
24.06.11
|
|
|
Kurucu Üye
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
|
|
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına Genel Bakış
.
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATINA GENEL BAKIŞ
Osmanlı Devleti'nin siyasi, askeri ve iktisadi açıdan Avrupa'nın gerisinde kalması devlet büyüklerini bazı tedbirler almaya zorlamış, bu alanlarda Avrupa'nın nasıl geliştiğinin öğrenilmesi için bazı gençler yurtdışına gönderilmiştir. Avrupa'ya özellikle Fransa'ya giden gençler oradaki edebiyata hayran kalmış ve dönüşlerinde, gördükleri yenilikleri Türk edebiyatında uygulamaya başlamışlardır.
Değişiklikler önce siyasal alanda görülmüştür. Edebiyat alanında yapılan değişikliklerle belli dönemler halinde günümüze kadar süren yeni bir edebiyat başlamıştır. Bu dönemlerden biri de Cumhuriyet dönemi edebiyatıdır.
Cumhuriyet dönemi edebiyatı, Milli Edebiyattan kesin hatlarla ayrılmamaktadır. Çünkü Milli Edebiyat sanatçıları, Cumhuriyet'in ilk yıllarında en önemli eserlerini vermişlerdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay ve daha birçoğu Cumhuriyet'in ilk elli yılına damgalarını vurmuşlardır. Ancak Cumhuriyet'in ilanıyla çok hızlı bir şekilde yapılan devrimlerle, Türk aydını izlemekte zorlandığı bir siyasal değişim yaşamıştır. Latin harflerin kabulü, eski yazı ve yeni yazı kargaşası ortalığı karıştırmaya yetiyordu. Böyle bir ortamı, öncekilerden ayırmak için 1923 yılı hâlen devam etmekte olan bir edebiyat döneminin başlangıcı olarak kabul edilir.
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının Özellikleri
Cumhuriyet edebiyatının temelinde İstiklal Savaşı ve Atatürk devrimleri vardır. Şiirler, romanlar, hikâyeler bu iki konu ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılıdır. Millî duygu ve heyecan geliştirmeye yönelik bu çabalar Milli edebiyatın bir devamı niteliğindedir.
Milli Edebiyatla başlayan halka inme ve Anadolu'yu yakından tanıma çabası bu dönemin edebiyatında ana ilkelerden olmuş, böylece Türk halkının her kesimi edebiyata girmiştir. Artık edebiyatımız İstanbul'un sınırlarını bütünüyle aşmış ve Anadolu’ya açılmıştır.
Yeni kurulan devlet ile yapılan bazı devrimleri halka tanıtmak ve benimsetmek görevi Cumhuriyet dönemi sanatçılarına düşmüştü. Sanatçı, siyaset ile halk arasında bir köprü olmuş, devrimleri yorumlamış, açıklamış ve savunmuştur.
Yeni dil ve eski dil tartışmaları Cumhuriyet ile noktalanmış, siyasi güç, olayı tekeline almış ve Türk Dil Kurumu'nu (TDK) kurarak dilde geri dönülmez bir yenileşme yoluna gidilmiştir.
Cumhuriyet'ten önce yalnızca sempati duyulan Türk Halk sanatları ve folkloru ön plana alınmış, öncekilerin küçümsediği Karacaoğlan'ın, Yunus'un tarzı örnek alınmıştır. Artık harf benzerliği de kurulan Batı edebiyatı daha yakından izlenmiştir. Türk edebiyatı, Batı edebiyatının yeniliklerini, akımlarını uygulamaya başlamıştır.
.
|