
20.02.11
|
|
|
Kurucu Üye
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
|
|
Servet-i Fünun Şiiri
.
SERVET-İ FÜNUN ŞİİRİ
1. Edebiyat-ı Cedide şiiri, gerek dil, gerek şekil, gerek şiir anlayışı bakımından Tanzimat şiirinden epey farklıdır. Servet-i Fünun şiirinde her şeyden önce, bir musiki beğenisi ve kuvvetli bir musiki dili vardır. Bu dil, dış musikisi, ölçü ve şekil kusurluğu bakımından en fazla Fikret'in nazmında gelişmiş; iç musikisi, yani doyurucu şiir olabilmek özelliğini de en çok Cenap'ın şiirlerinde göstermiştir.
2. Edebiyat-ı Cedide şairleri, açık ve kapalı hecelerden kurulu Türkçeye Divan edebiyatı yüzyıllarının kazandırdığı üçüncü heceyi, yani, uzun heceyi mısralarında Türkçenin doğal bir sesi gibi kullanmışlardır.
3. Servet-i Fünun şairleri, aruzun Türk dili musikisine en uygun kalıplarını zevkle ve özenle seçerek kullanmış, Türkçeyi bu vezinlere yerleştirmekte ustalık göstermişlerdir.
4. Edebiyat-ı Cedide şairlerinin nazım şekilleri bakımından yaptıkları değişiklik, Avrupa şiirinin klasik bir nazım şekli olan (sonnet) soneyi kullanmaları ve yine aruz ölçüsüyle bir serbest nazım hareketi yapmalarıdır.
5. Onların, Divan şiirindeki müstezat şeklini genişleterek yaptıkları bir serbest nazım cereyanı, bilhassa Fikret ve Cenap gibi şairler tarafından başarıyla yürütülmüştür.
6. Uyak anlayışları da şekilden çok ses benzerliğine dayanır. Servet-i Fünuncular bu anlayışı, Recaizade Ekrem'in, “Kafiye göz için değil, kulak içindir.” cümlesiyle ifade ediyorlardı.
7. Divan şiirinde bir mısra, ya da bir beyitte tamamlanan manzum cümle anlayışı da, kesin olarak Servet-i Fünuncular tarafından değiştirilmiştir. Bir sözün bir beyitte başlayıp, diğer bir veya birkaç beyit boyunca devam ederek, bir başka beytin ortalarında bitmesi tarzındaki serbest söyleyişi, kesin olarak -ve âdeta kendi şiirlerinin karakteristik niteliği biçiminde - uygulayan şairler, Servet-i Fünun şairleridir.
8. Edebiyat-ı Cedidecilerin şiirde yaptıkları diğer bir yenilik de, onun konusunu genişletmiş olmalarıdır. Şiirimizde önce Hamit'in eserlerinde başlayan bu çeşitlilik, Servet-i Fünuncuların elinde hızla yayılmış ve Türk dilini; yaşamın iyi, kötü, çirkin, güzel, her durumu, her duygusu, her düşüncesi, her sesi, her olayı için şiir söylemek yolunda bir gelişmeye ulaştırmıştır. Ancak bu çeşitlilik, şiirleşen heyecanların yüceliğine engel olmamış, Servet-i Fünuncular, adi duyguları, adi sözlerle söyleyip, şiiri bayağılığa düşürmemişlerdir.
.
|