Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında bilinmesi gereken her şey

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatı, sanatı ve eserleri üzerine detaylı bilgiler

Türk edebiyatının en yetkin sanatçılarından biridir. Şiir, roman ve edebiyat araştırmaları türünde eserler vermiştir. Kendi döneminde ve sonraki çağlarda yeterince anlaşılamazsa da Türk edebiyatının seçkin yazarlarından biri olduğu tüm edebiyat eleştirmenlerince kabul görmüştür.

Ahmet Hamdi Tanpınar, 1901 yılında İstanbul’da doğmuştur. İstanbul Üniversitesinin Edebiyat Bölümüne girer ve 1923 yılında bitirerek Erzurum’a edebiyat öğretmeni olarak atanır. Ankara’da bir ara Gazi Eğitim Enstitüsünde edebiyat öğretmeni olur. İstanbul’a atanır. Güzel Sanatlar Akademisinde sanat tarihi, estetik ve mitoloji dersleri verir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tanzimat edebiyatı profesörlüğüne geçer. 1942 yılında Kahramanmaraş’tan milletvekili seçilir.

Okuma zevkini küçük yaşlarda edinir. Dolaştığı Anadolu kentleri, annesinin küçük yaşta ölümü ve okudukları, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kişiliğinin oluşmasında etkili olur. l. Dünya Savaşı’nın acılarını ve darlık yıllarını yaşar. Bu dönem, Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in yapıtlarını tanıdığı ve hayran olduğu yıllardır. Yazdığı ilk şiirde onların etkileri görülür. 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sanat anlayışı

1932 yılına kadar üzerinde Batı etkisi çok belirgindir. Ahmet Hamdi Tanpınar daha sonra Doğu dünyasına yönelir. Doğu ile Batı’yı kendine özgü bir sentezle kişiliğinde uzlaştırmaya çalışır. Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in etkisinde şiirler söyler. Şiirin bütünlüğünü korur ve hece ölçüsünü en güzel biçimde dizelerine uygular. 
Musikî, his ve hayal şiirlerinin ana unsurudur. Şiirlerinde dış öge olarak “ahenk”, iç öge olarak “zaman” kavramıyla “bilinçaltı” ağır basar. 

“Şiirde sustuğum şeyleri roman ve hikâyelerimde anlatırım.” diyen sanatçının nesir dili de şiire benzer. Roman ve hikâyelerinde olay bir insanın etrafında toplanmış gibidir. 

Yapıtlarında zaman kavramı, psikolojik değerler, rüya, bilinçaltı vb. önemli yer tutar. Şiirlerinde duygu ve imge temel ögedir. Gerçek yaşam rüya gibi algılanır. “An”lar çok önemlidir ve duyguların yoğunlaştığı durumlardır. Duygularını zengin mecazlarla anlatır. Şiirden başka roman, deneme, makale ve edebiyat tarihi alanlarında yapıtlar vermiştir. Roman ve öykülerinde Doğu-Batı sentezi çok güçlü bir biçimde görülür. 

Sosyal yaşamla ilgili acılar, neşeler, sevinçler, istekler, umutlar, insan psikolojisi ve zaman kavramları manzum ve mensur eserlerinin konularındandır. 

Hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şiir türünde eserleri vardır. 

Roman ve hikâyelerinin psikolojik yönü ağır basar. 

Eserleri: 

Huzur (roman) 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü (roman) 

Aydaki Kadın (roman) 

Sahnenin Dışındakiler (roman)

Mahur Beste (roman)

Abdullah Efendi’nin Rüyaları (hikâye)

Yaz Yağmuru (hikâye) 

Beş Şehir (deneme) 

XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (edebiyat tarihi)

Edebiyat Üzerine Makaleler (makale)

Yahya Kemal (monografi)

Şiirler (şiir)

 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirlerinden örnekler

 

MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ

 

Mavi, maviydi gökyüzü

Bulutlar beyaz, beyazdı

Boşluğu ve üzüntüsü

İçinde ne garip yazdı…

 

Garip, güzel, sonra mahzun

Işıkla yağmur beraber,

Bir türkü ki gamlı, uzun,

Ve sen gülünce açan güller,

 

Beyaz, beyazdı bulutlar,

Gölgeler buğulu, derin;

Ah o hiç dinmeyen rüzgâr

Ve uykusu çiçeklerin.

 

Mor aydınlıkta bir çınar

Veya kestane dibinde;

Mahmur süzülen bakışlar

İkindi saatlerinde…

 

Birden gülümseyen yüzün

Sabahların aynasında

Ve beni çıldırtan hüzün

İki bakış arasında.

 

BİR GÜL BU KARANLIKLARDA

 

Bir gül bu karanlıklarda

Sükute kendini mercan

Bir kadeh gibi sunmada

Zamanın aralığından.

 

Başında bu mucizenin

Sesler, kokular ve renkler

Ebediyete kadar derin

Bir anın vadiyle bekler.

 

Ve diyor fecirden berrak

Sesiyle her ürperişte

Geceyi yumuşatarak

Bütün gözyaşlarım işte.

