Trendyol 336*280
Kapatmak İçin Tıklayınız

Go Back   EdebiyatDenizi.Com - Edebi ve Düşünsel Ufkunuz > EDEBİYAT > Kitap Özetleri
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Loading

Reklam Alanı
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Reklam Alanı
  #1  
Alt 05.02.11
DenizYıLdızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurucu Üye
-------------------
DenizYıLdızı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üye Numarası : 21
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Bulunduğu Yer : İZMİR
Mesaj Sayısı : 2.577
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
Tecrübe : DenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond repute
Yeni Kiralık Konak - Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

.


KİRALIK KONAK


YAZARI: Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

BAŞLICA KİŞİLER:

Naim Efendi: II. Abdülhamit döneminde nazırlık (bakanlık) yapmış; şimdi emekli, gelenek ve törelere bağlı; olgun, fakat iradesi ve otoritesi zayıf bir adam.
Sekine: Naim Efendi’nin kızı. Babası ile kocası ve çocukları arasında kalmış; zavallı bir kadın.
Servet Bey: Naim Efendi’nin damadı, Sekine’nin kocası. Paraya ve menfaatine son derece düşkün; ahlaksız bir adam.
Seniha: Naim Efendi’nin torunu. Serbest yetiştirilmiş; alafranga hayat hayranı şımarık bir kız.
Faik: Devrin ileri gelenlerinden Kasım Paşa’nın oğlu. Son derece ahlaksız, uçarı, yüzsüz bir genç.
Hakkı Çeliş: Naim Efendi’nin yeğeni. İçli bir genç, şair. Romanın hemen hemen tek olumlu kahramanı.

ROMANIN ÖZETİ

II. Abdülhamit döneminde nazırlık yapmış olan Naim Efendi, emekli olduktan sonra Kanlıca’daki konağına çekilmiştir. İçekapanık bir hayat yaşamak amacındadır. Fakat damadı Servet Bey ve torunu Seniha, Naim Efendi’nin böyle bir hayat yaşamasına fırsat vermezler. Servet Bey ve kızı Seniha, alafranga hayat düşkünüdürler. Baba kız, ikisi de ahlaken zayıf insanlardır. Seniha, Faik Bey ile gayrımeşru bir ilişkiye girer, sonra onunla birlikte Avrupa’ya kaçar. Birinci Dünya Savaşı, bir kısım insanları daha çok yoksulluğa düşürürken, bir kısım insanları da “savaş zengini” yapmıştır. Servet Bey bu ikincilerdendir. O, artık iyice yoksul düşen Naim Efendi’den kurtulmak ve istediği hayatı yaşamak, yasadışı iş ilişkilerini devam ettirebilmek için konaktan ayrılarak Beyoğlu’nda bir apartmana taşınır. Avrupa’dan tam bir rezaletle dönen kızı Seniha’yı bile kirli işlerinde kullanır. Son derece geniş mezheplidir.

Bu arada Naim Efendi, oturduğu konağı kiraya vermek, kardeşinin yanına taşınmak ister; ama artık iyice harap vaziyetteki konağa talip çıkmaz. Bu arada ümitsiz bir aşkla yıllarca Seniha’yı sevmiş olan Hakkı Çeliş, Çanakkale Savaşı’na gönüllü olarak katılır ve kendisinden beklenmeyen bir şekilde kahramanca şehit olur. Cepheden dönen bir subayın verdiği bu habere Seniha kayıtsız kalır.

Naim Efendi, bu değişen dünyaya, çöken ve darmadağın olan ailesine şaşıp kalarak konağındaki yapayalnız hayatına devam eder.

DEĞERLENDİRME

Kiralık Konak, 1920 yılında İkdam’da tefrika edildi, 1922′de ilk baskısı yapıldı. Romanda anlatılan olaylar, I. Dünya Savaşı sırasında cereyan ettiğine göre, Kiralık Konak, “sıcağı sıcağına” yazılmış bir romandır denilebilir.

Roman, Osmanlı Devleti’nin yıkılış günlerinde Türk cemiyetinin en önemli unsuru olan ailenin nasıl çürüdüğünü ve yıkılıp gittiğini öyküler. Bir kısım insanımızda görülen yanlış Batılılaşma veya alafrangalaşma arzusu ile bu alafranga hayata ayak uydurma ve o tarzda yaşama gayreti, bu felaketin en önemli sebebidir. Araba Sevdası’ndan itibaren Felâtun Beyle Rakım Efendi, Yaprak Dökümü, Fatih-Harbiye gibi belli başlı ve başarılı romanlarda hep bu tema ve aşağı yukarı aynı bakış açısıyla işlenmiştir: Batılılaşma veya alafrangalaşma sorunu en fazla aileyi vurur. Aile yara alınca toplumda hiçbir sağlam değer ve kurum kalmaz.

Bu saydığımız romanların hemen hepsinde yapı aynıdır. Ahmet Mithat Efendi, Reşat Nuri ve Peyami Safa da, tıpkı Yakup Kadri gibi bir tarafta muhafazakâr, millî ve manevî değerlere bağlı insanlarla -ki bunların çoğu yaşlılardır-alafranga hayata özlem duyan, şımarık, züppe, iyi yetiştirilmemiş, ahlaken zayıf insanları karşı karşıya getirirler. “Bu ikinciler genellikle gençlerdir.

