Trendyol 336*280
Kapatmak İçin Tıklayınız

Go Back   EdebiyatDenizi.Com - Edebi ve Düşünsel Ufkunuz > EDEBİYAT > İslamiyetin Kabulünden Sonraki Dönem Türk Edebiyatı > Geçiş Dönemi
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Loading

Reklam Alanı
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Reklam Alanı
  #1  
Alt 02.03.09
DenizYıLdızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurucu Üye
-------------------
DenizYıLdızı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üye Numarası : 21
Üyelik Tarihi : 19-04-2008
Bulunduğu Yer : İZMİR
Mesaj Sayısı : 2.577
Thanks: 49
Aldığım Teşekkür: 41
Tecrübe Puanı : 3321
Tecrübe : DenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond reputeDenizYıLdızı has a reputation beyond repute
İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatına Genel Bakış

.


İSLAMİYET ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATINA GENEL BAKIŞ


İslami devir içinde Türk Edebiyatı ilk mahsullerini 9. yüzyılın ikinci yarısında vermeye başlamıştır. Bunlar içinde ilk büyük eser olarak Balasagunlu Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig'i görülür. İkinci olarak Kaşgarlı Mahmut’un Divan ü Lügati't-Türk'ü yine aynı devrin eseri olmakla birlikte İslamiyet öncesi Türklükten çeşitli manzumeler, atasözleri vs. gibi türlü metinlere yer vermektedir. Kaşgarlının eseri her yönüyle zenginlik gösterir. Türk dilinden, Türk boylarına, Türk töre ve adetlerine, gelenek göreneklerine ve coğrafyasına geniş yer ayırır. Kutadgu Bilig ise toplum yaşamını ele almakla birlikte daha çok bir siyaset kitabı durumundadır. Her iki eser de Hakaniye Türkçesiyle yazılmıştır. Fakat Kaşgarlı Mahmud, Hakaniye Şivesinin yanında ikinci bir edebi şive olarak Oğuz Türk Şivesine yer vermektedir.

Oğuzlar 10 ve 11. yüzyıllarda oldukça geniş bir alana yayılmışlar; İrtiş'ten Volga'ya dayanan sınırları, Hazar Deniziyle Maverâünnehir arasındaki bütün bir bozkır sahasını içine almıştır. Böylece Orta Türkçe ilk devresinde Hakaniye ve Oğuz edebi şiveleriyle görünüyordu. On iki ve 13. yüzyıllarda ise artık Birleşik Orta-Asya Türkçesi eserlerini verirken, Türklüğün batıya olan göçleri sayesinde Oğuz Türk şivesi yalnız Selçuklu tebaasında konuşulmaktaydı. Devletin büyük bir dünya hâkimiyeti düşüncesiyle hareket etmesi, Müslüman olup, halifeye bağlılığı, İranlıların da aynı bölgede yer alması gibi düşünceler, belki Arapça ve Farsçanın Türkçeye oranla daha çok öne geçmesini sağlamış olabilir. Ancak askeri Türk unsurlardan meydana gelen bir devlette Türkçe, halka ve orduya bağlı olarak yaşamıştır. Böylece Oğuz şivesiyle bu devirde kalıcı bir eser bırakılmamış, bırakılanlar da günümüze kadar ulaşamamıştır. Aynı şive dairesi içinde Müşterek Orta Asya Türkçesinin Doğu ağzı olan Kaşgar ve Batı ağzını meydana getiren Harezm ve Sirderya Irmağının güneyindeki yerlerle Yedisu, Merv, Buhara sahası birer kültür merkezi durumuna gelmişler ve pek çok eserin doğmasına zemin hazırlamışlardır. Aslında bu bölge çeşitli dillerin de kavşak noktası gibi bir özelliği muhafaza etmiştir. Bunun yanında Müşterek Orta Asya Türkçesinin İran ağızları özellikle Türkmen Türkçesi oldukça sözü edilecek değerde bir gelişme göstermiştir. Altınordu ki kuzeydoğuda Bulgar Devleti, Harezm, Teşt-i Kıpçak bozkırları ile Kırım'dan Bakü'ye kadar uzanan saha, bu Türk illeri içine dâhildir. Türkçe burada da geniş bir yayılma sahası bulmuş ve Kıpçak Şivesiyle pek çok eser verilmiştir.

Yesevi ve onun izleyicilerinden sonra, 13. yüzyıldan itibaren Çağatay Türkçesi, Eski Türkçenin bir devamı olarak bütün bunların merkezi durumuna geçmiş ve Doğu Türkçesi adıyla, kuzeydeki Kıpçak Türkçesini daha sonra kendisinde toplayarak gelişmesini devam ettirmiştir.