 

Serinletmesin, ne çıkar

Bu ümitsiz yalvarışı

Hiç bir meyve ve pınar

Ne de günlerin akışı.

 

Yetmez mi bu müjde sana

Aydınlatırsam alnını

Ben her rüyayı zamana

Taşıyan yıldız kervanı.

 

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

 

Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare geniş bir anın

Parçalanmış akışında,

Bir garip rüya rengiyle

Uyumuş gibi her şekil,

Rüzgarda uçan tüy bile

Benim kadar hafif değil.

 

Başım sukutu öğüten

Uçsuz, bucaksız değirmen;

İçim muradıma ermiş

Abasız, postsuz bir derviş;

 

Koku bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim

 

BÜTÜN YAZ

 

Ne güzel geçti bütün yaz,

Geceler küçük bahçede…

Sen zambaklar kadar beyaz

Ve ürkek bir düşüncede,

Sanki mehtaplı gecede,

Hülyan, eşiği aşılmaz

Bir saray olmuştur bize;

Hapsolmuş gibiydim bense,

Bir çözülmez bilmecede.

Ne güzel geçti bütün yaz,

Geceler küçük bahçede…

 

SABAH

 

Serin rüzgârlara pencereni aç!

Karşında fecirle değişen ağaç,

Bak, seyret ağaran rengini ufkun

Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.

Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr.

Gümüş çıplaklığı bir başka bahar

Olan vücudunu ondan gizleme.

Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,

Esîrden dudaklar okşasın sevsin

Mademki geceden daha güzelsin!

 

HER ŞEY YERLİ YERİNDE

 

Her şey yerli yerinde; havuz başında servi

Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,

Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,

Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi

 

Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,

Serpilen aydınlıkta dalların arasından

Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman

Sessizlik dokunuyor bir yerde yaprak yaprak…

 

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu

Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin

Hazların aleminde yumulmuş kirpiklerin

Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.

 

Belki rüyalarındır bu taze açmış güller,

Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,

Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,

Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.

 

Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda

Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,

Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan

Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda.

 

SELAM OLSUN !..

 

Selam olsun bizden güzel dünyaya,

Bahçelerde hala güller açar mı?

Selam olsun sonsuz güneşe, aya,

Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

Hepsi güzeldi.Kar, tipi, fırtına,

Günlerin geçişi, ardı ardına.

Hasretsiz bir kanat şakırtısına,

Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,

Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan.

Dönmeyen gemiler olduk açıktan,

Adınızı soran, arayan var mı?

 

RAKS

 

Tılsımlı çocuğu saf aydınlığın

Bu kadın vücudu beyaz ve çıplak.

Eşiğinde sanki sonsuz varlığın

Her an değişiyor dönüp uçarak.

 

Ve gülümseyerek öyle derinden

Her lâhza başka şey ve hep kendisi

Bir başka yıldızdan veya alevden

Anın ve hareketin mucizesi.

 

Arkasında ritmin geniş rüzgarı

Bir gül kasırgası gibi enginde.

Savruluyor yüzü, çılgın kolları

Yarattığı zaman bahçelerinde.

 

Her an değişiyor, yelken, gül, kanat

Bütün burçlarıyla uzanmış gece.

Defneler önünde şaha kalkan at

Zihnin eşiğinde ürkek düşünce.

 

Her lâhza başka şey ve hep kendisi

Yaralı bir ceylân gibi bakarak,

Anın ve hareketin mucizesi

Uçuyor, duruyor, bekliyor… çıplak.

 

Ve ümitsiz avı bin sonsuzluğun

Bekliyor ruhunun eşiklerinde.

Tılsımlı kaderi her susuzluğun

Bir gül fırtınası gibi derinde.

 

GÜNLERİMİZ

 

İçlenme, beyhudedir, maziyi sakın anma!

O vefasız yavruya benzer ki günlerimiz.

Kendini yuvasından bırakır ki akşama

Benzeyen göle, sessiz…

 

Ruhundaki susuzluk engin mesafelere

Duyurmadan ne anne ne bir yuva hasreti,

Narin kanatlarıyla uçar orman, dağ, dere

Ve bir gün bir çukurda bulunur iskeleti.

 

 KARIŞAN SAATLER İÇİNDE

 

 Karışan saatler içinde hâtırana

Bazı sabahlarla ikindiler yan yana,

Değişik gülleri sanki tek bir baharın;

Bâkir hülyasıyla beyaz ve ürkek yarın,

O sükût bahçesi, ufkunda kuş yerine

Hasret kanat çırpar düşünen ellerine…

 

Hep aynı nağmede çılgın dolaşan yaylar,

Bir yıldız kervanı gibi haftalar, aylar

Hep aynı hayalin peşinde bu yolculuk,

Hep gül yangını ve bahar sıtması ufuk…

 

Tenha bir ucunda gecenin bir sır gibi

Fısıldanan adın kardeş, dost ve sevgili,

Durgun havuzların süsü ten rengi çiçek

Bir mevsim cümbüşü içinde süzülerek

Ömrün gecesinde ve kader rüzgârında

Bir ürperme olur çıplak omuzlarında…

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir