Go Back   EdebiyatDenizi.Com - Edebi ve Düşünsel Ufkunuz > EDEBİYAT > Kitap Özetleri
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Loading

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Reklam Alanı
  #1  
Alt 16.07.11
DenizYıLdızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurucu Üye
-------------------
DenizYıLdızı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üye Numarası : 21
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Bulunduğu Yer : İZMİR
Mesaj Sayısı : 2.780
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 54
Tecrübe Puanı : 3451
Tecrübe : DenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond repute
35 Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem

.

ARABA SEVDASI ROMANININ ANALİZİ


KİŞİLER :

"Araba Sevdası" romanındaki kişiler, önem sıralarına göre Bihruz, Mösyö Piyer ve Keşfi'dir. Periveş ve Bihruz ‘un annesi de bu sıraya dâhil edilebilir. Mösyö Kondaraki, Kitapçı Vik, Terzi, berber, garsonlar, gazeteci çocuk, kayıkçılar, üçüncü ve dördüncü derecede önem taşırlar.

BAŞKAHRAMAN :

BİHRUZ:

Bihruz Bey, "Araba Sevdası" romanının baş kişisidir. 23-25 yaşlarında, kısaca boylu, güzel giyimlidir. Kişilik ve sahip olduğu değerler bakımından oldukça zayıftır. Batılılara özenen bir züppedir. Etrafındakilerle sürekli olarak Fransızca konuşması bu özentinin sonucudur. Ölçüsüz bir mirasyedi olan Bihruz Bey, oldukça savurgandır. Ayrıca gerçeklerden kaçan birisidir.

YAN KAHRAMANLAR :

KEŞFİ:

Bihruz ‘un daireden arkadaşıdır. Sürekli olarak yalan söyler, yalanlarıyla Bihruz’u kandırır.

PERİVEŞ:

Bihruzun âşık olduğu kadındır. Alaycı bir karaktere sahiptir. Sarışın, yirmi yaşlarında, orta boylu ve güzel bir kızdır. Ancak Bihruz ‘un sandığı gibi soylu ve zengin değildir. Eşinden ayrılmış ve annesiyle birlikte oturan yoksul bir kadındır. Çengi Hanımla kurduğu arkadaşlık, erdemlerini yitirmesine neden olmuştur.

MÖSYÖ PİYER:

65 yaşlarında, siyasete ilgi duyan Fransızca öğretmenidir. Memleket meseleleriyle ve siyasetle ilgili haberlere önem veren bir tiptir. Menfaatçi ve içten pazarlıklıdır. Geçiminin büyük bir kısmını Bihruz Bey’den sağlamaktadır.

BİHRUZ'UN ANNESİ:

Oğlunun davranışlarını onaylamaz, ancak onu baba otoritesinden yoksun bir biçimde şımartarak yetiştirmiştir. Oğluna söz dinletemez.

NAİM EFENDİ:

Bihruz ‘un çalıştığı kalemdeki kişilerden biri. "Ayaklı Kütüphane" diye nitelendirilecek kadar bilgilidir. Doğu ve Batı edebiyatları hakkında çok şey bilir.

MİŞEL:

Bihruz Bey’in hizmetkârıdır. Her zaman kibar görünür ve Bihruz Bey gibi Fransızca ile karışık bir dil konuşur.

ANDON:

Bihruz Bey’in arabacısıdır. Bihruz Bey’in sarı renkli şık arabasını verilen emirler doğrultusunda kullanır. Bihruz Bey’den oldukça korkar.

KONDARAKİ:

Araba tamir fabrikasının müdürüdür. Bihruz Bey’in arabasını pek beğenmiş ve göz koymuştur.


ZAMAN :

Roman, Tanzimat döneminde, 1870 yılında geçen olayları anlatıyor. Bu dönemde, Tanzimat Fermanı ile günlük yaşamda söz konusu olmaya başlayan değişim romana yansıyor. Recaizade Mahmut Ekrem, bu dönemi Batılılaşmanın yanlış anlaşıldığı bir dönem olarak değerlendirip eserine yansıtıyor. Özenti ve taklit batılılaşmanın zararlarını ortaya koyuyor.

MEKÂN :

Romanda İstanbul, geniş bir betimleme ile veriliyor. Özellikle de Çamlıca ve Beyoğlu semtleri olayların geçtiği mekânlardır. Bu mekânlarda yaşananlar, yaşam biçimleri anlatılıyor.


ROMANIN ÖZETİ:

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem'in 1898 yılında yayımlanan romanıdır. Yazım tarihi de 1889 yılı olan yapıt, Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilmektedir.

Edebiyat tarihimizin dönüm noktası olarak kabul edilen Araba Sevdası romanı, bin sekiz yüzlerde İstanbul'un sosyete ve sefahat yaşamını konu edinen bir romandır. Yapıtın yaratıcısı olan Recaizade Mahmut Ekrem, geçiş döneminin, Tanzimat edebiyatının sona erdiği, buna karşılık Servet-i Fünun edebiyatının ağır bastığı dönemin ünlü edebiyatçılarındandır. Araba Sevdası, edebiyatımızın ilk realist (gerçekçi) romanı olması nedeniyle bu geçişte önemli bir yere sahiptir.

Eserde, dönemin siyasi kargaşası bir yana, Osmanlı'nın yeni yeni Batıya açılma çabalarıyla, İstanbul'un aristokrat çevrelerinin nasıl bir anda Fransızca meraklısı olduğu komik ve alaycı bir dille ifade edilmektedir. Bu bağlamda, Recaizade Mahmut Ekrem'in mizahi kişiliği ön plana çıkmaktadır. Romanın esas vurgusu ise dönemin ehl-i keyfine yapılan eleştirilerdir.

Romanın başkahramanı olan Bihruz Bey, bir Osmanlı paşasının oğludur. Zamanındaki İstanbul’da yaşayan, pek şık giyinmeyi seven, validesinin yardımıyla geçinen, kibirli ve kendini açık düşünceli biri olarak gören; aynı zamanda dönemin burjuva gençliğinin olması gerektiği gibi Fransız sevdalısı bir delikanlıdır. Babasının işi icabı memleketin birçok yerini dolaşmış ve bu nedenle öğrenimine yeterince ağırlık verememiştir. Evde özel hocalardan ders alarak yarım yamalak bir eğitim görmüştür.

Haftanın birkaç günü Mösyö Piyer'den aldığı Fransızca dersleri, belki öğrenim hayatının yegâne bölümüdür. Yarım yamalak bilgisiyle, olur olmaz yerlerde kullandığı diliyle, Fransız uşak Mişel'in bile zaman zaman anlamadığı bir konuşması vardır. Hele Fransız yazarların edebi kitaplarını okumak, onlarla mest olmak onun için edebiyatın kendisidir.

Alafrangalığa özenir, süsü, gösterişi sever. Şık giyinir. Şımarık, sorumsuz bir yapıya sahiptir. Türkçe Fransızca karışımı tarzanca bir dil ile konuşur; öyle ki doğru dürüst Fransızca şiir çevirisi bile yapamaz. Her fırsatta az buçuk bildiği bu Fransızcasıyla terziler, ayakkabıcılar ve garsonlarla konuşur. Böylece Batılı olduğunu sanır. Ona göre Türkçe yetersiz ve kaba bir dildir. Türkler kaba ve uygarlıktan yoksun insanlardır. Türkçe gerekmediği sürece konuşulmamalıdır.

Bununla birlikte yine o dönem yüksek memur ve tüccar çocuklarının genelinde olduğu gibi Fransızcaya da hâkim değildir. Önem verdiği tek şey; markalı giyinmek, Fransızca dersi almak, aldığı bu derslerle öğrendiği Fransızcayı alakalı alakasız her yerde kullanmak; bir de belki en mühimi ve romana ismini veren kısmı, “Lando” olarak adlandırılan sarı renkli, şık ve pahalı arabasıyla dolaşmaktır. (Şüphesiz araba sözcüğü ile günün önemli ulaşım araçlarından biri olan, atlı araba anlaşılmalıdır.)

Babası ölünce Bihruz ile cahil ve saf annesine büyük bir miras kalır. Bihruz Bey artık hiçbir işi olmayan, vefat eden babasından kalan bu mirasla geçinen mirasyedi bir insandır. Tüm işi gücü, akşama kadar lüks alafranga kıyafetler ısmarlamak için zamanın ecnebi kabul edilen esnafını gezmek, kır kahvelerinde ve mesire yerlerinde lüks aracıyla caka satmak olan bir insandır. Önünde o ana dek açamadığı tüm kapılar teker teker açılmaya başlamıştır. Fakat Bihruz Bey, eline geçen bu fırsatı gereğince değerlendirememiş; şımarık ve sorumsuz davranışlarına devam etmiştir. Araba sevdası ise onun içinde sönmek bilmeyen bir ateştir.

Arabası ile gezmek onun için öyle bir hal almıştır ki, soğuk kış günlerinde ya da yazın kavurucu sıcaklarında günün yirmi dört saatini arabasında geçirmektedir. Bu arada pahalı arabasının bir hayli yüklü taksitlerini elindeki köşkleri satarak ödemektedir.

Bihruz Bey yine bir açıkhava eğlence yerine (Park demek de olasıdır; fakat burada anlatılmak istenen, giriş ücretli bahçeli havuzlu bir mekândır.) eğlenmek lüks kıyafetleri, lüks asaları ve gayet pahalı olan at arabası ile caka satmak için gitmişken yine kendisi gibi gayet lüks bir araçtan, lüks kıyafetlerle inen iki kadın görür. Birden bu kadınların birine âşık olur. (Yalnız buradaki âşık olma olayı, yazarın da anlattığı gibi kadına âşık olmaktan ziyade adamın kendi kafasındaki kadın modeline âşık olmasıdır, yani kadının soylu bir aileden gelmesi zengin olması ve alafranga görüntüsü Bihruz Bey’in içindeki züppelik ateşini tetiklemiştir.). Bunlar, Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve diğeri de Bihruz Bey’in sarışın hanımın hizmetkârı sandığı yaşlıca bir kadındır. Bihruz Bey, “Blond” diye tabir ettiği sarışın hanıma gönlünü kaptırmıştır. Bu hanımların arkalarından yürür ve hanımların bu yere bir sonraki cuma yine buraya geleceklerini öğrense de gelecekleri saati öğrenmek nasip olmaz. Bir anda Keşfi Bey’in çıkması ile Periveş Hanım hızlıca kaçar ve Bihruz Bey her ne kadar takip etmeye çalışsa da izini kaybettirir. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz.

(Bihruz Bey'in âşık olduğu ve çekingenliğinin namusluluktan geldiğini düşündüğü bu hanım, Periveş Hanım'dır. Periveş, küçük yaşta babasını kaybetmiş, daha sonra da kocasından ayrılmıştır. Yoksul ama namuslu bir kadınken, tanıştığı Çengi Hanım'ın yüzünden erdemlerini yitirmiştir. Bihruz ‘un onu zengin ve soylu zannetmesine neden olan gösterişli arabanın sahibi değildir, sadece gezi için kiralamıştır.)

Bihruz Bey bu sarışın hanım için bir mektup ve alıntı bir şiir yazıp, gönderir. Fakat daha sonra şiirde anlamını bilmediği bir sözcüğün, sarışın güzel Periveş’e değil de sarışın yerine yanındaki esmere (Çengi Hanım’a) hitap ettiğini öğrenince kahrolur. Olaylar bu şekilde gelişirken kadınların aslında arabayı şans eseri bulmuş gayet sıradan insanlar olduğu hatta eşinden ayrıldıktan sonra zaman için kötü addedilen bir kadınla gezen bir taze dul olduğu ortaya çıkar. Olayların odak noktasında Keşfi Bey yer almaktadır.

Bundan sonra Bihruz Bey'in platonik aşkının, hatta kurgusal aşkının, Keşfi Bey'in yalanlarıyla nasıl şekillendiğinin gülünç bir hikâyesi anlatılır.

Keşfi Bey, etrafında yalancılığıyla bilinen, yaşantısıyla Bihruz'dan pek farkı olmayan sorumsuz bir gençtir. Yalanlarını çocukluğunun saf oyunlarıyla karıştıran, bu zararsız delikanlı ilk önce Bihruz'a bu sarışın hatunu tanıdığını söyler. Öyle söylemesi, Bihruz Bey'in sevgilisini Keşfi Bey' den delice kıskanmasına sebep olur. Keşfi, yalanlarını, Periveş’in ölüm haberine kadar vardırır. Bihruz ‘un içli aşkını bilmeksizin uydurulan bu yalanlar, aşk acısının komik öykülerini ortaya çıkarır. Aradan geçen birkaç aylık zaman içinde, âşık olduğu sarışın kadını, Periveş Hanım'ı, hiç göremeyen Bihruz, kendisine anlatılan bu ölüm masalına kolayca kanar. Çünkü son derece saftır ve âşık olmanın kendine has şüpheciliğine o da düşüvermiştir. Aşk acılarıyla geçirilen birkaç zaman, Bihruz'da bazı değişikliklere sebep olur. Eğlence yerlerinde boy göstermek ya da arabasıyla etrafta tur atmak eskisi gibi zevk vermemektedir. Artık kırlarda tek başına dolaşmayı, sevgilisini düşünmeyi, hatta eğlencelerden el çekip, Ramazan ayı geldiğinde oruç tutup namaz kılmayı tercih eder olur. Vazgeçemediği yegâne şey kullandığı Fransızca sözcüklerdir.

(Olay daha geniş açıdan şöyle gelişir: Bihruz, Periveş’e aşkını anlatmak için bir mektup yazmaya karar verir, genç bayanı etkilemek için aşk mektuplarını içeren Fransızca bir kitaptan alıntılar yapar. Yanlış çevirilerle dolu mektuba bir şarkıdan mısralar da ekler. Mektubu cuma günü Çamlıca bahçesinde sarışın hanıma verecek ve aşkını açıklayacaktır. Cuma günü özenle hazırlanarak bahçeye gider ve mektubu, kiralık bir arabayla gezmekte olan Periveş hanıma verir. Pazar sabahı yine özenle hazırlanarak bahçeye gider ve Periveş hanımı beklemeye koyulur. Bu arada onunla nasıl karşılaşacağına, nasıl konuşacaklarına ilişkin hayaller kurar. Fakat Periveş Hanım gelmeyince kıskançlığa kapılır ve arkadaşı Keşfi Bey'den şüphelenir.

Keşfi Bey, ilk görüşmelerinde Periveş’i tanıdığını ima etmiştir. Bu yüzden Bihruz, Keşfi'nin gizlice Periveş’le buluştuğundan kuşkulanıp acı çeker. Ne var ki Keşfi, o günden sonra Periveş' i düşünmemiştir bile. Bihruz ise pek çok konuda yanılmaktadır. Mektubun kabul edilmesi, sadece Bihruz'u baştan savmak içindir. Üstelik Periveş mektubu okumamış, fırlatıp atmıştır. Yani Periveş’in Bihruz ‘un duygularından haberi yoktur. Üzgün bir şekilde evine dönen Bihruz, mektubun müsveddesini yeniden okur. Mektuba eklendiği şiirde geçen bir sözcüğün anlamının ne olduğunu bir türlü bulamaz. Daireye gittiğinde “siyeh - çerde” sözcüğünün anlamını arkadaşlarına sorar. Aralarında en bilgili olan Naim Efendi, bunun “esmer yüzlü, kara yağız” anlamına geldiğini söyleyince Bihruz utancından yerin dibine girer. Çünkü sarışın bir hanım olan Periveş’e karşı böyle yazmakla büyük bir kabahat işlediğini düşünür. Köşke giderek özür dileyen yeni bir mektup daha yazar. Böylece kendisini affettireceğini düşünmektedir.

Tam iki ay boyunca Bihruz yeni mektubunu Periveş’e sunmak için dolaşır. Bütün gezi yerlerini dolaşmasının nedeni, Periveş’e rastlayabilmektir. Ancak hiçbir yerde onu bulamaz. Bu arada Mösyö Kondoraki, borçlarının ilk taksitini ödemesi için Bihruz'u sıkıştırmaktadır. Annesi konağı satmaya yanaşmadığı için Bihruz borcunu ödeyecek para bulamamaktadır. Periveş ise onun için bir saplantı haline gelmiştir. Bir gün yine bahçede Periveş’i görmeyi beklerken Keşfi ile karşılaşır. Keşfi, Periveş’in tifoya tutularak öldüğünü söyler. Bihruz, bu haber üzerine perişan olur. Oysa Keşfi her zamanki alışkanlığıyla yalan söylemiştir. Bihruz, onun yalan söyleme alışkanlığını bildiği halde yine de Keşfi ‘ye inanır. Periveş’in ölümünden kendi kendini sorumlu tuttuğu için acılara gömülür. Artık gezmemeye, eğlenmemeye, sevgilisinin yasını tutmaya karar verir. Bir zamanlar kendisi için her şeyden önemli olan arabası bile artık önemsizdir. Bihruz, araba sevdasının yerine sevgilisi için üzülüp yas tutmayı geçirmiştir.

