
08.11.08
|
|
|
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 26-09-2008
Thanks: 1
Aldığım Teşekkür: 7
Tecrübe Puanı : 30
Tecrübe : 
|
|
|
Yahya Kemal Beyatlı
.
YAHYA KEMAL BEYATLI
1884 yılında Yenimahalle Üsküp 'te dünyaya gelmiştir. Annesinin ismi Zeynep,babasının ise Salih Alp’tır. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur.
Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e gitti. Fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorel'in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.
Fransa'da dokuz yıl kaldı. Fransız edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma olanağı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsçasını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.
1913 yılında İstanbul'a döndü. Dârülfünun’da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken 1949 'da emekli oldu ve yurda döndü.
Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra,1958'de öldü. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Baki'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.
Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri Yahya Kemal'i "Dört Aruzcular" olarak adlandırılanlar içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim'in bulunduğu kavram ayrımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konuda istisna olmuştur: O da, 11'li hece vezniyle yazdığı "Ok" şiiridir.
Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur. Sanatta ve edebiyatta milli ve manevi değerlere bağlı kalmıştır. Şiirlerinde görülen ritim öğesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak istediği düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayrımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramının her ikisinin de birbiri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki “Süleymaniye'de Bayram Sabahı” adlı şiirinde okuyucuyu tarihsel bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhsal bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır.
Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudelaire ve Arthur Rimbaud'nun etkisi görülmekle beraber Yahya Kemal neticede "Gemiler geçmeyen bir ummanda" kendi şairlik abidesini kurmuştur. Yahya Kemal'in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir. Hatta bazı şiirlerini otuz yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir.
Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret'le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar. Tevfik Fikret'in gerek İstanbul'a kızdığı ve nefret ettiği için gerekse 20. yüzyıl başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem yüzünden İstanbul'u anlattığı ve ağır bir sövgü içeren "Sis" adlı şiirine karşılık Yahya Kemal buna çok sert bir şiiri olan "Siste Söyleniş" adlı şiiri yazarak aydın çevresine ve halka umut vermiştir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden kısa bir süre önce şu beyti söylemiştir:
“Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin
Bir çare yok mudur buna yâ Rabbel âlemin”
ŞİİRLERİ
Açık Deniz
Akıncılar
Akşam Musikisi
Atik-Valde'den İnen Sokakta
Aziz İstanbul
Bir Başka Tepeden
Büyü Şiir
Deniz Türküsü
Duyuş ve Düşünüş
Düşünce
Endülüs'te Raks
Erenköy’ünde Bahar
Eylül Sonu
Gece Bestesi
Geçmiş Yaz
Güftesiz Beste
Hayal Beste
Hayal Şehir
Itrî
İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel
İstanbul'un Fethini Gören Üsküdar
Kar Musikileri
Kaybolan Şehir
Koca Mustâpaşa
Mehlika Sultan
Mohaç Türküsü
Nazar
O Rüzgâr
Ok
Özleyen
Rindlerin Akşamı
Rindlerin Hayatı
Rindlerin Ölümü
Rubai
Ses
Sessiz Gemi
Siste Söyleniş
Sonbahar
Süleymaniye'de Bayram Sabahı
Şarkı
Telâkki
Tolto
Uçuş
Ufuklar
Üsküdar'ın Dost Işıkları
Vuslat
Yol Düşüncesi
ESERLERİ
ŞİİR:
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962)
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963)
Bitmemiş Şiirler (1976)
DÜZYAZI:
Aziz İstanbul (1964)
Eğil Dağlar (1966)
Siyasi Hikayeler (1968)
Siyasi ve Edebi Portreler (1968)
Edebiyata Dair (1971)
Çocukluğum Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973)
Tarih Musahabeleri (1975)
Mektuplar-Makaleler (1977)
.
|