Beyoğlu hayatı her bakımdan onlara çekici gelir. Bu hayatın en önemli unsurları eğlence, içki, kumar ve zinadır. Yukarıda adlarını saydığımız bu romancılarımız, alafrangalaşmayı tam bir ahlak çöküşü saymakta birleşirler. Kiralık Konak’ta örnek alınan aile yıkılır. Yaprak Dökümü’nde çok güç şartlarda ve büyük firelerle devam eder görünür (Görünüşte kurtuluş söz konusudur ama hayır, sararmış yapraklar dökülür; aile artık eski aile değildir.). Fatih-Harbiye’de ise tekrar eski sağlam yapısına kavuşur. Çünkü romanın kahramanı Neriman Fatih’e -manevi değerlere, geleneklere, yaşadığı dengeli dünyaya- geri döner.

Kiralık Konak romanında Konak, bir semboldür. Kiralanan şey, aslında bir uygarlık ve yaşam biçimidir. Romanda, bireysel meselelerin ön planda olduğu görüntüsüne rağmen aslında bir uygarlık hesaplaşması vardır. Yakup Kadri şöyle diyor:
“İstanbul’da iki devir oldu: Biri İstanbulin; diğeri Redingot devri… Osmanlılar, hiçbir zaman bu İstanbulin devrindeki kadar zarif, temiz ve kibar olmadılar. Tanzimat-ı Hayriye’nin en büyük eseri İstanbulinli İstanbul efendisidir. Bu kıyafet dünyaya yeni bir insan tipi çıkardı ve Türkler bu kıyafet içinde ilk defa olarak vahşi Asya ve haşin Avrupa’nın arasında gayet özel bir millet gibi göründü.” (s. 6)

“Sonra Redingot devri geldi ve redingot içinden yarı uşak, yarı kapıkulu riyakâr, adi bir nesil türedi. Bu neslin en yüksek, en kibar simalarında bile bir ‘saray hademesi’ hali vardı. Bunların elinde konak hayatı, birdenbire köşk hayatına dönüşüverdi. Ne yaşayışın, ne düşünüşün ne giyinişin üslûbu kaldı.” (s. 6–7)
Yakup Kadri’ye göre bu uygarlık denemesinin sonucu şudur: “O kadar necabet (soyluluk) ve sahabetle (kayırmayla) başlayan o büyük Tanzimat cereyanı döne dolaşa nihayet İstanbul’un ortasına Seniha gibi bir kadınla, Faik bey gibi bir erkek örneği bırakıp geçmişti. Türk dehasının yaptığı bu uygarlık deneyimi de gelmiş ve gelecek nesillere acı bir sınav olmaktan başka bir şeye yaramamıştı.” (s. 136)

Kiralık Konak romanının tezi aşağı yukarı bu cümlelerle ifade edilmiştir.
Yaşamının önemli bir kısmında –Özellikle de gençlik yıllarında- içten bir Batı (Yunan Medeniyeti) hayranı olan Yakup Kadri, kendi “Batıcılığını” Hakkı Çeliş vasıtasıyla savunur. Hakkı Çeliş de Batı’yı biliyor ve seviyor ama o, Verlaine’i ve Claudel’i okuyor. Yakup Kadri’ye göre Batılılaşmanın sırrı buradadır. Ona göre Hakkı Celis’in yozlaşmış olmaması, Batıyı yüksek tabakasından tanımış olmasındandır.

Yazar bir yerde (s. 85) Seniha’nın gözüyle baktığı konakta, konağı küflenmiş olarak görür. “Seniha bu konakta küfleniyordu!” Aynı korku ve tiksinti Fatih-Harbiye’deki Neriman’da da vardır. Aslında söz konusu ettiğimiz bu iki romanda nerede eski medeniyetimizden söz açılsa, orada bir yıkıntı ve küflenmeden söz edilir.

Kiralık Konak romanının son derece sağlam bir yapısı vardır. Kahramanların birbiriyle münasebetleri mantıklı ve inandırıcıdır. On altı bölümlük romanın ilk bölümünde Naim Efendi, ikinci bölümünde Seniha tanıtılır. Sonraki bölümlerde kahramanlar birer ikişer romana dâhil olurlar. Ve aralarındaki münasebet son derece gerçekçi ve tutarlı bir şekilde gelişir, devam eder.

Romanın kahramanları başarılı bir şekilde tasvir ve tahlil edilmiştir. Ailenin yapısı bakımından hâkim durumdaki Naim Efendi’nin aciz, zavallı, iradesiz ve mütevekkil bir insan oluşu; hadiselerin denetimden çıkmasının en önemli sebebidir. Naim Efendi, Fatih-Harbiye’deki Faiz Bey’e benzemekle birlikte, onun kadar konağının ve inandığı değerlerin sahibi ve koruyucusu değildir.