Bu durumda İslami devir içinde Türk Edebiyatını;

1. Batı Türkçesinin ortaya koyduğu edebiyat;

2. Birleşik Orta Asya Türkçesinin izleyerek Kuzeydoğu Türkçesinin oluşturduğu edebiyat, olarak ikiye ayırmak gerekmektedir.

Selçukluların dağılmasına kadar bir varlık gösteremeyen ve sadece konuşma dilinde kalan Oğuz Türkçesi, Anadolu Selçuklu Devletinin çöküşü üzerine, ortaya çıkan beyliklerin hükümet merkezlerinde birdenbire serpilmeye başlamış ve yeni yeni eserler ortaya çıkarmıştır. Orta Türkçenin Oğuz Kolu böylece Selçuklu Türkçesinden sonra yerini Eski Anadolu Türkçesine bırakmıştır.

Tavaif-i Müluk devri diye adlandırılan bu devrede Anadolu'da çeşitli kültür merkezleri oluşmuş, halkın kültüre yönelmesi, tebaanın terbiyesi yazarları Türkçe yazmaya zorlamış, beyler de bu duruma yardımcı olmuşlar ve Türkçeye gereken değeri vermişlerdir. Karamanoğlu Mehmet Beyin Türkçe üzerinde durmasına rağmen, beylikler içinde kültür faaliyetlerinin en yoğun olduğu beylik Osmanlı ve Germiyan beylikleri olmuştur. Ayrıca bir şair veya yazarın zaman
Zaman eserlerini birden fazla beye sunduğu da görülmüştür. On üçüncü yüzyılın son çeyreğinde Türkçe, resmi yazışma dili olarak kendisini göstermiştir. Bu şive yukarıda bahsettiğimiz Kaşgarlı Mahmut’un, iki Türk şivesinden biri olan, Osmanlı ve Azeri gibi iki kolu bulunan Oğuz şivesidir. Yukarıda söz ettiğimiz durumlardan başka eserlerin Türkçe olarak yazılmasında; tarikat büyüklerinin halkı bilinçlendirme amacı, yazarlardaki Türkçe bilinci, daha önceki olaylardan ders ve ibret alma düşüncesi, konuda çeşitlilik arama, meslek gayreti, hayır dua ile anılma ve unutulmama düşüncesi, çeviri gayretleri vb. gibi sebepler büyük rol oynamıştır.

On üçüncü yüzyılda verilen eserler; pek sınırlı olmakla birlikte Anadolu Türk birliğinin kurulamaması, aksine pek fazla bir dağınıklık ve başıboşluk yüzünden, çeşitli bölgelerde bir parıltı durumunda kalırlar. Zaten Anadolu'da Türk Edebiyatının ne zaman başladığı da kesin olarak bilinmemekle birlikte; Selçuklular zamanında bir şifahi (sözlü) edebiyatın varlığı daima mevcuttur. Buna kıyasla yazılı edebiyattan söz etmek gerekir. Fakat bu bölgede ilk eserlerin neler olduğu, Türk kültür tarihinin bilinmezlerindendir. Devrin içinde bulunduğu kargaşa, öyle sanıyoruz ki, bütün yazılanları almış götürmüş veya yazmaya fırsat vermemiştir. Böylece Anadolu sahasında 11 ve 12. yüzyıla ait eserlere tesadüf edilememiştir.

Ancak 13. asırdan sonradır ki, Anadolu sahasında bazı eserler ortaya çıkacak, yüzyıl yüzyıl gitgide genişleyecek ve Osmanlıların Anadolu Türk Birliğini kurmalarından sonra bütün bu kültür faaliyetleri Osmanlı sarayına taşınacak ve neticede kesintisiz devam eden ve Türklüğün en büyük yazı dili olan Oğuz Türkçesiyle sayısız eserler vücuda getirilecek, böylece Osmanlılar Türk kültürünün hamisi olarak tarihteki yerlerini alacaktır. Hatta Türk dili devletin adına bağlı olarak Osmanlıca olarak adlandırılacaktır. Osmanlı edebiyatını hazırlayanlardan, hangi bölgede bulunurlarsa bulunsunlar, beyliğin kuruluşundan önce ve sonra da olsa, söz edilmesi gerekmektedir. Çünkü Selçuklu ile birlikte gelen kültür mirası bu devirde her beyliğe ışık tutmuş ve Klasik Türk Edebiyatının gelişimine temel oluşturarak geniş rol oynamıştır.

