
30.09.08
|
|
|
Kurucu Üye
-------------------
|
|
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
|
|
|
Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri
Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri
KOŞMA
Koşma, Türk Halk edebiyatında doğa, aşk, ölüm, ayrılık, yiğitlik, toplumsal olaylar gibi konuların işlendiği en sık kullanılan şiir biçimidir. Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı genellikle 3 – 5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11’li kalıbıyla yazılır. Şair koşmanın son bendinde ismini ya da mahlasını (Takma adını) söyler. Koşmalar dile getirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuşma şeklinde yani “dedim” “dedi” diye başlayan dizelerle de söylenebilir. Bu tür koşmalara “Mürâcaa” adı verilir. Bütün uyakları cinaslı olan koşmalara “Tecnis” denir.
Özellikleri:
* Âşık Edebiyatı'nın en sevilen ve en yaygın olarak kullanılan şiir biçimidir.
* Koşmalar genellikle lirik konularda söylenir.
* Dörder mısralık (dizelik) bölümlerden oluşur.
* Dörtlük sayısı genelde üç ile beş arasında değişir. Altı dörtlükten oluşan koşmalar da vardır.
* 11'li hece ölçüsüyle (6+5 ya da 4+4+3 duraklı olarak) yazılır/söylenir. 4+3 ve 4+4 kalıbıyla söylenmiş koşmalar da vardır.
* Sözlü Türk Edebiyatı’ndaki koşuk nazım şeklinin devamı niteliğindedir.
* Koşmalarda değişik kafiye örgüleri kullanılır. En yaygın kafiye örgüsü: abab cccb dddb cccb ... veya; aaab cccb dddb... veya; xaxa bbbc ccca ddda... şeklindedir.
* Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer.
* Dil sade, anlatım yalın ve içtendir.
* Koşmalar konu yönünden Divan Edebiyatındaki gazel ve şarkı'ya benzer.
* Türk Edebiyatı'nın tanınmış koşma şairleri Karacoğlan, Bayburtlu Zihni, Âşık Ömer ve Erzurumlu Emrah'tır.
* Genellikle saz eşliğinde, ezgiyle söylenen koşmalar, ezginin niteliğine göre "Acemi koşması, Ankara koşması, topal koşma, kesik kerem" gibi türlere ayrılır.
* Aşk ve doğa konularının yanı sıra, ayrılık, özlem, yalnızlık, gurbet, sıla, ölüm gibi temaları işler.
KOŞMALAR KONULARINA GÖRE DÖRT ÇEŞİTTİR:
A) GÜZELLEME: İnsan, hayvan ve tabiat güzelliklerinin anlatıldığı koşmalara denir. En ünlü şairi Karacaoğlan (17. yy) dır.
Güzelleme Örneği:
Çukurova bayramlığın giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini kovarken
Cennet demek sana yakışır dağlar
Ağacınız yapraklarla donanır
Taşlarınız bir birliğe inanır
Hep çiçekler bağrınızda gönenir
Pınarınız çağlar, akışır dağlar
Rüzgâr eser, dallarınız atışır
Kuşlarınız birbiriyle ötüşür
Ören yerler bu bayramdan pek üşür
Sümbül niçin yaslı bakışır dağlar
Karac'oğlan, size bakar sevinir
Sevinirken kalbi yanar, göyünür
Kımıldanır hep dertleri devinir
Yas ile sevincim yıkışır dağlar
KARACAOĞLAN
B) KOÇAKLAMA: Yiğitçe bir anlatımla söylenen, kahramanlık ve savaş konulu koşmalardır. Bu türün en başarılı sanatçıları Köroğlu (16. yy) ve Dadaloğlu (19.yy)'dur.
Koçaklama Örneği:
Şahlar şahı divan açar
Divan gümbür gümbürlenir
Mert dayanır namert kaçar
Meydan gümbür gümbürlenir
Yiğit kendini öğende
Oklar menzili döğende
Şeş-per kalkana değende
Kalkan gümbür gümbürlenir
Ok atılır karasından
Hak saklasın belasından
Köroğlu'nun narasından
Her yan gümbür gümbürlenir
KÖROĞLU
C) TAŞLAMA: Toplumun ve insanların eksik yönlerinin ele alınarak, bunların eleştirildiği koşmalardır. Aynı konunun işlendiği şiirler Divan Edebiyatı'nda hiciv, Batı edebiyatında satir, çağdaş edebiyatta yergi olarak adlandırılır. Bu türün ünlü ozanı Seyrani (19.yy)'dir.
Taşlama Örneği:
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor baştan
Harabe yüz tuttu bezm-i gülistan
Yayla belli değil yurt belli değil
Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Âşık Ruhsat dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil
RUHSATÎ
D) AĞIT: Ölüm ve doğal afetler üzerine özel bir ezgiyle söylenen koşmalardır. Ölüm konulu şiirlere Sözlü Türk Edebiyatı'nda Sagu, Divan Edebiyatı'nda Mersiye adı verilir.
Ağıt Örneği
Sefil baykuş ne gezersin bu yerde
Yok mudur vatanın, illerin hani
Küsmüş müsün selamımı almadın
Şeyda bülbül şirin dillerin hani
Ecel tuzağını açamaz mısın
Açıp da içinden kaçamaz mısın
Azad eyleseler uçamaz mısın
Kırık mı kanadın, kolların hani
Bir kuzu koyundan ayrı ki durdu
Yemez mi dağların kuşuyla kurdu
Katardan ayrıldın şahin mi vurdu
Turnam teleklerin tellerin hani
………
KAĞIZMANLI HIFZI
Koşma Örneği:
Eğer benim ile gitmek dilersen
Eğlen güzel yaz olsun da gidelim
Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
Yollar çamur kurusun da gidelim
Aşamazsın Karaman'ın ilini
Köprüsü yok geçemezsin selini
Gerdan yaylasının perçem belini
Lale, sümbül bürüsün de gidelim
Sökülsün dağların buzu sökülsün
Öne insin çöl ovaya dökülsün
Erzurum dağının karı çekilsin
Ak koyunlar yürüsün de gidelim
Karac'oğlan der ki buna ne fayda
Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
On bir ayın birisinde gidelim
KARACAOĞLAN
SEMAİ
Semai, "işitilerek öğrenilen şiir" demektir. Âşık edebiyatının kimi yönlerden koşmaya benzeyen bir nazım biçimidir.
Halk şiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. Genellikle en az üç, en fazla beş dörtlükten oluşturulur. Çoğunlukla doğa, güzellik, ayrılık, kavuşma gibi duygusal ve lirik temaları işlerler. Semainin hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsü kullanılarak yazılanları da vardır.
Semainin başlıca özellikleri şunlardır:
8'li hece ölçüsüyle söylenir.
Koşma gibi 3–6 dörtlükten oluşur.
Halk şiirinde aruzla söylenmiş semailer varsa da bunlar Divan şiirine özenen kimi ozanlar tarafından söylenmiştir.
Uyak düzeni koşmaya benzer.
Koşmada işlenen temalar ve konular semaide de işlenir.
Söyleyenleri bellidir.
Semainin de güzelleme, koçaklama, taşlama... gibi türleri vardır.
Genellikle aşk ve doğa konusu işlenir.
Kafiye düzeni ve dörtlük sayısı bakımından Koşmaya benzer; fakat semailerde 8'li hece ölçüsü kullanılır. Ayrıca semailerin kendine özgü bir de ezgisi (Bestesi, müziği) vardır.
Karacaoğlan’ın semaileri ünlüdür.
Semai Örneği:
Gönül gurbet ele varma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez
Yürüktür bizim atımız
Yardan atlattı zatımız
Gurbet elde kıymatımız
Ya bilinir ya bilinmez
Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz
ERZURUMLU EMRAH
VARSAĞI
Güneydoğu Anadolu'da yaşayan Varsak boyu ozanlarınca söylenen şiirlere varsağı denilmiştir.
Çok yaygın olmayan bir nazım biçimidir, ölçüsü ve uyak düzeni semai gibidir. (8'li ölçü, abab /cccb /dddb...) özel bir ezgisi vardır.
Genellikle 3 – 5 dörtlükten oluşur. Dörtlük sayısı daha fazla da olabilir.
Koşma ve semaide işlenen konu ve temalar varsağıda da işlenir.
Müziğinde ve sözlerinde meydan okuyan, babacan, erkekçe, yiğitçe bir hava duyulur. Bu da dörtlüklerin içindeki "bre" "hey" "behey" gibi ünlemlerle sağlanır.
Hayattan ve talihten şikâyet üzerinde sık sık durulur.
Bu türün en güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir.
Varsağı Örneği:
Bre ağalar bire beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan bir dem sürelim
Aman hey Allah'ım aman
Ne aman bilir ne zaman
Üstümüzde çayır çemen
Bitmeden bir dem sürelim
Buna felek derler felek
Ne aman bilir ne dilek
Ahir ömrümüzü helak
Etmeden bir dem sürelim
KARACAOĞLAN
DESTAN
Âşık edebiyatındaki destanı, ulusların başından geçen kahramanlık olaylarını anlatan destan (epope) ile karıştırmamalıdır. Âşık edebiyatındaki destanlar, toplumu yakından ilgilendiren savaş, ayaklanma, eşkıyalık, kıtlık, deprem, yangın gibi olaylar; toplumsal yergiler; cimrilik, dalkavukluk, mirasyedilik... gibi gülünç hayat olayları üzerinde durur.
Destanların diğer özellikleri şunlardır:
Duygusal öğelere hemen hiç yer verilmez.
11'li ya da 8'li hece kalıbıyla söylenir.
Dörtlüklerle oluşur.
Uyak düzeni koşmaya benzer. Konusu ve uzunluğu bakımından koşmadan ayrılır.
Halk şiirinin en uzun nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Dörtlük sayısı konunun özelliğine bağlıdır.
Kendine özgü bir ezgisi vardır
Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.
Konulan bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi... gibi gruplandırabiliriz.
Seyrani ve Âşık Ömer bu alanda ünlüdür. Kayıkçı Kul Mustafa'nın Genç Osman Destanı en ünlüsüdür.
Not: Halk şiirinde aruz ölçüsüyle düzenlenmiş şiirler de vardır. Bunlar Divan edebiyatının Halk edebiyatına etkisiyle oluşmuştur. Halk edebiyatında özel bir adla anılan ve aruzla oluşturulan bu yoldaki nazım biçimleri şunlardır:
Divan (Divani), Selis, Semai, Kalenderi, Satranç, Vezn-i ahar
Destan Örneği
GENÇ OSMAN DESTANI
İptida yürüyüş oldu Bağdat’a
Sıçradı hendeği geçti Genç Osman
Vuruldu bayraktar, kaptı bayrağı
İrişti bedene dikti, Genç Osman
Kurşunlarım yağmur gibi yağarken
Tütünlerim gökyüzünde dönerken
Yıkılası Bağdat seni döverken
Şehitlere serdar oldu, Genç Osman
Eğerlensin kır atımın ikisin
Fethedeyim düşmanların hepisin
Sabah namazları Bağdat kapısın
Mevlâ izin verdi, açtı Genç Osman
Getirdin de Genç Osman'ı görelim
Şahbazımız var idüğün bilelim
Taht isterse tahtımızı verelim
Vezirleri posttan indi Genç Osman
Sultan Murat, Sultan Ahmet’in çırağı
Ah edince getirdi ırağı
Kudretten çatılı anın yüreği
Dalkılıç yazıldı, gitti Genç Osman
Karac'oğlan bunu böyle söyledi
Askerleri dağı taşı boyladı
Bir Bağdat’ı da gayet mehd eyledi
Bin yiğide bir baş oldu Genç Osman
KARACAOĞLAN
*********
|