
20.02.11
|
|
|
Kurucu Üye
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
|
|
Servet-i Fünun Sanat Anlayışının Başlangıcı
.
SERVET-İ FÜNUN SANAT ANLAYIŞININ BAŞLANGICI
Tevfik Fikret ve Ahmet İhsan Tokgöz, Recaizade Mahmut Ekrem’in öğrencileri olmaları dolayısıyla onunla yakından temasta idiler. Halit Ziya ise, İzmir’de yaşamaktaydı. Buna karşın üstadı eserlerinden tanıyor, hatta arada sırada görüşüp konuşuyorlardı. Hüseyin Cahit ise daha birleşmeden önce Fikret’i tanıyordu. Kısaca bu edebiyat cereyanı içindekiler birbirlerini daha önceden tanımış ve kaynaşmışlardı.
Servet-i Fünuncuların düzenli öğrenim görmeleri, okudukları Avrupai okullarda, Avrupalı şairleri yakından öğrenmeleri ve hemen hemen hepsinin orta tabaka ailelerden gelmeleri, onlarda ortak bir sanat zevkinin doğmasına yol açmıştır. Fakat aynı sanat zevkine sahip olmalarına rağmen bu beğeniyi yansıtma yöntemleri birbirlerinden farklıdır.
Bu edebiyatta Tanzimat’ta olduğu gibi bir siyasal ve etken bir işlev yoktur. Aşırı alafrangalık bu edebiyatın en çok kınanan özelliklerindendir. Memleket meseleleri ve Anadolu insanının yaşayışı, bazı küçük denemeler dışında bu edebiyatta mevcut değildir. Yaşadıkları siyasi devir onların gerçeklerden kaçmalarına, günlük sorunlarla ilgilenmemelerine sebep olmuş; üzüntüye düşkünlük, bireyselcilik gibi duygularını beslemiştir.
Solgun çiçeklerden, düşmüş sarı yapraklardan söz eden ve kadın denince bunun bile veremlisinin makbul sayıldığı bu dönemin özelliği,onların özel hayatlarına girmiştir.Verem, intihar, kimsesizlik ve inziva, aşkı ölümle neticelenmek, sarı-siyah gibi daha çok hastalığı ve ölümü simgeleyen renkler, karanlık konular onların ortak sanat çizgileridir.
Servet-i Fünun Edebiyatı 1895 yılında başladı. Bu yılın sonlarında Recaizade’nin teşvik ve aracılığıyla, Servet-i Fünun dergisinin başyazarlığı, onun en değerli öğrencisi Tevfik Fikret’e verildi. Bu sanat çizgisine dâhil olup başka dergilerde (Mektep, Maarif, Hazine-i Fünun, Mirsad ve Malumat) yazan birçok şair ve yazar Servet-i Fünun’da toplandı. Hep birden Servet-i Fünun edebiyatı denilen bir edebi çığırı açtılar.
.
|