Oğuz Türkçesi bu devirden itibaren batıda Osmanlı, doğuda Azeri olmak üzere iki edebiyat ortaya koymaktadır. Ancak bu edebiyatın 15. yüzyıla kadar olan zamanı aynı daire içine alınmaktadır. Daha sonra dilde görülen ikili kullanışları her saha kendine göre genelleştirmiş ve bazı ayrılıklar ortaya çıkmıştır. Dildeki bu ayrılıklarda coğrafya da göz önüne alınırsa, gitgide daha geniş ve belirli farklılıkların ortaya çıkacağı muhakkaktır. Onun içindir ki, Batı Türkçesi Osmanlı ve Azeri edebiyatı gibi iki edebiyat ortaya koymuştur. Şunu da belirtmek gerekir ki, Türklüğün en büyük yazı dili olan ve kesintisiz eserlerini veren Osmanlı Türk Edebiyatının etkisi bütün Türk illerinde her zaman varlığını korumuştur. Bunun yanında Osmanlı şairleri, diğer Türk illeriyle irtibatı kesmemek gayreti ve düşüncesine dayanarak Doğu Türkçesiyle şiirler de yazmışlardır.


İSLAMİYET SONRASI TÜRK EDEBİYATI (11–19. YY.)

8. yy.dan itibaren yerleşik hayata geçen, Müslümanlıkla tanışan Türkler, 10. yüzyılın ilk yarısında (920) Karahanlı Devleti hükümdarı Satuk Buğra Han’ın Müslümanlığı kabul etmesiyle başlayan süreçte Müslümanlıkla Türklüğü birleştirip bir sentez ortaya çıkarmışlar, yaşam biçimlerini buna göre belirlemişler, bu sayede birlik sağlamışlar; İslam dininin, Farsların ve Arapların etkisiyle yeni bir edebiyat oluşturmaya başlamışlardır.

Bu edebiyatta sözlü eserlerin yanı sıra yazılı eserler de çoğalmıştır. Bilimsel eserler ve Kur’an-ı Kerim aracılığı ile Arapçadan; Edebî eserler aracılığıyla da Farsçadan etkilenilmiştir. Yine bu yolla o zamana kadar dış etkilerden uzak olan Türk dili Arapça ve Farsçanın etkisine girmeye başlamıştır.

İslâm kültürü, ortak İslâm edebiyatının şekil ve tekniği, zevki, hayat görüşü, temaları, motifleri, Türklerden önce Müslüman olarak bir İslâmi edebiyat geliştiren İranlıların aracılığı ile Türk Edebiyatına girmiştir. İslâmî edebiyat şiirinde ortak teknik malzeme (şekiller, temalar, motifler) ile ortak bir dünya görüşü ve estetik kavramı benimsenmiştir.

XIV. Yüzyılda yazıya geçirilen "Dede Korkut Kitabı" destan döneminin hatıralarını saklayan, gerek içerik gerekse dil ve üslup mükemmeliyeti bakımından Türkçenin şaheserleri arasında yerini daima muhafaza eden çok değerli bir eserdir. İslâmiyet’ten sonra da destansı edebiyat devam etmiştir

Karahanlı Dönemi: Satuk Buğra Han Destanı
Kazak-Kırgız Kültür Dairesi: Manas
Türk-Moğol Kültür Dairesi: Cengiz name
Tatar-Kırım: Timur ve Edige Destanları

Selçuklu-Beylikler ve Osmanlı Dönemleri: Seyit Battal Gazi Destanı (Battal Gazi’nin İslamiyet’i yayış mücadelesini ve yiğitliklerini anlatır), Danişment Gazi Destanı (Danişmendname), Köroğlu Destanı.

İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk edebiyatı, XIX. yüzyıla kadar devam etmiş ve bu alanda en güzel örneklerini vermiştir. XIII. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar süren bu dönem edebiyatımızın gelişim sürecini şu başlıklarda inceliyoruz:
I. Divan Edebiyatı (Klasik Türk Edebiyatı)
II. Halk Edebiyatı
a) Anonim Halk Edebiyatı
b) Dinî - Tasavvufi Halk Edebiyatı
c) Âşık Tarzı Halk Edebiyatı


İnternetten derlenmiştir.
.
Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş !
Reklam Alanı
Yeni Konu aç Cevapla

Anahtar Kelimeler
bakış, edebiyatına, etkisinde, gelişen, genel, türk, İslamiyet


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Protected by CBACK.de CrackerTracker

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0