Edebi Sanatlar 25 Farklı Söz Sanatı Hakkında Ayrıntılı Bilgiler

Edebi sanatlar üzerine önemli açıklamalar ve örnek cümleler

Edebi metinlerde kelimeler sözlük anlamları dışında kullanılır. Sanatçı anlatımı daha etkili kılmak için çeşitli söz sanatlarına başvurur. Edebi sanat adı verilen bu kullanım tarzı sanatsal metinlerin en belirleyici özelliklerinden biridir.

Söz sanatları ya da diğer adıyla edebi sanatlar anlatımı kuruluktan kurtarmak, etkileyici kılmak, anlatıma güzellik, canlılık ve güç katmak amacıyla şiir ve düz yazıda kullanılan sanatlardır.

Aşağıda en yaygın kullanılan edebi sanatlar örnekler yardımı ile açıklanmıştır.

Edebi sanatlar 1

Teşbih (Benzetme)

Aralarında ilgi bulunan iki unsurdan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesiyle yapılan sanattır. Teşbihte benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı olmak üzere dört unsur vardır.

Örnek: “Emre tilki gibi kurnazdır.”

Bu cümlede, tilki, kurnazlık bakımından Emre’den daha kurnazdır. Emre tilkiye benzetilmiştir.

Teşbihte dört unsur vardır.

Benzetilen: tilki

Benzetme edatı: gibi

Benzetme yönü: kurnaz

Benzeyen: Emre

Edebi sanatlar 2

İstiare (Eğretileme)

Bir sözün benzetme amacıyla başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. Teşbihin temel unsurlarından yalnız biriyle (benzeyen ya da kendisine benzetilen) yapılan benzetmedir. İkiye ayrılır: 

Açık İstiare

Sadece benzetilen söylenerek yapılan istiaredir. 

Örnek: “Kurban olam, kurban olam beşikte yatan kuzuya.”

Bu dizede bebek, kuzuya benzetilmiş ancak benzeyen olan bebek söylenmemiş, sadece benzetilen kuzu söylenmiştir.

Kapalı İstiare

Yalnız benzeyenin söylendiği istiareye kapalı istiare denir.

Örnek: “Atalarımız kanatları o gün.”

Bu dizede atlar(benzeyen), kuşa (kendisine benzetilen) benzetiliyor; ancak dizelerde kuş sözcüğü geçmiyor. Bu benzetme, dizedeki uçmak anlamına gelen kanatlanmak sözcüğünden anlaşılıyor.

Not: Teşhis ve intak olan her yerde kapalı istiare vardır.

NotTemsili istiare: Şiirin tamamına yayılmış olan istiareye temsili istiare denir.

Edebi sanatlar 3

Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)

Bir sözcüğün, değişik ilgiler sonucunda herhangi bir benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır.

Mecaz-ı mürsel sanatında parça-bütün, iç-dış, eser-yazar, neden-sonuç gibi ilişkiler söz konusudur.

Bütün-parça ilişkisi

Herhangi bir kavramın parçası söylenir bütünü kastedilir veya bütünü söylenir parçası kastedilir.

Örnek: “Tüm dudaklar bu şarkıyı söylüyor.”

Bu cümlede dudaklar söylenerek bütün olan insanları kastedilmiştir.

İç-dış ilişkisi

Bir nesnenin dışını verip içini ifade etmektir.

Örnek: “O kadar kurumuş ki ağzı bardağı bir dikişte bitirdi.” (Bardağın içindeki suyu anlatılmak istenmiştir.)

Sanatçı-yapıt ilişkisi

Bir sanatçıyı verip onun yapıtlarını ifade etmektir.

Örnek: “Bu yaz elinden hiç düşürmedim, Orhan Pamuk’u.” (eserlerini)

Neden-sonuç ilişkisi

Sonucu verip o sonucun nedenini kastetmedir.

Örnek: “Bahçemize bereket yağdı bütün gece.” (yağmur) 

Edebi sanatlar 4

Teşhis (Kişileştirme)

Tabiattaki varlıkları, imgesel yaratıkları, insanlar gibi davrandırma ve canlandırma sanatıdır. İnsan dışındaki varlıklara insanın konuşma yetisinin yüklendiği sanattır.

Örnek: “Gün bitti ağaçta neşe söndü.”

İnsana benzetilen, ağaçta neşe, insanın özellikleri yüklenmiştir.

Edebi sanatlar 5

İntak (Konuşturma)

Konuşma yeteneği olmayan varlıkları konuşturma sanatıdır.

Örnek: “Adam elini uzattı; tam onu koparacağı sırada, papatya: 
  -Bana dokunma! diye bağırdı.”

Bu cümlede “papatya” insan gibi konuşturulmuştur.

Edebi sanatlar 6

Tariz (İğneleme)

Alay etmek veya sitemde bulunmak amacıyla, söylenen bir sözün tersinin kastedilmesi sanatına tariz denir.