Epeyce üzüntülü günler geçirdikten sonra bir gün Periveş’e benzeyen bir kadın görür. Vapura binen kadına yetişemez. Keşfi ‘ye gidip yalanını yüzüne vurur ve Periveş’i gördüğünü söyler. Keşfi ise karşılık olarak yine yalan uydurur ve o kadının Periveş değil, kız kardeşi olduğunu söyler. Ne yazık ki Bihruz bu kez de Keşfi ‘ye kanar.

Bu arada Mösyö Kondoraki borç karşılığı olarak Bihruz ‘un araba ve atlarına el koyar. Ancak araba sevdasından çoktan vazgeçmiş olan Bihruz bunu umursamaz. Hatta borcundan kurtulduğu için memnundur. Onun tek derdi vardır. Sevgilisinin mezarını öğrenmek ve orada yas tutmak istemektedir. Bu isteğinde Mösyö Piyer'le okudukları Fransız aşk romanlarının büyük etkisi vardır. Keşfi'yi bulup mezarın yerini öğrenmek istese de, başarılı olamaz. Çünkü Keşfi yine yalan söyleyip İzmir'de olacağı haberini vermiştir.

Bihruz eskisine göre çok değişmiş, neşesini ve canlılığını kaybetmiştir. Günlerden bir gün yürürken bir kadını Periveş’e benzetip ardından gider. Ona kız kardeşinin mezarının yerini sorar. Konuştukça kadının Periveş olduğunu anlar. Periveş kendisiyle alay eder. Bihruz çok şaşkındır. Birdenbire gerçekle yüz yüze gelmiştir. Kadınların gittiği yönün tersine dönerek koşmaya başlar.)

Bihruz acı gerçeği geç de olsa öğrenir. Âşık olduğu Periveş ölmemiştir ama kendisine âşık olmak bir yana varlığından habersiz bir hanımdır. Bunu öğrendikten sonra Bihruz Bey olay yerinden koşarak uzaklaşır ve roman burada biter.

Elbette burada olay hikâyenin gelişmesi sırasındaki hadiselerdir. Çünkü bu şekilde anlatıldığında hikâye gayet yavan kalmaktadır, fakat hikâye dikkatlice okunursa görülecektir ki yazar dönem entelektüel çevresi sayılabilecek jön Türklerin "zengin çocukları" ile “yüksek memur çocukları”na ağır eleştirilerde bulunmaktadır.

Kitap sıradan bir aşk hikâyesini anlatmakla beraber, dönemin gerçeklerine ayna tutar. Recaizade Mahmut Ekrem Bey belki de kendisi ile ilgili bir özeleştiri de yapmaktadır satır aralarında. Çünkü kendisi de o dönemin aydınlarındandır.

Kitaptaki ilginç konulardan biri de Bihruz Bey’in annesi ile konuşurken araya Fransızca sözcükler sıkıştırması annesinin bunları anlamaması ve Türkçelerini söylemesini istemesidir. Fakat sorun burada bitmemektedir, zira bu Batı özentisi gencin konuştuğu Türkçe sözcükler de aslen Arapça ve Farsçadır. Belki de bu yazar tarafından özellikle böyle istenen bir durumdur.

Sonuç olarak bu hikâye aslen Bihruz Bey’in Periveş Hanım’a olan aşkını anlatıyormuş gibi görünen bir eser olsa da aslında o dönemin toplumu ve sosyal yapısı ile ilgili önemli eleştiriler yapmaktadır. Bu aşk hikâyesi ekseninde tüm Osmanlıyı etkileyen Batı etkisini, (Bu Batı etkisi de aslen üzerimizdeki Doğu etkisinin üzerine gelmiştir.) incelemektedir.



.
Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş !
Reklam Alanı

Protected by CBACK.de CrackerTracker

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0