Faik Bey, Seniha, Servet Bey hırslıdırlar. Bu hırs uğruna yapmayacakları rezalet yoktur. Yakup Kadri, Seniha tipini ayrıntılı bir biçimde ele alır. Çünkü romanda cereyan eden olaylar hep onun etrafında gelişir. Seniha’nın ruh halinin en önemli yanı “hep canının sıkılıyor ve gönlünün avunamıyor” olmasıdır. Bu haliyle Seniha, romanda adeta Servet-i Fünûn şair ve yazarlarını temsil eder. Onun Avrupa’ya kaçması bu bakımdan son derece anlamlıdır.

Hakkı Çeliş, romanın tek olumlu tipidir. O, saf ve masum bir insandır, şairdir. Sağda solda, localarda, kulüplerde harp zenginleri yiyip içip eğlenirken, Servet Bey, günlerini Cercle D’Orient’te geçirirken, Hakkı Çeliş “Bu acayip âlem”e şaşar kalır. Yakışıklı, güzel konuşan, kültürlü bir genç olmasına rağmen Hakkı Çeliş, macera peşinde koşan bir insan değildir. Seniha’nın zaaflarını ve rezaletlerini bilmesine rağmen, onu karşılıksız ve derin bir aşkla sever. Bu hülyalı adamın gönüllü olarak askere yazılması, Çanakkale Savaşına katılması ve orada şehit düşmesi romanın en önemli trajik unsurudur.

Romanda üç nesilden kesitler verilmiştir. Birinci Nesil (Naim Efendi ve kız kardeşi) sağlam; ikinci nesilde (Naim Efendinin kızı Sekine ve Damadı Servet Bey) erkek bozuk, kadın sağlam; üçüncü nesilde her ikisi de bozuktur. Aynı değerlendirmeye Fatih-Harbiye romanında da rastlıyoruz. Bu iki roman arasındaki en önemli fark, Yakup Kadri’nin, alafrangalığın cinsel eğilimleri üzerinde durmasıdır.

Romanda ilgi çekici değerlendirmelerden birisi de Faik Bey’in babası Kasım Paşa’nın ‘insan ölçüsü’dür. Naim Efendi, Faik Bey’in torunuyla olan yasadışı ilişkisini şikâyet etmek için Kasım Paşa’ya gittiğinde Paşa, oğlunu savunur: “Faik, Fransız’dan iyi Fransızca konuşur, Fransızca kitabeti harikuladedir. (s. 85). Böyle bir gencin ahlaksız olması mümkün müdür?” Naim Efendi bu savunmaya şaşar kalır. Uzak değil, daha Tanzimat yıllarında -romanın yazılışından 30,40 sene önce- ahlak,terbiye ve görgünün yanında Türkçe bilmek, güzel konuşmak ve yazmak bir beceri ve ustalık iken 1920′lerde Fransızca bilmek ve konuşmak merakı,bu alafrangalaşmak sevdalılarında bir tutku halini almıştır. Alafranga hayatı roman konusu yapan Recaizade Ekrem ve Peyami Safa gibi Yakup Kadri de o hayata kozmopolit sözcüklerle giriyor. Yakup Kadri, ironik bir üslûpla ve sözcüklerle oynayarak o hayatla alay ediyor: "Redingot, lustrin galoş, arnuvo, rokoko, letarji, pisalüye, şezlong, sigar, suare, tamperaman, penyuvar, sonnet, tripo, palas hayatı, bulvar, egzotik, Hotel deş L’etrangers, aperatif, ekarte, piket, vualet, Levanten, salle a manger, fumoir, concierge, aml de la maison, Cercle D’Orient…" Bu dünyanın vazgeçilmez sözcükleridir.

Her sayfada ince bir alay vardır. Bu ironik üslûp, Hakkı Celis’in şahadetini anlatan son sayfalarda zirveye ulaşır. Yakup Kadri, mizahı yeterince, kararında ve ustaca kullanmasını bildiği kadar, Türkçeyi de son derece ustalıklı kullanan bir romancımızdır.

Kiralık Konak, temposu ağır bir romandır. Olaylar ikinci plandadır. Önemli olan, insanlardır; onların hayata ve çevreye bakışları, hırsları, emelleri ve zaaflarıdır. Bu bakımdan Kiralık Konak hem bir sosyal roman; hem de son derece başarılı bir karakter romanıdır.



.
Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş !
Reklam Alanı
Yeni Konu aç Cevapla

Anahtar Kelimeler
ahmet mithat efendi, araba sevdası, beyoğlu, diğer dönem romanlarıyla karşılatırması, fatih-harbiye, felatun beyle rakım efendi, hakkı çeliş, ikdam, ikinci abdülhamit, ironik üslup, istanbulin, kadri, karaosmanoĞlu, kiralık, kiralık konak, kiralık konak romanının özeti, konak, naim efendi, nehir roman, osmanlı devleti, peyami safa, redingot, reşat nuri, sosyal roman, yakup, yakup kadri, yakup kadri karaosmanoğlu, yanlış batılılaşma, yaprak dökümü


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Protected by CBACK.de CrackerTracker

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0