
19.03.09
|
|
|
Kurucu Üye
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
|
|
|
Yunus Emre
.
YUNUS EMRE
1238'de doğduğu, 1320'de öldüğü tahmin edilmektedir. Yaşamına ilişkin bilgiler sınırlıdır. Doğum ve ölüm yeri kesin olarak bilinmemektedir. 13’üncü yüzyılın ortalarına doğru Moğol istilası ve Selçuklu Devleti’nin yıkıldığı dönemde Anadolu’da yaşadığı sanılmaktadır. Bu dönemin sarsıntı ve acıları Yunus’un eserlerinde derin izler bırakmıştır. Babasının adı İsmail’dir.
Çocukluğunda medrese eğitimi gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. İran ve Yunan mitolojisiyle, tasavvuf tarihini inceledi. Ahmed Yesevi'nin müritlerinden Hacı Bektaş Veli ya da Sinan Ata’nın halifesi Taptuk Emre’nin dergâhında hizmet etti. Taptuk Emre’nin düşüncelerini yaymak için Anadolu’yu köy köy kasaba kasaba dolaştı. Eskişehir Sarıköy, Manisa Buna ve Emreköy, Erzurum Dutçu Köyü, Isparta Keçiborlu ve Karaman’da adına yapılmış mezarlar vardır. Ama nerede öldüğü ve gömüldüğü kesin belli değildir. "Vahdet-i vücut" (varlık birliği) tasavvuf yorumunu benimseyen Yunus Emre, keskin bir gözlem gücüne, derin bir hoşgörüye sahipti.
Din Anlayışı
Felsefesinde, "şeriat, tarikat, marifet, hakikat" olmak üzere dört bilgi düzeyi belirler. "Şeriat" İslam'ın kuralları, "tarikat" tarikat kural ve yolları, "marifet" keşif ve ilham yoluyla ulaşılan bilgiler, "hakikat" ise en yüksek bilgi olan gerçeğin ya da Tanrı'nın sırrıdır. Yunus'a göre biri "zahiri" yani dış, diğeri "batini" yani iç olmak üzere iki dünya vardır. Yalnızca iç dünyayla ilgili bilgiler, yani batini bilgiler en yüksek bilgi derecesine ya da Tanrı'nın sırrına erişir. Tanrı'ya ulaşmak, gerçeğin gizini çözebilmek için bütün dindışı bilimlerden vazgeçmek gerekir. İnsanda "toprak, su, ateş, rüzgâr" nitelikleri "can" ile birleşmiştir. "Toprak" ve "su" Cennet'in, "ateş" ve "rüzgâr" ise Cehennem'in öğeleridir. Birinci öğeler iyilikleri, ikinci öğeler kötülükleri simgeler. Tanrı özlemi, Tanrı'ya güvenmek, sabır, onur, iyilik, cömertlik, temiz yüreklilik, dürüstlük, utanma duygusu, kanaatkârlık iyi huylar ya da "iyi özelliklerdir." Gösteriş, kibirlilik, şehvet, kıskançlık, öfke, cimrilik, kindarlık, dedikoduculuk ve iki yüzlülük de kötü huylar ya da özelliklerdir. Ona göre, "gönül kırmama" ilkesi şeriat kurallarının üstündedir. Yunus Emre'nin bu görüşü, şeriatı savunan din adamları ile tarikatlar arasında sürüp giden tartışmaların etkisini taşır.
Şiir Anlayışı
Şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış; daha çok yedili ve sekizli heceli kalıpları kullanmıştır. Ama aruz denemelerine de yer vermiştir. Hece ölçüsüyle yazdığı dörtlüklerin yanı sıra yine hece ile beyitler ve gazeller de yazdı. Hece ölçüsünü gazele uyguladığı şiirleri de vardır.
Aruz vezniyle yazdığı şiirlerinde hece ölçüsü uyak sistemine bağlı kaldı. Şiirlerini Oğuz lehçesi ve gününün konuşma diliyle yazdı. Ama arı bir Türkçe kullandığı söylenemez. Yer yer Arapça ve Farsça tamlamalara yer verdi. Farsça dil kurallarına uyduğu, bu kurallarla isim ve sıfat tamlamaları kurduğu, Türkçe sözcükleri yabancı bağlaçlarla bağladığı dikkat çekmektedir. Ama onun şiirlerinde Oğuz lehçesi olağanüstü bir anlatım gücü ve uyuma ulaşmıştır. Sağlığında düzenlediği divanı bulunamamıştır. Günümüzdeki divanları derlemedir. 1904’te birinci, 1924’te ikinci basımları yapılan "Divan-ı Âşık Yunus Emre"nin yanı sıra Burhan Toprak ve Abdülbaki Gölpınarlı’nın derleyip yayımladığı Yunus Emre divanları vardır. Cahit Öztelli de Yunus Emre’nin bilinen bütün şiirlerini "Yunus Emre Bütün Şiirleri" isimli kitapta toplamıştır.
.
|