı düşmektedir. İtalya ve İspanya'da Fransız klasisizmi etkisindeki dönem (XVII. yy. sonu ve XVIII. yy.) şaheser yönünden fakirdir.

İngiltere'de Addison, Dryden ve Pope Fransız klasisizmiyle milli edebiyatların niteliklerini bağdaştırmayı daha iyi başardı; Almanya'da modern edebiyat klasisizm görünümü altında Wiesland ile başladı; ama kısa süre sonra Fransız etkisine karşı önce Lessing ile sonra Sturm und Drang hareketi sayesinde bir tepki ortaya çıktı. Böylece, Fransa dışındaki ülkelerde "klasik" edebiyat dönemi (Fransız edebiyatındaki bu terime verilen kesin anlamla) klasisizmin Fransız medeniyet tarihinde ulaştığı parlaklığa asla ulaşamadı.

Klasisizmin Oluştuğu Ortam

Fransa'da 17. yüzyılın ikinci yarısında, iç karışıklıklar sona ermiş, derebeylik ve kilise direnişleri kırılmış soylular sarayın buyruğuna girmiş ve monarşi güçlenmişti. Siyasal alanda görülen bu düzen ve kurala uygunluk etkisini edebiyatta da göstermeye başlamış hatta dilin ve edebiyatın kurallarını saptamak üzere Fransız Akademisi kurulmuştu. Ayrıca filozof Descartes'in Rasyonalizm felsefesi sanatçılarda pozitif düşüncenin temellerini atmıştı.

Klasisizm Akımının Felsefesi

Klasisizm ‘in temelini akıl ve sağduyu oluşturur. "Düşünüyorum, öyleyse varım." diyen Descartes'e göre insan aklının kabul etmediği hiçbir şey doğru değildir. Aşk, kin, nefret, acıma gibi duygular aklın kontrolünde olduğu sürece insancıldır. İnsan aşırılıklardan sakınmak, tutkularına iradesi Re yön vermek zorundadır Dolayısıyla böyle bir insan erdemlidir ve anlatılmaya değer. Akımın kurallarını belirleyen Boileau "Aklı seviniz, eserleriniz görkem ve değerini akıldan alsın." diyerek klasik eserin felsefesini açıklamıştır.

Klasisizm Akımının Konusu

Klasik edebiyatta konu çoğu kez tarihten hatta mitolojiden alınır. Özellikle Yunan ve Latin edebiyatlarında görülen konular tekrar tekrar işlenmiştir. Çünkü klasik sanatçıya göre gelmiş geçmiş en mükemmel sanat, eskiye ait olandır. Dolayısıyla, eski Yunan'da görülen insan tipi tekrar ele alınmıştır. Ancak bu insan, fiziğiyle, çevresiyle değil ruhsal özellikleriyle anlatılmıştır. Yani hırslılığı, cimriliği, kindarlığı yönüyle ele alınmıştır.

Klasisizm'de görülen insan, sıradan bir insan değildir. Eğitim görmüş soylu bir insandır.

Bu insan belli bir toprağın malı değil evrenseldir. Yani eserde insanların tümünde görülebilen, zamanla değişmeyecek özellikler anlatılmıştır. Duygularının, zaaflarının esiri olmuş, soylu insanın "bozuk çıkmış nüshaları" olan sıradan kişilere eserlerde yer verilmemiştir.

Klasisizm Akımında Dil ve Üslup

Klasisizm'de yazar olayları anlatırken kendini gizler, kendi duyguların, zaaflarını, tutkularını, sırlarını söylemekten kaçınır. Ona göre eser yazarın iç dökme yeri değildir.

Okuyucunun ya da seyircinin dikkati sadece konu içindeki tipler üzerinde toplanmalıdır. Eserde biçim mükemmelliği aranır. Anlatılmak istenen, açık ve net bir biçimde ortaya konmalı, gereksiz sözlerden arınmalıdır. Üslup yapmacıktan uzak, sade ve ağırbaşlıdır. Okurun dikkati söylenene çekilir.

Konu gerçek hayata uygun olmalıdır. Okura ya da seyirciye inanılmayacak şey sunmaktan kaçınılır. Konuya değil konunun işleniş biçimine değer verildiğinden aynı olay birçok kez anlatılmıştır. Bu yönüyle Divan edebiyatına benzer.

Klasisizm Akımında Kullanılan Edebi Türler ve Temsilcileri

Klasisizm'de tiyatroya büyük değer verilir. Özellikle trajedi ve komedi sıkı kurallarla ortaya konur. Lirik şiir duygusal olduğundan ihmal edilmiştir.

Yazarların kullandığı türler ve eserler:

Corneille: Le Cid, Horace (Tragedya)
Racine: Andromaque, İphigenie (Tragedya)
Moliere: Gülünç Kibarlar, Tartuffe, Zoraki Tabip, Cimri, Kibarlık Budalası, Scapin'in Dolapları, Hastalık Hastası (Komedya)
Boileau: Manzum mektup ve yergi
La Fontaine: Fabllar
Descartes: Yöntem Üzerine Nutuk (Felsefe)
Pascal: Düşünceler
La Bruyere: Karakterler (Portre)
Fenelon: Telemak (Roman)
Mme de la Fayette: Prenses de Clives (Roman)


KLASİSİZM HAKKINDA ÖZET BİLGİ


Klasisizmin Başlıca Özellikleri

Akıl, sağduyu ve insan doğasına önem verilmiştir.
Konular, eski Yunan ve Latin kaynaklarından alınmıştır.
Mükemmeliyetçilik esas alınmış, konuya değil; anlatıma önem verilmiştir. Onun için anadili en güzel biçimde kullanılmaya dikkat edilmiştir.
Sanat sanat içindir, anlayışı benimsenmiştir.
Sanatçılar, yapıtlarında kişiliklerini gizlemişlerdir.
İnsanların her zaman, her yerde, her toplumda aynı duygu ve düşüncede oldukları kabul edilmiş, bu yüzden yapıtlarda değişmez tipler oluşturulmuştur.
Fiziksel ve sosyal çevre önemli değildir; çünkü bunlar değişkendir.
Kahramanlar, ruhsal özellikleriyle ele alınmıştır.
. Tiyatroda üç birlik kuralına -yer, zaman ve olay birliğine uyulmuştur.

"Klasisizm, geçici rağbeti değil, sürekli rağbeti arar". ( Andre Gide )

Dünya edebiyatında klasisizmin önemli öncüleri - temsilcileri:

Montaigne: Denemeler
La Fontaine: Fabl
Racine, Corneille: Trajedi
Moliere: Komedi
Boileau: Eleştiri
Fenelon, Madame de la Fayette: Roman
La Bruyere: Karakterler
Felsefe-düşüncede: Descartes, Pascal


Türk Edebiyatında Klasisizm

Türk edebiyatı Batıya açıldığında klasisizm dönemini tamamlamıştır. Bu nedenle edebiyatımızda klasisizmin önemli bir etkisi olmamıştır.

Şinasi'nin "Şair Evlenmesi"adlı komedisi, La Fontaine'den yaptığı çeviriler ve Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den çevirileri, bu anlayışın ürünleri olarak sıralanabilir.





.
Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş !
Reklam Alanı
Yeni Konu aç Cevapla

Anahtar Kelimeler
klasizm


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Protected by CBACK.de CrackerTracker

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0