Örnek: “Böyle dostu olanın düşmana ihtiyacı yok.”

Bu kişinin sağlam olmadığını, kendisinden zara geldiğini söylemek.

Edebi sanatlar 7

Kinaye (Değinmece)

Bir sözcüğü ya da sözcük öbeğini, mecaz anlamını amaçlayarak hem mecaz hem de gerçek anlamını verebilecek şekilde kullanmaktır. 

Örnek: “Çamura taş atarsan üstüne sıçrar.”

Çamura taş atılırsa insanın üstüne sıçrar. (Gerçek anlam)

Kötü insanlara bulaştığımızda zarar görebiliriz. (Mecaz anlam)

Edebi sanatlar 8

İrsal-i Mesel

Yazılı ve sözlü anlatımlarda atasözü ve vecize kullanma sanatıdır. Zekâ gösterme ve karşıdakini ikna etme amacıyla yapılır.

Örnek:

Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın
Sırtı pek kimseye ahval-i şita yaz görünür

Edebi sanatlar 9

Mübalağa (Abartma)

Bir olayı, bir olguyu gerçekte olduğundan daha büyük ya da daha küçük göstermektir.

Örnek:

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın 
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın

Bu dizelerde “tarihe gömülmek ve oraya sığmamak” sözü abartılı bir şekilde kullanılmıştır.

Edebi sanatlar 10

Tevriye

Birden fazla anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamını söyleyerek uzak anlamını kastetmektir.

Örnek:

Ulusun, korkma nasıl böyle bir imanı boğar

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar

Bu dizelerde “ulusun” sözü iki anlama gelecek şekilde kullanılmıştır. Sözcük, “yücesin” anlamına geldiği gibi “köpeğin çıkardığı sesi çıkarsın” anlamına da gelmektedir. Dizelerde kullanıldığı şekliyle her iki anlam da geçerlidir.

Edebi sanatlar 11

Tezat 

Karşıt durumların, olayların, düşüncelerin, bir arada belirtilmesidir. Bu ifade karşıt (zıt) anlamlı sözcükler kullanılmadan da yapılabilir.

Örnek:

“Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz” 
“Bir nefes kadar yakın, bir yıldız kadar uzak”

Yukarıdaki örneklerde “ağlamak -gülmek, yakın – uzak” sözcükleri arasında zıtlık vardır.

Edebi sanatlar 12

Hüsn-i talil (Güzel neden bulma)

Herhangi gerçek bir olayın meydana gelişini hayali ve güzel bir sebebe bağlama sanatıdır. Bu sanat daha çok anlatıma güzellik ve zerafet vermek için yapılır. Klasik Türk şiirinde çok sevilerek kullanılmış bir sanattır.

Örnek:

“Ey sevgili sen bu ilden gideli

Yaprak döktü ağaçlar, coştu gökyüzü”

Bu dizelerde zaten gerçekleşecek olan ağaçların yaprak dökmesi ve yağmurun yağması, sevgilinin gidişine bağlanmıştır.

Edebi sanatlar 13

İstifham (Soru sorma)

Edebiyatta anlatımı daha etkili hale getirmek için, duygu ve düşüncenin soru şeklinde ifade edilmesine denir. Ancak bu soruların cevabı istenmez. Çünkü sorunun cevabı soru şekline sokulmuş ifadenin kendisidir.

Örnek:

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Orhan Veli Kanık

Bu dizelerde şair sorularına bir cevap beklemiyor, elbette bu soruların cevaplarını zaten biliyor.

Edebi sanatlar 14

Tecahül-i Arif (Bilmezlikten gelme)

Söyleyişte bir anlam inceliği ve zarafeti yaratmak için bir konuyu bilip de bilmezlikten gelme sanatıdır.

Örnek:

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Ahmet Haşim

Suların yanmadığını, suyun ateşi söndürebileceğini, güneşin batarkenki kızıllığının sulara yansıdığını herkes bilir, bunu şair de biliyor; ancak ifadesini kuvvetlendirebilmek için bu sanata başvuruyor.

Edebi sanatlar 15

Telmih (Hatırlatma)

Tarihte meydana gelmiş ve çok kimse tarafından bilinen bir olayı ya da herkesin tanıyacağı ünlü isimleri şiirde hatırlatma sanatına telmih denir.

Örnek: “Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.”

Bu dizede tarihi bir olaya, “Bedir Savaşı”na yer verilerek “hatırlatma” sanatına başvurulmuştur.

Edebi sanatlar 16

Tenasüp

Aralarında türlü anlam ilgileri bulunan en az iki sözcük, terim ya da deyimi bir dize ya da beyit içinde 
bir arada kullanma sanatıdır.

Örnek:

Küçüktüm küçücüktüm
Oltayı attım denize 
Bir üşüşüverdi balıklar 
Denizi gördüm

Orhan Veli Kanık

Yukarıdaki dörtlükte olta, deniz ve balık sözcükleri birbiriyle ilgili olduğundan tenasüp sanatı yapılmıştır. 

Edebi sanatlar 17

Leff ü Neşr (Yayma)

Bir dizede geçen en az iki sözcüğün anlamca ikinci dizede benzerlik ve karşılıklarının verilmesidir.

Örnek:

Gönlümde ateştin gözümde yaştın

Ne diye tutuştun ne diye taştın

İlk dizedeki “ateş” sözcüğüyle ikinci dizedeki “tutuşmak” sözcüğü, yine ilk dizedeki “yaş” sözcüğü ile ikinci dizedeki “taşmak” sözcüğü anlamca ilgilidir.

Bu ilgili sözcükler alt alta gelecek şekilde sıralandığı için “leff ü neşr” sanatı vardır.

Edebi sanatlar 18

Terdit (Beklenmezlik)

Karşısındakini merak içinde bırakıp, sözü beklenmedik bir şekilde bitirmektir.

Örnek:

Dişin mi ağrıyor

Çek kurtul

Başın mı ağrıyor

Bir çeyreğe iki aspirin

Verem misin

Üzülme onun da çaresi var

Ölür gidersin

(Sabri Soran)

Edebi sanatlar 19

Rücu

Kelimenin sözlük anlamı “geriye dönmek”tir. Sanatçının söylediği sözü reddeder görünerek ilerleyen dizelerde eski görüşüne kuvvetle dönmesi şeklinde yapılır. Şair sözden vazgeçtiğini, “yok yok” “yok öğle değil” gibi ifadelerden anlarız.

Örnek:

Sordum, meğer bu bir mücevher kutusu mudur? 

Yok yok senin gizli derdinin ilacıdır, dedi.

Edebi sanatlar 20

Nida (Seslenme)

Şairin korku, sevinç, şaşkınlık, acı, ıstırap, öfke gibi pekiştirilmiş, duygu ve düşüncelerini okuyucuya hissettirebilecek şekilde işlemesidir. Genellikle “Ey, hey, vay!” gibi ünlemlerle seslenilir. Tekrîr ve teşhis sanatlarıyla birlikte kullanılır.

Örnek: “Ey bu toprak için toprağa düşmüş asker!”

Bu dizede kullanılan ünlem, nida sanatına örnektir.

Edebi sanatlar 21

Aliterasyon

Düzyazıda, şiirde ahenk oluşturmak amacıyla aynı hecenin veya sesin tekrar edilmesine aliterasyon denir.

Örnek:

Bir lamba hüznüyle

Kısıklı altın ufuklarda akşamın güneşi

Bu dizelerde “l” ünsüzü çokça kullanılarak aliterasyon yapılmıştır. 

Edebi sanatlar 22

Tekrir (Tekrarlama)

Anlatımı güçlendirmek için bir sözcüğün ya da söz grubunun tekrarlanmasıyla oluşur.

Örnek:

Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince 

Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur

Bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince

Aynalar yüzümüzü tanımaz olur

Bu mısralarda “yağmur” sözcükleri tekrarlanarak takrir sanatı örneklenmiştir.

Edebi sanatlar 23

Akrostiş

Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya okunduğunda bir isim çıkacak şekilde düzenlenmiş şiire denir.

Örnek:

Hayal gibi belirir

Aklımda suretin

Tüm günlerin ve gecelerin

İsmi gibidir

Cemalin

Ey güzel perim sevdiğim sensin benim

Bu şiirin mısralarının ilk harfleri yukaridan aşaği okununca “Hatice” ismi çıkar.

Edebi sanatlar 24

Seci (İç Uyak)

Düz yazı cümlelerinin içinde ya da sonunda yapılan uyaklara seci denir. Divan edebiyatının süslü düz yazı örneklerinde görülür.

Örnek:

İlâhi, kabul senden, “ret” senden; şifa senden, “dert” senden. İlâhi, “iman” verdin, “daim” eyle; “ihsan” verdin, “kaim” eyle.

Ret, dert, iman, daima, ihsan, kaim kelimelerinin ses benzerliğinden dolayı seci yapmıştır.

Edebi sanatlar 25

Cinas

Söylenişleri ve yazılışları aynı, anlamları farklı (sesteş) sözcükleri dize sonlarında kullanma sanatıdır.

Örnek:

Alışmışsan zevke, sefaya çekinme boz kır

Unutma ki benim gönlüm sensiz yine bozkır

“Bozkır” sözcüğü yazılış ve okunuş bakımından aynı, anlam bakımından farkı olduğu için cinas sanatı vardır.

 

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

Haldun Taner Keşanlı Ali Destanı Yazarı Hakkında Detaylı Bilgiler

 

Aşık Edebiyatının Genel Özellikleri, En Detaylı Bilgiler

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir